Erdoğan’dan Alevi vatandaşların evinin işaretlenmesine tepki

1040589033.jpg

İzmir’de Alevi bir ailenin evine işaretlenmesine tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı evlerin kapılarına bazı işaretler konuluyor, ülkemizi bölmek parçalamak için. Kapılara bu işaretleri koyanların üzerinde güvenlik teşkilatlarımız özellikle çalışmaktadır, bunlar yakalandığı zaman hesabı sorulacaktır” dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen 6. Din Şurası Kapanış Programı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Dini, hayattan tecrit eden, belli kalıplara, şekillere, davranışlara hapseden dogmatik bir anlayışa itibar etmeyeceğiz”dedi.

Bir Müslüman, dinini hayatın şartlarına göre değil, hayatını inancının esaslarına göre uyarlamakla mükelleftir” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Şayet insan inandığı gibi yaşamazsa, bir süre sonra yaşadığı gibi inanmaya başlar. Din, kişinin hayatına nüfuz etmezse, kişi zamanla yapıp ettiklerini dinleştirme yanlışına düşer. Bunun için İslam bize göre değil, biz İslam’a göre hareket edeceğiz.”

Erdoğan, “Hakla batılı karıştıran amorf inanç sistemlerinin genç kuşaklar arasında rağbet görmesinden endişe ediliyor. Paylaşmanın yerini bencilliğin, dayanışmanın yerini yıkıcı rekabetin, diğerkamlığın yerini umursamazlığın, mahremin yerini teşhirciliğin, tevazunun yerini kibrin, merhametin yerini vicdansızlığın, evliliğin yerini gayrimeşru ilişkilerin aldığı zorlu, sıkıntılı, garip bir dönemin içindeyiz” diye konuştu.

‘İstişare kültürünün terk edildiği dönemlerde geriye düştük’

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

  • Birikimleriyle şuraya katkı sunan tüm ilim adamlarımıza teşekkür ederim. İstişare kültürünün terk edildiği dönemlerde geriye düştük. Bugün yaşanan problemlerin kökünde de bu var. Son 2 asırdaki sıkıntıların gerisinde şuraya gerekli önemin verilmemesi vardır.
  • ​Din şurası çağımızın meselelerine İslami ve insani bakış açısıyla çözüm bulması açısından önemlidir. Din şurasında alınan kararların önümüzdeki dönemde hayata geçirileceğine inanıyorum.

‘İslam bize göre değil, biz İslam’a göre hareket edeceğiz’

  • Dini hayattan tecrit eden, belli kalıplara, şekillere, davranışlara hapseden dogmatik bir anlayışa itibar etmeyeceğiz.
  • Faiz, yalan, zulüm, kibir, iftira, hırsızlık yasak olamaya devam edecektir.
  • Dinde ekleme, çıkarma olmaz. Bir Müslüman, dinini hayatın şartlarına göre değil, hayatını inancının esaslarına göre uyarlamakla mükelleftir. Şayet insan inandığı gibi yaşamazsa, bir süre sonra yaşadığı gibi inanmaya başlar. Din, kişinin hayatına nüfuz etmezse, kişi zamanla yapıp ettiklerini dinleştirme yanlışına düşer. Bunun için İslam bize göre değil, biz İslam’a göre hareket edeceğiz.
  • Bencillik modern bireyin kabusu ve belirleyici karakteri haline geliyor. Akrabalık ve kardeşilk bağları zayıflıyor. Evlatlarımızın çoğu Batı kaynaklı sapkın akımlar karşısında savunmasız kalıyor. Paylaşmanın yerini bencillik alıyor.

‘Evliliğin yerini gayrimeşru ilişkilerin aldığı garip bir dönemin içindeyiz’

  • Hakla batılı karıştıran amorf inanç sistemlerinin genç kuşaklar arasında rağbet görmesinden endişe ediliyor. Paylaşmanın yerini bencilliğin, dayanışmanın yerini yıkıcı rekabetin, diğerkamlığın yerini umursamazlığın, mahremin yerini teşhirciliğin, tevazunun yerini kibrin, merhametin yerini vicdansızlığın, evliliğin yerini gayrimeşru ilişkilerin aldığı zorlu, sıkıntılı, garip bir dönemin içindeyiz.
  • Kayınbiraderlerimden bir tanesinin adı Hüseyin, bir tanesinin adı Hasan, bir tanesinin adı da Ali’dir.
  • Bazı evlerin kapılarına bazı işaretler konuluyor, ülkemizi bölmek parçalamak için. Bizim devlet olarak böyle bir problemimiz yoktur. Kapılara bu işaretleri koyanların üzerinde güvenlik teşkilatlarımız özellikle çalışmaktadır, bunlar yakalandığı zaman hesabı sorulacaktır.
  • Milli bünyemize mugayir projelerle insanlarımızın arasına nifak tohumları ekilmesine rıza gösteremeyiz.
  • Şiilik veya Sünnilik, amel ve itikada dair farklı yorumlar olmanın ötesinde, belli çevreler tarafından adeta ayrı bir din gibi yansıtılmaya çalışılıyor. Batı’da pişirilen, son dönemde ülkemize ihraç edilmeye çalışılan ‘Ali’siz Alevilik’ gibi kimi yıkıcı projelerin, toplumumuz içinde pohpohlanmasının gerisinde yine bu senaryolar var.
‘Pensilvanya’daki olay bir projedir’
  • Pensilvanya’daki olay bir projedir. Bu proje, Türkiye üzerinde oynanan bir oyunun alametifarikasıdır.
  • Görevini samimiyetle yapan hocaların dolduramadığı boşluğu Pensilvanya’daki şarlatan gibi din tüccarları kapatacaktır. Artık, ‘kapımıza gelene dini anlatalım’ anlayışı yerine, ‘yüce dinimizi anlatmak için her kapıyı çalalım’ dönemi başlıyor.
  • İnsanlar, bilhassa gençler dini alandaki susuzluklarını sahih kaynaklardan gideremezse FETÖ ve DEAŞ gibi sapkınların pençesine düşecektir.
  • İstanbul’un ilim merkezi haline gelmesi ve İslam’la ilgili referans alınacak bir uluslararası İslam üniversitesinin kurulmasını önemsiyorum. İslam düşmanlığının ve Neonazi terörünün adeta veba gibi yayıldığı bir ortamda, gurbette yaşayan insanımızı sahipsiz bırakamayız. Bu kardeşlerimizi ılımlı İslam gibi emperyalist projelerin pençesine terk edemeyiz.
Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum