Yorum: Halkın ÇKP’ye desteğinin arttığına şüphe yok

rBABCWGKQL-AUtf1AAAAAAAAAAA462.770x513.jpg

CRI Türkçe

Çin Komünist Partisi’nin halk nezdindeki desteği 100 yıllık süreçte sürekli artan bir ivmeyle yükseldi. Bunun çok fazla nedeni var elbette. Ancak evvelâ, ÇKP’nin yıllar boyu sıkıntılar çekmiş bir halkı yeniden ayağa kaldıran parti olduğunu unutmamak lazım. İşgallere, aşağılanmalara maruz kalmış, sosyal çalkantılar yaşayan bir ülke, ÇKP’nin öncülüğünde yeniden ayağa kalktı.

1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla toplumsal düzeni yeniden tesis eden ÇKP, Çin halkını maddi ve manevi olarak şahlandırdı, uluslararası arenada saygıyla tanınan bir ülkeye önderlik etti.

Tabii ki ÇKP’nin başarısının ve ardındaki halk desteğinin nedeni bununla sınırlı değil. ÇKP, kurucu parti olmanın konforuna yaslanma hatasına düşmedi, kendini sürekli yenileyerek ülkenin ekonomik gelişmesine öncülük etti ve toplumsal istikrarın kalıcı kılınmasını sağladı.

Sürekli kendini yenileyerek halka hizmet etme çabası, ÇKP’nin halkın gözündeki meşru yönetim konumunu koruması konusunda da şüpheye yer bırakmıyor.

Çin’in uluslararası değişikliklere adapte olma ve toplumsal taleplere karşılık verme yönündeki çabalarını ÇKP kongrelerinde ve genel kurul toplantılarında görmek mümkün.

Bunun en bilinen örneklerinden biri, Çin’de ekonomik kalkınmanın ön plana alındığı reform ve dışa açılma dönemini başlatan ÇKP 11’inci Merkez Komitesi 3. Genel Kurul Toplantısı’ydı. 1978 yılındaki toplantının ardından Çin’in gündemi tamamen ekonomik kalkınma oldu ve ülke 1979 ila 2011 arasında ortalama yüzde 9,9 büyüyerek bir mucizeye imza attı.

Ekonomi açısından bakıldığında 70 yıllık süreçte, devlet ile piyasa arasındaki ilişki, özellikle de dışa açılma ve reform siyasetinin izlenmesinden sonra farklılıklar gösterdi. Ancak bu farklılıklar, daima dengeli bir şekilde yönetildi, hiçbir zaman Çin toplumunu menfi olarak etkileyecek sarsıntılara yol açmadı.

Deng Xiaoping, reformların başlangıcında piyasa ekonomisinin sosyalist bir ülke tarafından da geliştirilebileceğini dile getirmişti.

Çin felsefesini ve kültürünü biraz olsun anlamak, Çin siyasetini, Çin ekonomisini ve ÇKP’nin yönetişim metotlarını kavramaya da yardımcı olacaktır. Bu noktada, Çin felsefesindeki denge unsurunu akla getirmekte fayda var. İnsan eylemlerinin tümünde bir denge gözetilmesi, aşırılıklardan kaçınılması, Çin’de devlet ve piyasa arasındaki ilişkiyi anlamaya imkân tanıyor.

Piyasanın karar verici niteliğinin güçlenmesine rağmen Batı’daki gibi “vahşi” bir kapitalist düzene yol açacak uygulamalara müsaade etmeyen sistem, çocuğunun büyümesi için uğraşan, olgunlaşması için ona aşırı ölçüde müdahale etmekten imtina eden, ancak desteğini daima hissettiren ve onun yolunu açan ebeveynleri hatırlatıyor.

Bu sayede piyasa güçlü ve sağlam şekilde gelişirken, Çin hükümeti de kendi fonksiyonlarına daha çok odaklanma imkânı buluyor.

Ekonomik mucizeye yol açan bu yaklaşım, devletin vatandaşlarına bir ailenin mensupları gibi yaklaşmasının, halk merkezli yaklaşımının da başarısını simgeliyor.

Söz konusu halk merkezli yaklaşım salgın döneminde de kendini apaçık gösterdi.

Dünya, COVID-19 pandemisi döneminde, Çin’in salgınla mücadeledeki başarısının arkasındaki nedenleri anlamaya çalışırken, ÇKP’nin yönetişim metotları hakkında da daha çok fikir sahibi oldu.

“Halkı ilk sıraya koyma” ifadesi, daha önce olmadığı kadar Batılıların gündemine geldi.

Bu kavram, belki birçok ülkedeki vatandaşlar, hatta belki de uzmanlar ve siyasetçiler tarafından salgın döneminde fark edilse de Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in yıllardır her konuşmasında buna vurgu yaptığını görmek gerekiyor.

ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri Xi Jinping’in ÇKP 19. Ulusal Kongresi’nde dengesiz ve hakkaniyetsiz kalkınma sorununun çözülmesinin öneminin altını çizmesi de doğrudan doğruya halkı ilk sıraya koyma anlayışının bir göstergesi. Xi Jinping, daha basitleştirirsek şunu söylemiş oluyordu: “Tamam kalkınıyoruz, ekonomimiz dünyanın en büyüğü olacak; fakat bunun sıradan vatandaşın cebine yansıması ne, halk mutlu mu, müreffeh mi; asıl önemli olan bu!”

2020 itibarıyla ilk yüz yıllık hedefe ulaşılması, yani görece refah toplumu hedefinin gerçekleşmesi ve mutlak yoksulluğun ortadan kaldırılmasıyla kalkınmanın halkın yaşamına nasıl yansıdığını bariz biçimde görülmüş oldu.

Çin’e yeni gelenlerin dikkatinden kaçmaz: Her yerde “为人民服务 (halka hizmet)” yazar. Bu, içi boş bir ifade değildir; bilakis bu, Xi’nin söylediği gibi, ÇKP’nin hem çıkış noktası hem de nihai hedefidir.

Yeni hedeflere doğru kararlılıkla ilerlenecek

ÇKP 19. Merkez Komitesi 6. Genel Kurul Toplantısı, ÇKP’nin 100’üncü yılını kutladığı ve yüz yıllık hedeflerden ilkinin gerçekleştiği bir dönemde yapılıyor.

Toplantıda, Çin Komünist Partisi’nin 100 yıllık mücadelesinde elde edilen başarılara ve deneyimlere dair bir karar tasarısı onaylanacak.

Genel Kurul toplantılarında, ülkenin siyasi durumu ve ekonomik gelişmesine derin bir şekilde yaklaşılıyor.

Çinli uzmanların analizlerine göre, ÇKP 100 yıllık tarihinde tarihî meselelerle ilgili 1945’te ve 1981’de olmak üzere sadece iki kez karar aldı. Bu kararlarda parti tarihindeki bazı hadiseler veya şahıslar hakkında önemli konular netleştirildi.

Dolayısıyla bu yılki toplantıda da bu yönde bir karar alınacak olması büyük önem taşıyor. Karar, partinin bir mutabakat etrafında birlik olacağına, toplantının Çin Halk Cumhuriyeti’nin 100’üncü kuruluş yıldönümüne giden yolda birlik hâlinde ve kararlı adımlarla ilerleneceğinin delaleti olacak.

Yorumlar

yorum