Yabancı sermaye Çin’e neden hızlanarak giriyor?

rBABDGCebpqAfsoRAAAAAAAAAAA720.1280x828.770x499.jpg

Xu Yanqing, CRI Haber Merkezi

Rusya’nın RIA Novosti haber ajansı tarafından kısa süre önce yayımlanan bir analizde, “Çin’in yabancı sermaye çekme süreci rekor bir hızla devam ediyor.” ifadelerine yer verildi. Çin Ticaret Bakanlığı tarafından dün açıklanan son veriler de bu görüşü doğruladı.

Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, yılın ilk 4 ayında Çin’de yeni kurulan yabancı sermayeli işletme sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50,2 artarak, 14 bin 533’e çıktı. Ülkede fiilen kullanılan yabancı sermaye miktarı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38,6 artarak 397 milyar 70 milyon yuanı buldu ve bu miktar ayrıca 2019 yılına göre de yüzde 30,1’lik bir artış gösterdi.

Çin son yıllarda küresel yabancı doğrudan yatırımların (FDI) önemli hedeflerinden biri olmayı sürdürüyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı tarafından kısa süre önce açıklanan verilere göre, 2020 yılında küresel çapta FDI son 15 yılın en düşük seviyesine gerilerken, Çin ise ABD’yi geride bırakarak, dünyanın en büyük yatırım hedef noktası haline geldi.

Çin’in yabancı sermaye çekmesindeki iyi eğilim bu yıl da sürdü. Bununla birlikte yabancı sermayelerin yapısı da gittikçe iyileşiyor. Yılın ilk 4 ayında hizmet sektöründe fiilen kullanılan yabancı sermaye miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46,8 arttı. Bu da hizmet sektörü ve hizmet ticaretinin dünya ekonomisinin yeni dinamosu olması trendine tam uyuyor. Bununla beraber ileri teknoloji sektörünün çektiği yabancı sermaye miktarı da yıllık bazda yüzde 29,1’lik artış gösterdi. Bu da Çin’in teknoloji inovasyonu alanında sahip olduğu büyük potansiyelin küresel yatırımcıların dikkatini çektiği anlamına geliyor.

Yabancı sermayeler neden Çin’e, özellikle Çin’in yüksek ve ileri teknoloji endüstrisine akıyor? Çünkü Çin’in en büyük çekiciliği, tam endüstriyel zinciri, bilimsel ve teknolojik inovasyon gücü, kolay lojistik sistemi ve zengin insan kaynağı. Bunlar, işletmelerin işleyiş maliyetini büyük ölçüde indirebilirken, ekonomik kalkınmaya da inovasyon gücü katabiliyor.

Bunun dışında, 1 milyar 400 milyondan fazla nüfusa sahip devasa tüketim piyasası, Çin ekonomisinin en önemli itici gücü haline geldi. Ekonominin nitelikli gelişmesi ve tüketim kalitesinin yükselmesi, yabancı yatırımlara büyük kâr getiriyor. Çin Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, salgından en ciddi şekilde etkilenen 2020 yılında bile, Çin’deki yabancı sermayeli işletmelerin yaklaşık yüzde 60’ı, faaliyet geliri ve kâr konusunda artış kaydetti veya eski seviyelerini korudu.

Daha da önemlisi, piyasaya yönelik beklenti, işletmelerin kararlarını etkileyen önemli bir faktör. Çin hükümeti son yıllarda, piyasaya giriş iznini sürekli genişletiyor, açık platform oluşturuyor, yabancı sermayeye ilişkin hukuki sistemi iyileştirerek, yabancı işletmelere elverişli iş ortamı yaratıyor.

Tabii ki, COVID-19 salgını küresel boyutta devam ettiği ve global ekonominin toparlanmasında belirsizlikler bulunduğu için, Çin de yabancı sermaye çekme konusunda tehditlerle karşı karşıya. Ancak dışa açılmayı kararlılıkla genişletmekte olan Çin, bu konuda büyük uluslararası rekabet gücüne sahip.

Yorumlar

yorum