Virüsün laboratuvardan sızdığı iddiasını tekrarlamak utanmazca ve saçma

rBABC2C01RCALNqyAAAAAAAAAAA861.1080x720.770x514.jpg

Sheng Yuhong-CRI Haber Merkezi

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Acil Durum Programı İcra Direktörü Michael Ryan, kısa süre önce düzenlenen bir basın toplantısında, yeni tip koronavirüsün kaynağına ilişkin çalışmaların siyaset tarafından zehirlendiği görüşünü dile getirdi.

Ryan’ın görüşü, uluslararası toplumun bazı ABD’li siyasetçilerin virüsün laboratuvardan sızdığı yönündeki iddiaları yeniden gündeme getirmesine de ciddi bir eleştiri sayılabilir.

Virüsün labolatuvardan sızdığı iddiası bir yılı aşkın süre önce bilim çevreleri tarafından çürütüldü. O dönemde ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Yeni tip koronavirüsün yapay olarak üretilmediği veya genetiği değiştirilerek oluşturulmadığı şeklindeki bilimsel mutabakata katıldıkları” belirtildi.

DSÖ de Çin’de yapılan incelemelerin ardından mart ayında yayımladığı açıklamada, yeni tip koronavirüsün laboratuvardan sızarak insanlara bulaşmasının imkânsız olduğuna vurgu yapıldı.

Ancak bazı ABD’li siyasetçiler ile basın kuruluşları Çin’i karalamaya çalışmak için yeniden bilim karşıtı yöntemlere başvuruyor. İstihbarat birimlerine soruşturma talimatı verilmesinden, bir dönem The New York Times’te istihbarat teşkilatlarının Irak’ta kitle imha silahları bulunduğuna dair kanıtlar edindiğini yazan Michael R. Gordon’un, şimdi de yazılarında “Wuhan laboratuvarı”nı işaret etmesine kadar birçok nokta, yoğun bir siyasi komplo havasının hâkim olduğunu gösteriyor.

Çin, geride kalan bir yıl boyunca, kararlı politikaları ve bilime dayalı kontrol önlemleri sayesinde, salgını kontrol altına almayı başararak ekonomik toparlanma gerçekleştiren ilk ülke oldu.

Çin, küresel salgınla mücadele çalışmalarına da çarpıcı katkılarda bulundu. Bilhassa, Çin’in COVID-19 aşılarını küresel kamu ürünü olarak dünyaya sunma taahhüdünde bulunarak farklı ülkelere 300 milyon dozdan fazla aşı sağlaması uluslararası toplumun takdirini kazandı.

Tüm bunlara kıyasla, ABD yönetimi ise aşı milliyetçiliği nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kaldı.

Bazı ABD’li siyasetçiler, hatalarının üzerine düşünmeyi ve yanlışlarını düzeltmeyi kendi siyasi emelleri uğruna reddediyor, virüsün kaynağını bulma çalışmalarını Çin’e baskı yapma aracı olarak kullanmaya teşebbüs ediyor.

Çin üzerinde uluslararası arenada sözde bir ahlaki baskı oluşturmayı ve salgını önleme konusundaki başarısızlıklarının sorumluluğunu başkalarına yüklemeyi amaçlayan ABD’li siyasetçiler, salgın sonrası dönemde büyük ülkeler arasındaki rekabet için de bir zemin hazırlamaya çalışıyor.

ABD’deki bazı kişiler, istihbarat teşkilatlarının bu hedeflere ulaşmalarına yardımcı olmak için 90 gün içinde sözde “kanıtlar” uydurabileceğini düşünebilir. Ancak, yalanların gerçekler karşısında durabilmesi mümkün değil.

COVID-19’un kaynağıyla ilgili araştırmalar gerçekleştiren Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) uzman ekibinden Dominic Dwyer, yaptığı açıklamada, virüsün laboratuvardan sızdığına dair herhangi bir kanıt bulunmadığını, Çin’in virüsün kaynağını bulma konusundaki çalışmalara aktif şekilde katıldığını defalarca belirtti.

74. Dünya Sağlık Asemblesi’ne katılan birçok ülkenin temsilcileri de Çin’in sadece yeni tip koronavirüsün gen dizilimini paylaşmakla kalmayıp, diğer ülkelerdeki aşılama çalışmalarının genişletilmesine de güç katarak küresel salgınla mücadeleye büyük destek sağladığını vurguladı.

İşte bunlar, hem bilimsel bir olgu hem de uluslararası toplumun vardığı bir uzlaşı.

ABD’li siyasetçilerin yeni tip koronavirüsün laboratuvardan sızdığı yönündeki iddiaları tekrardan yaymaya çalışması ise utanmazca bir siyasi oyundan başka bir şey değil.

Yorumlar

yorum