“Gül ve Davutoğlu’nun tutumunu aşan, bir problemle karşı karşıyayız”

1038351754-2.jpg

Star yazarı Fadime Özkan, 23 Haziran’da yenilenecek İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçimine dair GENAR Araştırma Şirketi Başkanı İhsan Aktaş ile konuştu.

Özkan, Aktaş’a yönelttiği soruları ve bunlara karşılık aldığı yanıtları, “AK Parti’nin hizmetleri bu seçimi almaya yeter” başlıklı yazısında şöyle aktardı:

YSK’nın İstanbul seçimini yenileme kararı, durulmayan siyaseti bir kez daha hareketlendirdi. Bu süreçte denklem ve düzlem değişti mi, sonuç ne olur, diye sorduğumuz GENAR Başkanı İhsan Aktaş peş peşe gelen açıklamaları da değerlendirdi. “Sayın Abdullah Gül ve Sayın Ahmet Davutoğlu’nun tutumunu aşan, daha derin bir problemle karşı karşıyayız. CHP’liler tek parti dönemi, 60 ihtilali, Menderes’in idamı, Refah’ın kapatılması, Deniz Gezmiş’in idamı gibi konulardaki tutumlarını hala savunur. Mağlupların ezilmişliği ve körfez vatandaşlığı zaviyesinden meseleye bakan sadece bu iki siyasetçi olsa, öpüp başımıza koyarız. Makbul olmayı hala batıdan bekleyen, ona öykünen bir yaklaşım var ve bu ezilmişlikten medeniyet çıkmaz”.

– YSK AK Parti’nin itirazını değerlendirerek 36 gün sonra İstanbul seçimlerinin yenilenmesine karar verdi. Her şey sil baştan ama 31 Mart’a başlarken gibi de değil. Daha önce yaşanmamış bir “şey” yaşadık. Nedir Türkiye’nin hal-i pürmelali?  

Daha önce ülkenin birçok ilinde seçimler iptal edildi, yeniden seçim oldu. Fakat hiç birisi İstanbul kadar gündem olmadı, olamazdı. Bırakın Türk halkını bütün dünya İstanbul seçim sonuçları ile ilgili. Son seçimlerin tamamında AK Parti aleyhine Batı’da kampanya yapan bütün mahfiller İstanbul seçimleri ile ilgili de referandum ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi doğrudan taraflarını seçtiler ve tavır almaktan çekinmediler. Vakıa şu ki İstanbul seçimleri Türkiye’nin bütün seçimleri kadar önemlidir.

ASIL MAĞDUR BİNALİ YILDIRIM

– 31 Mart’tan itibaren aralıksız tartışıyoruz, başa dönmek istemem ama şunu sormak isterim. Nasıl oluyor da Cumhur ittifakı sonuçlara somut verilerle itiraz ederken Millet ittifakı ısrarla her şeyin normal diyebiliyor? 

Seçimlerin çok az bir farkla bitmesi, seçim sonrası yapılan itirazlarda 30 bin olan oy farkının 13 binlere düşmesi AK Partiyi haklı çıkarmıştır. CHP ise “Suçlu bağırır, suçsuzun ödünü patlatır” kabilinden başarılı bir algı yürütmekte. Israrla oyların yeniden sayılmasıyla 15 bin oy farkının nasıl oluştuğunu, Yıldırım’ın oylarını kimin çaldığı hiç konu edinmedi. Doğrusu AK Parti de bu kayıp oylar konusunda etkili siyasi bir dil kuramadı.

YSK SORUŞTURMA KARARI VERDİ

– Size göre ne oldu sandık başında? 

İşi kurgulayan CHP olmayabilir. Sandık başkanlarının tespitinden birleştirme tutanaklarındaki bilinçli oy kaydırmalara kadar belli ki bir el çalışmış. Akla haliyle olağan şüpheli FETÖ’cüler geliyor. YSK’nın kararında bu konuda suç duyurusu da var. Oy birliği ile karar alınan soruşturmalarla hakikat mutlaka ortaya çıkacaktır.

İKİ TARAF DA MAĞDURUM DİYOR

– YSK kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

YSK’nın önünde iki ihtimal vardı. Ben kararı ortada görüyordum hep. YSK yüzde elli gibi itirazları haklı buldu. Hukuki mülahazalar, hukukçuların meselesidir. Siyasi olaraksa her iki tarafın itiraz edeceği konular var. AK Parti “Benim 15 bin oyumu kim çaldı?” diye sorar, CHP ise “Bitmiş seçimi neden tekrar ediyoruz?” diye mağduriyet söylemi geliştirir, diye düşünüyordum -ki böyle bir davranış sergilediler.

YENİDEN SAYMAK SEÇİMDEN İYİYDİ 

– CHP “Bir zarfta üç oy var, biri iptal oluyor, diğerleri iptal olmuyor, niye” diye soruyor.  YSK kararını da gayrimeşru ilan ediyor. CHP hukukçuları da bu tezi tekrarlıyor. İmamoğlu’nun mağdur olduğu inancı da buradan besleniyor?

Evet, ama YSK sandıkların tamamının sayılmasına karar verdiğinde CHP, bazı ilçeler için şiddetle buna karşı çıktı ve YSK da sayımları durdurdu. Kanaatimce oyları yeniden saymak, yeni bir seçim yapmaktan daha kolay bir işti. CHP itiraz etmeseydi ve sandıklar yeniden sayılsa idi belki de olağanüstü itiraza da gerek kalmazdı.

CHP’NİN HIRÇINLIĞI GEÇMİŞTEKİ GİBİ 

– Kılıçdaroğlu YSK’ya ağır ithamlarda bulundu, hakimleri yuhalattı. Daha önce de Yüce Divan ve sokağa çıkamazlar tehdidi olmuştu. CHP neden bu kadar hırçın? 

Bu tavır CHP için yeni değildir. Onlar Cumhuriyet’in ülke için değil, kendi çıkarları için kurulduğuna inandıklarından onların hilafına olan bütün gelişmeler düşmanlıkla karşılanır. Refah Partisi’nin kapatılması, HDP’li vekillerin Meclisten sürüklenerek çıkarılması, 367 kararı, başörtüsüne özgürlük getiren değişiklik için “400 el kaosa kalktı” hezeyanı, 28 Şubat sürecinde darbecilerle müttefik olmaları, 60 ihtilalini her zeminde savunmaları vs. CHP, kendi tezlerinden darbe dahil hiç geri adım atmadı ve özeleştiri yapmadı çünkü. Bu hadisede de böyle tutum takınmaları gayet normal.

YILDIRIM BEŞ ŞEYE DİKKAT ETMELİ – 23 Haziran’ı konuşalım. Yaşananlar ve beklentiler ışığında ne dersiniz, Binali Yıldırım için nasıl bir strateji ve kampanya daha doğrudur? 

Seçim stratejisinde Yıldırım şunlara dikkat etmeli. Bir, AK Parti bugüne dek yaptığı hizmetleri kıymetlendirip halka anlatmalı. Nitekim İBB Meclisinde AK Parti grup başkan vekili Tevfik Göksu yapılanları mukayeseli şekilde ifade edene dek partinin olağanüstü faaliyetleri anlatılmazken; CHP gökdelen cenneti olan Beylikdüzü ilçesinden efsane oluşturma yoluna gidebildi. İki, İstanbul’da gençlerin teknoloji ve dünya ile buluşmaları önemli. Gençlere dönük mutlaka tatminkâr mesajlar verilmeli. Üç, İstanbul’daki dindar Kürt seçmen seçimin anahtarıdır. Siyasi dil kurulurken bütün seçimlerde AK Parti’ye yerelde oy veren HDP’li dindar seçmenin desteği tekrar sağlanmalı. Binali Bey bu seçmenin oyunu alacak tabiatta bir liderdir. Dört, kent yoksulluğu konusunda çerçevesi çizilmiş bir vizyon ortaya konulmalı. Beş, AK Parti’nin yerel hizmetleri seçim kazanmaya kafidir, genel seçim havası oluşturmaya ihtiyacı yok.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum