Çin’in Rotası Bugünlerde Pekin’de Saptanıyor

cin-ikili-konferasnlar-1.jpg

Çin, bugünlerde, her zaman olduğundan daha da çok yakından izlenmesi gereken bir ülke konumunda bulunuyor. Ülkenin en yüksek yönetim süreci olan iki toplantı Mart’ın ilk yarısında gerçekleşiyor. Bunlardan birisi, değişik eyaletlerden ve halk katmanlarından 2.000 kadar delegenin katılımıyla oluşan Çin Halk Siyasal Danışma Konferansı (ÇHSDK). Bu platformun reel politikaya ilişkin yetkileri yok, ama burada halkın nabzı tutuluyor; yapılan tartışmalar onun eğilim ve yönelimlerini yansıtıyor. Diğeri, yani Ulusal Halk Kongresi (UHK) ise, daha çok yönetici kadroların katıldığı ve önceki dönemin bilançosunun çıkarılıp ilerideki siyasal yönelimlerin saptandığı platform.

Bu yılki toplantıların önemi

Her yıl düzenlenen bu toplantılar bu yıl özel bir önem arz ediyor. Bir kez bu yıl Çin, 1990’larda yakaladığı olağanüstü büyüme sürecinden sonra, ilk kez 2016’da, büyüme oranının bir önceki yıla göre yavaşladığını gördü. Dolayısıyla Çin, bir paradigma değişikliğine yönelecek ve -yine de dünyanın en yüksek büyüme oranlarından birine sahip olmayı sürdürerek- artık önemli ölçüde reformlara ve niteliğe dönük iyileştirmelere odaklanacak. Bu geçiş, bu toplantılar bağlamında onaylanıp kabul görecek. Ayrıca söz konusu toplantılar, ABD’de başkanlığa gelen Donald Trump’ın dünya konjonktüründe yarattığı dalgalanmalardan kaynaklanan belirsizliklerle dolu bir küresel ortamda oluşmakta. Bu olgunun da platformlara getirdiği ayrı bir rüzgâr var.

Toplantıların, Çin’in iç politikası açısından öneminin altını çizmemizi gerektiren diğer etken, Çin Komünist Partisi 19. Kongresi’nin önümüzdeki sonbaharda yapılacak olmasıdır. 2018’den itibaren sonraki 5 yıl boyu ülkeyi yönetecek en üst kadronun bu kongrede saptanacağı düşünülürse, ondan önceki son ÇHSDK ve özellikle UHK toplantılarının önemi ortaya çıkar. Nitekim buralarda şimdiden beliren eğilimler, görevine 2013’te başlamış olan Şi Jinping’in başkanlığının 2018’den itibaren bir 5 yıllık dönem daha uzatılacağı yönünde.

Önceki yılın muhasebesi ve önümüzdeki dönemin öncelikleri

UHK toplantılarının ağırlık noktasını başbakanların konuşması oluşturur. Başbakan Li Keqiang, 5 Mart’ta açılan kongreye rengini veren konuşmasını, bu yıl da, hemen açılış günü yaptı. Konuşmanın içeriği pek çok gazeteci tarafından açıklandı; bir dizi gözlemci tarafından yorumlandı. Dolayısıyla burada, tüm gözlemcilerce üzerinde durulmayan birkaç noktaya değinmek daha uygun olacaktır.

Li’nin Kongre’ye sunduğu raporu “gerçekçilik” ve “akılcılık” ilkeleri belirlemiş görünüyor. Geçen yıl yavaşlamış olan büyümenin, 2017’de daha da yavaşlamasını göze alma, ama buna karşılık, riskleri sıkıca kontrol etmeyi yeğleme hedefi, “gerçekçilik/akılcılık” opsiyonunun en çarpıcı örneğini veriyor. Öte yandan, raporda öngörülen geleceğe dönük uygulamaları (i) ekonomik-sosyal ve (ii) yurttaşın yaşamına/mutluluğuna yönelik olmak üzere iki kategoride toplayabiliriz.

Sosyal açıdan en çarpıcı açıklama, yoksulluk ile etkin mücadele ve onu ortadan kaldırma vaadidir. Ayrıca, raporda, ekonominin ileriye güvenle bakabilme olanağı sağlayan sağlam durumu ve ülkenin kalifiye işgücü potansiyeli vurgulandıktan sonra istihdam sorununun böylece daha inandırıcı biçimde ele alınabileceği belirtiliyor. Ancak, kentsel alanlarda, bu yıl 15 milyon yeni emekçinin işgücü piyasasına çıkmasına karşılık ancak 11 milyon kadar istihdam olanağı yaratılabiliyor olması, bu noktada karşılaşılan sorunu da gözler önüne sermekten kaçınmıyor. Ülke üretim kapasitesinin, inovatif açılımlar sayesinde gittikçe daha çok bilgi ve ileri teknoloji girdisi içeren ürünlere yöneldiğini vurgulayan Li, ekonomide arza dönük yapısal reformlara girişileceği konusunu da açıklıyor.

Ancak raporun en çarpıcı yönü, yaşama dokunan uygulamalar içeren bölümleri. Genel yapısıyla yönetim anlayışının, insana ve onun mutluluğuna odaklı olma çabası ilginçtir. Söz konusu uygulamalar da, yurttaşın yaşamını fiziksel ve beşeri ilişkiler açısından iyileştirmeye yönelik olarak iki grupta toplanabilir. Bir kez Li, beşeri ilişkiler bağlamında yurttaşın kamu ile ilişkilerinin, daha akıcı bir bürokratik yapılanma ve davranış yoluyla kolaylaştırılacağını açıklıyor. Halka etkin hizmet, kamu varlığının amacı gibi görülüyor. Fiziksel koşullar bağlamında ise, enerjiye dönük bir dizi önlem yoluyla daha kaliteli bir hava ve daha mavi bir gök vadediliyor. Ayrıca büyük kentlerin daha yaşanabilir nitelikte olması için de uygulama önerileri sunuluyor.

Daha ötesi…

Bütün bunlar, toplantıların, Çin Halk Cumhuriyeti’nin özellikle içyapısının ve siyasal çizgisinin yakın geleceğine ilişkin olarak bize düşündürdüklerinin bir özeti. Bu çerçevede, neredeyse tüm alanlarda bir transformasyon başlangıcından, bir tür nicelikten niteliğe kayma sürecinden; en azından bu yönde bir siyasal iradenin boy vermiş olmasından söz etmek olasıdır.

Ancak Pekin’in Kongre Sarayı’nda bakanlar ve diğer yetkili sözcüler, ülke yaşamının başka alanlarıyla ilgili demeçler de veriyorlar. Bunlardan, Çin’in önümüzdeki dönemde izleyeceği dış politikaya ilişkin pek çok ipucu çıkarılabilir. Ayrıca dünyanın ikinci süper gücü olarak Çin’in edinmeyi tasarladığı küresel konumlanma konusunda da görüş belirtmekte yarar olacaktır. Bunları, toplantıların sonuna gelindiğinde, bir izlenim bütünü olarak yansıtmaya çalışacağız.

 

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum