Xinjiang’ı karalayan Batılı politikacılar kendi çirkin tarihlerinden ders almalı

Russia Today gazetesinin internet sitesinde yer alan bir metinde, “ABD yönetimi Çinli Müslümanların mutluluğuyla ilgileniyormuş. Buna verilebilecek tek makul tepki gülmek olur!” ifadeleri yer aldı.

Gerçeklere ve geçmişe bakınca akıllara, kendi ülkelerindeki ırk ayrımcılığını çözemeyen ABD’li politikacıların Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları durumuyla nasıl ilgilenebildiği sorusu geliyor. Bir başka soru işareti de şu: ABD’li politikacılar, Xinjiang yerel halkının insan haklarını koruyacaklarını iddia ederken, neden pamuk tarımı ile uğraşan Xinjianglı çiftçilere zarar vermeye çalışıyor?

Aslında “zorla çalıştırma”, Çinlilerin hiç de aşina olmadıkları bir ifade. Zira refah için yoğun çalışmak, Çin halkının en büyük inançlarından biridir ve Çin’in gelişmesinde itici güç olagelmiştir. Diğer yandan, ABD’nin tarihine bakıldığında “zorla çalıştırma” lekesi net bir şekilde görülebilir.

18. yüzyılın başında, ABD’nin güneyinde pamuk yetiştiriciliği hızlı gelişirken ABD’li çiftçiler pamuk toplamaları için Afrika’dan köle satın almaya başladı. Siyah köleler o dönem ABD’li çiftçilerin kırbaç darbeleri altında ter döktü, hiçbir gelir elde edemedi, ölümden daha korkunç bir yaşama mahkum edildi.

ABD’de bugün de devam eden sistematik ırk ayrımcılığının kökleri işte bu karanlık döneme uzanır.

Ayrıca, Xinjianglı Müslümanlar için endişelenen ABD’li politikacıların dünyadaki Müslümanlara neler yaptıklarına da bir bakmak gerek!

Şu ana kadar dünyada Müslümanlara yasak kararnamesi çıkaran tek ülke ABD. Amerika-İslam İlişkileri Konseyi tarafından 2018 yılında yayımlanan bir rapora göre, ülkedeki İslam karşıtı örgütlerin sayısı 2016 yılından itibaren iki kat arttı.

Bunun yanı sıra ABD’nin Afganistan, Suriye ve Irak’ta “terörün kökünü kazımak amacıyla” başlattığı savaşlarda milyonlarca Müslüman hayatını kaybetti, yurdundan oldu, yuvalar dağıldı. COVID-19 salgını döneminde de ABD’nin İran dahil Müslüman ülkelere yaptığı baskı yüzünden söz konusu ülkelerdeki vatandaşlar ciddi sıkıntı içinde yaşıyor.

Müslümanlara hiç saygı göstermeyen ABD, niçin Xinjiang’daki vatandaşlara bu kadar ilgi gösteriyor? ABD’nin gerçek hedefi, Xinjiang’daki pamuk yetiştiricilerine baskı yaparak Çin’deki istikrara ve refaha zarar vermektir. ABD’li eski albay Lawrence Wilkerson, bu hususta “Uygur sorunu aslında bir komplodur, ABD bu komplo ile Çin’de kaos yaratmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Harvard Üniversitesi’nden Profesör Steven Kelman ise, “ABD’li politikacılar yalnız Xinjiang’daki Müslümanları sever, diğer Müslüman ülkelere ilgi göstermez.” ifadesini kullandı.

Çin halkı, ABD’li politikacıların yalanlarını reddetmektedir. Nitekim Çin Dışişleri Bakanlığı ve Xinjiang yerel yönetimi tarafından dün ortaklaşa düzenlenen Xinjiang konulu basın toplantısında, “soykırım” ve “zorla çalıştırma” gibi yalanlar sert bir dille kınandı.

Akıllı olan dedikodulara ve yalanlara kulak asmaz. Batılı ülkelerdeki bazı basın organları ve şirketler siyasi amaçlarla Çin’i karalamaya çalışıyor. Bu noktada Kanadalı blogcu Daniel Dumbrill’in yorumu akıllara kazınmaya değer nitelikte:

“Batılı ülkeler hegemonyasını korumak için Uygurlara baskı yaparak dünyayı eşi görülmemiş bir savaşa sürüklemeye çalışıyor. Onlara yardımcı olmamalıyız.”

Yorumlar

yorum