Yorum: Çin-ABD ilişkileri Washington’un adımlarına bağlı

rBABCmE8UQiAEkslAAAAAAAAAAA568.2048x1366.770x514.jpg

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Joe Biden, 7 ay sonraki ilk telefon görüşmesini dün gerçekleştirdi.

Görüşme talebi, Joe Biden’den geldi. İki lider, ikili ilişkiler dâhil olmak üzere her iki tarafı ilgilendiren sorunlar üzerinde içten, derinliğine ve geniş bir stratejik fikir alışverişinde bulundu.

Xi Jinping’in görüşmede ‘‘Çin ile ABD ilişkilerini iyileştirmenin ihtiyari olmadığını, bir zaruret olduğunu’’ vurgulaması, uluslararası toplumda derin bir izlenim bıraktı. Dünya üzerindeki en büyük gelişmekte olan ülke konumundaki Çin ile en gelişmiş ülke konumundaki ABD’nin ikili ilişkilere dönük yaklaşımı tüm dünyanın kaderini etkilediği için bu soruya uygun bir yanıt verilmeli.

Çin-ABD ilişkilerinin daha önce görülmemiş bir zorluk içine girmesi, ABD’nin Çin’e dönük yanlış politikalar uygulayarak, Çin’i hayali düşman olarak görmesinden, Çin’in kırmızı çizgilerini sürekli yoklamasından ve Çin’i dünya genelinde çevrelemeye çalışmasından kaynaklanıyor. Çincede, “Zorluğu, ancak onu çıkaran kişi çözebilir” şeklinde bir ifade vardır. Dolayısıyla, Çin ile ABD arasındaki ilişkilerin düzelmesi için Washington’un izlediği yanlış Çin politikalardan ve Çin’i düşman olarak görmekten vazgeçmesi, Çin’in egemenliğine, güvenliğine ve çıkarlarına zarar veren faaliyetlerini durdurması gerekiyor.

Dikkate değer bir başka husus da görüşme talebinin ABD Başkanı Joe Biden’den gelmesi. Çin-ABD ikili ilişkilerinin dünyadaki en önemli ikili ilişki olduğuna dikkat çeken Biden, rekabetin çatışmaya dönüşmesi için de bir neden olmadığının altını çizdi.

‘‘Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.’’ Joe Biden, 7 ay önceki telefon görüşmesinde de iki tarafın çatışmadan, ihtilaftan ve yanlış değerlendirmelerden kaçınması gerektiğini söylemişti. Ancak bunu izleyen süreçte ABD, Çin’i çevreleme politikasını daha da sıkılaştırdı. Bu açıdan bakıldığında, Washington yönetiminin sözlerinden çok somut eylemleri önemli. ABD, bu konudaki taahhütlerini yerine getirmeli.

Çin ve ABD’nin işbirliği yapmasının hem iki ülke hem de bütün dünya için fayda doğuracağı, zıtlaşmasının ise sadece iki ülkeye değil, tüm dünyaya zarar vereceği tarih ve olgularca da ispatlandı.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta, ABD’nin bir yandan Çin’i çevrelemeye ve kuşatmaya çalışırken, diğer yandan Çin’den koşulsuz şekilde kendisiyle eşgüdüm yapması talebinde bulunmasına karşı çıkılması gerekliliği. ABD, Çin’le gerçek anlamda bir işbirliği talebinde bulunuyorsa cesaretini ve somut eylemlerini ortaya koyarak, iki ülke liderlerinin görüşmede vardığı uzlaşıları hayata geçirmeli. Bu, iki ülke halkının ortak çıkarlarına da uluslararası toplumun beklentilerine de uygun olacaktır.

Yorumlar

yorum