Yorum: Yeni IMF başkanını bekleyen en önemli görev

20190717200137277_74977.jpg

Entrance to International Monetary Fund building, Pennsylvania Avenue, Washington DC, USA

Uluslararası Para Fonu (IMF) İcra Kurulu, Christine Lagarde’in istifasını kabul etti. Yeni başkanın seçilmesi için prosedürün hemen başlatılacağı açıklandı.

IMF’nin 15. kez genel kota değerlendirmesi gerçekleştirdiği kritik bir dönemde, Lagarde’nin yerine kim gelirse gelsin, önündeki en temel görev çağın gereklerine uygun bir IMF reformu gerçekleştirmek olacaktır. IMF’nin yeni başkanı ayrıca, gelişmekte olan ülkelerin söz hakkını ve temsil kabiliyetini artırarak, kurumun meşruiyetini ve etkisini artırmak için çaba göstermek durumunda.

ABD ve Avrupa liderliğindeki Bretton Woods sisteminin önemli miraslarından biri olan IMF, küresel para sistemi işbirliğinin ilerletilmesi, sermaye ve yardım sağlanması ve uluslararası finansal istikrarın korunması için çaba harcıyor.

IMF değişen dünya ekonomisine uyum sağlamalı

Yeni yüzyıla girilmesinden bu yana küresel ekonomik düzende büyük değişimler yaşandı. Bir taraftan hızla büyüyen yeni kalkınan ekonomilerin küresel ekonomideki payı sürekli yükseliyor. Diğer taraftan, mevcut küresel ekonomi ıslah sistemi, küresel ekonomik dengesizliğin hafifletilmesi, çok taraflı ticaret sürecinin ilerletilmesi ve egemen borç krizinin çözülmesi gibi konularda güçsüz kalıyor. Bu durumda IMF reformu, yeni atılan piyasalar ve gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomi işlerine katılması ve söz haklarının artırılması büyük önem taşıyor.

Yeni dönemde Avrupa Merkez Bankası başkanlığını üstlenmesi beklenen Lagarde, 2011 yılında IMF başkanlığına geldikten sonra kota ve diğer alanlarda reformun ilerletilmesinde önemli çaba gösterdi. ABD tarafından uzun zamandır engellenen 2010 yılı kota ve ıslah reform planı, 2016 yılında nihayet ortaya koyuldu. Plana göre IMF’nin yüzde 6’lık kotası, canlılığa sahip yeni atılan piyasalara ve yeterli temsilcilik özelliği taşımayan gelişmekte olan ülkelere aktarıldı. Çin’in IMF’deki oy kullanma hakkı da 6. sıradan 3. sıraya yükseltildi. Hindistan, Rusya ve Brezilya’nın oy kullanma hakkı belli ölçüde yükseldi. Bununla birlikte, Avrupa’daki gelişmiş ülkeler de IMF İcra Kurulu’nun 2 üyeliğini yeni atılan piyasalara bıraktı. Bunun dışında icra kurularının tüm üyelerinin seçimle belirlenmesi kararlaştırıldı.

Kota katkıları IMF’nin mali kaynaklarının en büyük kısmını oluşturur. Her IMF üyesi ülke için, dünya ekonomisindeki yerine bağlı olarak bir kota seviyesi belirlenmiştir. Üyelerin kotası IMF’ye olan maksimum finansal yükümlülüklerini, oy haklarını ve IMF’nin finansal kaynaklarına olan erişimlerini belirler.

Mevcut durumda, çeşitli ekonomilerin statülerine bakıldığında, IMF’nin hisseleri ve yönetim durumu halen ekonomik yapıdaki değişiklikleri yansıtmıyor.

Örneğin, yükselen piyasaların ve gelişmekte olan ülkelerin toplam GSYİH oranı, dünyanın yarısını oluşturarak küresel büyümeye yüzde 80’lik katkı yapmaya başladı. ABD’nin küresel ekonomideki payı yüzde 20’ye düştü. Ancak ABD hala IMF’de yüzde 16,52 ile en büyük oy ve veto hakkına sahip. Gelişmiş ülkeler IMF’de halen hakim durumda.

Bazı ülkelerin oy hakları ve ekonomik statüleriyle uyuşmayan bu durum, sadece yükselen piyasaların ve gelişmekte olan ülkelerin çıkarlarına zarar vermekle kalmıyor, IMF’nin temsil, tarafsızlık ve meşruiyet kabiliyetini de olumsuz etkiliyor.

IMF geçici başkanı David Lipton, “IMF’nin küresel etkisini ve kaynaklarını korumak için, ekonomik önemleri artan ve gerekli sorumlulukları üstlenmeye hazır olan ülkelerin söz hakkı artmalı” görüşünde.

IMF hisse konusunda 15. kez denetim çalışması yürütüyor. Yeni kota formülü üzerinde anlaşmaya varılması ve bu temelde hisse paylarının yeniden ayarlanması bekleniyor.

IMF, yönetim kurulu başta olmak üzere tüm üst düzey kurullarıyla dünya ekonomisindeki değişimi yansıtmalıdır. IMF ancak bu sayede tarafsızlığını koruyacak ve mevcut krizlerin üstesinden gelebilecektir.

IMF’yi Avrupa, Dünya Bankası’nı ABD yönetiyor

II. Dünya Savaşı’nın ardından kurulmasından bu yana IMF hep bir Avrupalı isim tarafından yönetilirken, Dünya Bankası hep Amerikalı bir isim tarafından yönetildi. Lagarde sonrası yeni IMF liderliğinin belirlenmesi için, Avrupa’nın dört büyük ekonomisi Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya, bu hafta Paris yakınındaki Chantilly’de düzenlenen G7 finans zirvesinde görüşmeler yapacak. IMF’nin büyük hissedarları ABD, Japonya ve Kanada da bu görüşmelerde yer alacak.

IMF başkanlığı için ismi geçenlerden biri İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mark Carney. 54 yaşındaki Carney, 2013 yılından bu yana İngiliz merkez bankasını yönetiyor. Finlandiya Merkez Bankası Başkanı Olli Rehn de IMF başkanlığı için ismi zikredilenler arasında yer alıyor.

Kaynak: CRI Türk

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum