CHP’de gündem Suriye: “Ankara-Şam barışa giden en kısa yol”

konferans1.jpg

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 2011 yılından bu yana savaşın ve çatışmanın devam ettiği Suriye’de yeniden barış ve istikrarın sağlanması ile ülkenin demokratik koşullarda yeniden kalkınması sürecine katkı sağlamak amacıyla “Suriye’de Barışa Açılan Kapı” başlığıyla İstanbul’da bir Suriye konferansı düzenliyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve konferansın düzenleyicileri genel başkan Veli Ağbaba ile Ünal Çeviköz’ün yanı sıra aralarında eski genel başkanlar Altan Öymen ve Murat Karayalçın ile çok sayıda CHP’li milletvekilinin, çeşitli ülkelerden diplomatların, akademisyenlerin, uzmanların ve gazetecilerin katıldığı toplantıda, 5 farklı başlık altında Suriye sorununun komşu ülkeler ve bölgenin kendi dinamikleri zemininde irdelenmesi amaçlanıyor.

CHP, Cenevre konferansı ile Soçi ve Astana süreçlerine alternatif olarak kurgulanmadığının altı çizilen toplantının “Bu çalışmalara mütevazı bir katkı sağlamayı ve her şeyden önce Suriye’nin komşuları ile sorunun temel dinamiklerini birlikte çözümlemelerine yardımcı olmayı amaçladığını” belirtiyor.

Parti ayrımı yapılmaksızın en çok Suriyeli ağırlayan kentlerin belediye başkanları davet edildi

Açılış konuşmasında AKP’nin Suriye politikasını eleştiren Ağbaba, “CHP’nin önerileri dinlenseydi, Suriye’deki yapılar yıkılmasaydı şu anda bu durumda olmazdık. İzledikleri yanlış politikalarla milyonlarca insanı yerlerinden yurtlarından ettiler” dedi. Suriye yönetimiyle diyalogun en kısa sürede başlaması gerektiğini ısrarala vurgulayan Ağbaba, konferansa parti ayrımı yapmaksızın en çok Suriyeli’ye ev sahipliği yapan belediyelerin yönetimlerinin, konuyla ilgili devlet kurumlarının ve bölgedeki siyasi odakların çağrıldığını belirterek, Suriye yönetimini anlayışını taşıyan uzmanların ise yaşananların ardından gelemediğini söyledi. Ağbaba, şöyle devam etti:

“İzlenen yanlış politikaların yarattığı yıkım, ne bizim Suriye’yle barış içinde yaşama isteğimiz azaltabilir ne de bu yönde attığımız adımları zayıflatabilir. Biz, Suriye’nin geleceğine ve Suriye’yi kimin yöneteceğine sadece Suriye halkının karar verebileceğini savunuyoruz. Suriye-Türkiye ilişkilerinin doğrudan temaslar yoluyla normalleşmesinin sadece bu iki ülkenin değil, tüm bölgenin huzur ve güvenliği için önemli olduğunu düşünüyoruz.”

İmamoğlu: Nihai hedefimiz Suriye’nin istikrara kavuşturulması ve Suriyelilerin hayatlarına en özgür biçimde dönebilmesidir

Ev sahibi olarak Ağbaba’nın ardından kürsüye geçen İBB Başkanı İmamoğlu, Türkiye’nin şimdiye kadarki Suriye politikaları ve topraklarındaki Suriyelilere yönelik adımları konusunda eleştirilerde bulunurken; kendisi ve ekibinin göreve gelmelerinin 14. gününde konuyla ilgili uzman sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerle bir araya geldiklerini söyledi. Koordinasyon eksikliğinin giderilmesi için çok önemli adımlar attıklarını belirten İmamoğlu, “Sorunun boyutunu tam olarak bilelim ki çözüm bulmak için hep birlikte çalışalım istedik. İBB olarak eş zamanlı biçimde İstanbulluların ve burada yaşayan mülteci ve göçmenlerin hassasiyetini anlamak için göç parametresi çalışmalarına başladık” dedi.

Türkiye’deki sığınmacıların durumlarının iyileştirilmesi ve büyük sorunun kalıcı bir şekilde çözülmesi için yabancı organizasyonlara çalışmanın bir mecburiyet olduğunu farkında olduklarını kaydeden İmamoğlu, bu konuda ortak çalışmalar geliştirileceğini belirterek, “Uluslararası arenada ortak akla ulaşma çalışmalarımız devam edecek. Bu sorunla tek başına baş etmemizi kimse bizden bekleyemez. Sorun uluslararası bir sorundur” diye konuştu. İmamoğlu, sözlerini, “Nihai hedefimiz Suriye’nin istikrara kavuşturulması ve Suriyelilerin oradaki hayatlarına en özgür biçimde dönebilmesinin sağlanmasıdır. Bu çözümde yolumuzu aydınlatacak en değerli ışık toplumsal vicdanımızdır. Suriyelileri elbette ve asla kendi kaderine terk etmeyeceğiz. Onların daha insani koşullarda yaşamları için uluslararası arenayı harekete geçirmek için her türlü uygulamayı yapacağız” ifadeleriyle bitirdi.

Kılıçdaroğlu: Bu konferans, Türkiye’nin dış politikasının yeniden barışçıl temeller üzerinde yükselmesine yönelik özlemimizin bir çabasıdır

Açılış konuşmalarının sonuncusunu yapan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu,  bölgedeki yangını söndürebilecek kapasiteye sahip olan Türkiye’nin “güçlü ve itibarlı bir bölge ülkesi iken uygulanan yanlış Suriye politikaları ile komşularımızdaki yangının büyümesine neden olduğu” yorumunda bulundu. Bu yangının doğrudan Türkiye’yi de etkilediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “İşte bu konferans bölgedeki yangını söndürme istek ve niyetimizin, Türkiye ve Suriye arasındaki tarihsel bağlara ve kardeşliğe verdiğimiz önemin, bölgemizin huzur ve refahına katkı yapma çabamızın ve her şeyden önemlisi Türkiye’nin dış politikasının yeniden barışçıl temeller üzerinde yükselmesine yönelik özlemimizin bir çabasıdır. CHP olarak bu konferansta Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkileri onarmak için Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana attığımız adımlara bir yenisi ekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Suriye anayasasını yazacak Anayasa Komitesi’nin Suriye halkının geleceğini aydınlatmasını dilediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Suriye’nin geleceğine Suriye halkının karar vermesi gerektiğini savunuyoruz. Egemenlik kayıtsız şartsız Suriye halkının olmalıdır” dedi.

“Suriye’nin barışı ile Türkiye’nin huzurunun iç içe geçmiştir”

Türkiye’nin çok uzun süredir terör örgütlerinin hedefi altında olduğunu hatırlatan CHP Genel Başkanı, “Ülkemizde teröre karşı yürütülme mücadelenin sınırlarımızın ötesinde sürmesi ise uluslararası anlaşmaların ve angajmanların sağladığı bir haktır. Bu bağlamda Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlamak amacıyla Suriye topraklarında sürdürdüğü terörle mücadelenin meşruluğuna inanıyoruz ancak terörle mücadelenin Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı gösterilerek ve doğrudan Şam yönetimi ile ilişki kurularak sürdürülmesinin en doğru yol olduğu inancındayız. Aklımızdan çıkarmamamız gereken bir geçek var, o da Suriye’nin barışı ile Türkiye’nin huzurunun iç içe geçmiş olduğudur” diye konuştu.

“Ankara ile Şam arasındaki yolun barışa giden en kestirme yol olduğunu ve Suriye’nin geleceğine ancak Suriye halkının karar verebileceğini hiç unutmamalıyız” diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasını Nâzım Hikmet’in “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir ağaç gibi kardeşçesine” dizelerini alıntılamasının ardından düştüğü, “Türkiye ve Suriye halklarının barış içinde bir orman gibi kardeşçe yaşamalarını sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz” notuyla tamamladı.

Uluslararası Suriye Konferansı, panellerle devam ediyor…

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum