Xinjiang’ın insan hakları başarısı Batılı ülkelerin yalanlarını püskürttü

rBABC2Dw9H6AH1guAAAAAAAAAAA395.768x432.jpg

Çin Devlet Konseyi Basın Ofisi tarafından kısa süre önce yayımlanan “Xinjiang’daki Tüm Etnik Grupların Eşit Haklarının Teminatı” adlı beyaz kitapta, Xinjiang’daki etnik grupların vatandaşlık, siyaset, ekonomi, kültür ve din alanlarında yasalar önünde eşit haklara sahip olduğuna ve haklarının etkin şekilde korunduğuna vurgu yapıldı. Beyaz kitaptaki somut verilerin de işaret ettiği gibi, Çin Komünist Partisi’nin “halk merkezlilik” düşüncesi doğrultusunda Xinjiang’da insan hakları alanında büyük başarılar kaydedildi. Tüm bu ilerlemeler Batılı ülkelerdeki Çin karşıtı güçlerin uydurdukları yalanları püskürttü.

Etnik gruplar arasında eşitlik, Çin Halk Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden biridir. Xinjiang’da yaşayan tüm etnik gruplar, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin kurulduğu 1955 yılından bu yana siyasete eşit statü ile katılmakta ve demokratik haklarını sonuna kadar kullanmaktadır. Bunlar Xinjiang’da insan haklarının gelişmesine olumlu bir zemin hazırlamıştır.

Ancak bir süre önce Çin’in içinde ve dışında faaliyet gösteren “Doğu Türkistan” güçleri, Xinjiang’da binlerce terör saldırısı düzenledi ve etnik grupların yaşama ve özgürlük haklarına ciddi bir tehdit oluşturdu. Çin hükümeti bu durum karşısında, terörizm karşıtı bir dizi önlem aldı ve terör olaylarını durdurmada gözle görülür başarılar kaydetti. Xinjiang’da son 4 yılda hiçbir terör saldırısı yaşanmadı. Ekonomik ve toplumsal gelişme, istikrar rayına girdi.

Aslında diğer ülkelerin insan hakları konusundaki başarı öykülerine bakıldığında, kalkınma ve insan haklarının korunmasının birbirinden ayrı düşünülemeyen iki olgu olduğu görülüyor. Adı geçen beyaz kitapta, 1978-2020 döneminde Xinjiang’da kentsel kesimlerde yaşayan vatandaşların harcanabilir geliriyle kırsal kesimlerde yaşayan vatandaşların harcanabilir geliri sırasıyla 108,2 ve 116,9 kat arttı. 2020 yılının sonu itibariyle Xinjiang’da yaşayan 2,73 milyon yoksul nüfus, yoksulluktan tamamen kurtuldu. Xinjiang’da yaşayan etnik gruplar eşit gelişme fırsatlarından faydalanıyor ve ortak refah hedefine doğru hızla ilerliyor.

Xinjiang’daki etnik grupların kültürleri ve inanç özgürlüğü de etkin şekilde korunmakta. Xinjiang’da 10’dan fazla etnik dil ve alfabe, halen yaygın şekilde kullanılıyor. Bir avuç kötü niyetli Batılı güç sözde “camilerin yıktırıldığı” yalanını uydurdu, ancak gerçekler bunun tam aksini söylüyor. Xinjiang’da camilerin hepsi tam teçhizatlı şekilde hizmet veriyor.

Batılı ülkelerdeki Çin karşıtı güçlerin “etnik soykırım” iddiası da baştan sona bir yalandır. Geçen 40 yıl içinde Xinjiang’da yaşayan Uygur nüfusu, 5,5 milyondan 12 milyon 800 bine, ortalama ömür ise 30’dan 72 yıla yükseldi. Yerel halk, “etnik soykırım” iddiasının duydukları en kötü yalan olduğunu ifade ediyor.

Xinjiang Kalkınma Araştırmaları Merkezi 15 Temmuz’da bir makale yayımlayarak, Batı’da ileri sürülen Xinjiang’la ilgili tüm iddiaların iç yüzünü bir bir ortaya döktü. Çin karşıtı şahısların iddialarını destekleyen içeriklerin sahte olduğunu, tanık adı altında dinlenen “oyuncuların” iki yüzlülüğünü, anlattıkları hikayelerdeki mantık hatalarını ve bu oyunların arka planındaki “yönetmenler”in gerçek yüzünü gösteren makale, Xinjiangla ilgili tüm iddiaları püskürttü.

Buna paralel olarak Batılı ülkelerde Xinjiang meselesine tarafsız ve adil bir tutumla yaklaşanların sesi de giderek yükseliyor. Örneğin Fransız yazar ve muhabir Maxime Vivas, yazdığı “Uygurlarla İlgili Yalan Haberlerin Sonlanması” adlı kitapta, kendi deneyimlerini anlatarak, Batılı ülkelerin uydurdukları yalanları püskürttü. Dahası Vivas, Çin’in Xinjiang politikası hakkında kapsamlı araştırmalar yaptı. Ona göre, bu politikalar, yerel etnik gruplara mensup gençlerin gelişmesine yardım sağlamakla beraber yerel ekonomiyi de kalkındırmakta. İkincisi Çin hükümeti, terörizme karşı birçok önleyici tedbir alarak, olası terör risklerini kontrol altında tutmaya çalışıyor.

Günümüzde Xinjiang, tarihinin en iyi döneminde. Xinjiang’ın başarılarına bakıldığında, Çin’in etnik eşitlik ilkesini etkin şekilde yerine getirdiğini, tüm etnik grupların insan haklarını koruduğunu görüyoruz. Batılı ülkelerde “insan hakları savunucusu” olmakla övünürken Çin’in gelişmesini engelleme hedefi doğrultusunda Çin’i karalama girişimlerinde bulunanlar kesinlikle başarısızlığa uğrayacak. Bu kişiler, önce ırkçılık ve sömürgeciliğin yol açtığı insan hakları suçlarının bedelini nasıl ödeyeceklerini iyi düşünmeli.

Yorumlar

yorum