“Verilen söz tutulmazsa görüşmelerden olumlu sonuç çıkmaz”

427942.jpg

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 1 Eylül’den itibaren 300 milyar dolar değerindeki Çin menşeli ürünlere yüzde 10 oranında ek gümrük tarifesi uygulayacağını açıkladı. Diğer yandan da Çin ile ticari sözleşme imzalamak için aktif şekilde diyalog kurmaya hazır olduğunu bildiriyor.

ABD hem taahhütlerini çiğneyip G20 Osaka Zirvesi’nde Çin ile vardığı görüş birliğini ihlal ediyor, hem de ticaret müzakerelerinden olumlu sonuç bekliyor. Bazı Amerikan siyasetçilerin mantığı hiçbir şekilde anlaşılamaz durumda. Oysa dürüstlük ve güven müzakerenin temelidir. Bu noktada şu soru akla geliyor: Görüşmelerde verdiği sözlerden tekrar tekrar cayan bir muhatap, nasıl güven verebilir?

Çin, bir yılı aşkın bir süredir görüşmelerde hep karşılıklı güven ilkesini ön plana aldı. Azami içtenlikle ABD ile istişarede bulundu ve büyük ilerleme kaydetti. Ancak ABD dört kez varılan mutabakatı çiğnedi, taahhütlerine sadık kalmadı ve müzakerelerin askıya alınmasına yol açtı.

Şubat 2018’de, Beijing ile Washington, ABD’den tarım ve enerji ürünlerinin ithalatının artırılması gibi konularda anlaştı. Fakat bir ay sonra ABD, Çin’e yönelik 301. Madde soruşturma raporunu yayımlayarak, raporda ulaşılan sonuçlar gereği 50 milyar dolarlık Çin menşeli ürünlere yüzde 25 ek tarife getirdiğini açıkladı.

19 Mayıs 2018 tarihinde yayımlanan ortak bildiride ise Çin ve ABD’nin “ticari savaş açmama” hususunda mutabık kaldıkları belirtildi. Ancak 10 gün sonra Beyaz Saray bu ortak bildiriyi görmezden gelerek, ek tarife uygulamaya devam edeceklerini ifade etti.

1 Aralık 2018 de Çin ve ABD liderleri Arjantin’deki görüşmelerinde önemli meselelerde görüş birliği sağladı. Karşılıklı olarak yeni ek tarife uygulanmaması ve 90 gün içinde müzakereleri hızlandırarak tüm ek gümrük vergilerinin kaldırılması kararlaştırıldı. Bunun ardından iki ülkenin ticaret heyetleri yoğun bir müzakere trafiğine girdi, bu süreçte birçok konuda anlaşma sağlandı. Ne yazık ki ABD müzakerelerde pazarlığı sürekli ileri götürüp 10 Mayıs 2019 tarihinde Çin’den ithal edilen 200 milyar dolar değerindeki ürüne uygulanan ek tarife oranını yüzde 10’den yüzde 25’e yükseltti. Böylece üst düzey ekonomik ve ticari müzakereler ciddi darbe aldı.

29 Haziran 2019’da Osaka’daki görüşmede ise Çin ve ABD liderleri eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde ticaret müzakerelerini yeniden başlatmayı kabul ettiler, ABD Çin mallarına başka gümrük vergisi uygulamayacağını ilan etti. Shanghai’da 30-31 Temmuz günlerinde yapılan 12. tur ticaret müzakerelerinin ardından iki taraf da yapıcı bir diyaloğun gerçekleştirildiğini, 13. turun eylülde ABD’de düzenleneceğini bildirdi. Kararın üzerinden iki gün bile geçmemişken ABD tarafı tekrar sözünden döndü.

Yine açıkça görülüyor ki ticari müzakerelerin sürekli sekteye uğramasının sorumluluğu tamamen ABD’ye ait. Müzakere her zaman iki tarafın işidir, sözleşmeye varmak için iki tarafın aynı yönde giderek birbirine dürüst olması gerekir. Fakat bir yıldan fazla bir müddettir ABD birkaç defa verdiği taahhütleri yerine getirmedi ve müzakereler ertelendi. Bu gelgitler, uluslararası toplumu da şaşırttı.

Sözünü tutamayan bir kişi başarılı olamaz, sözünü tutamayan bir ülke ise güçlenemez. ABD’nin kurucusu Benjamin Franklin bir keresinde şöyle demiştir: “Dürüstlük en iyi stratejidir.” Şu anda ise bazı Amerikalı politikacılar kişisel kazanç elde etmek için ekonomik ve ticari meseleleri siyasallaştırıyor, sözde “ticaret sanatı”nı ülkeler arasındaki temaslarda kullanıyorlar. Çin-ABD ticaret müzakerelerinde varılan fikir birliklerini defalarca ihlal edip ülkelerinin itibarını sayısız kez zedeleyen ve müzakerelerde zorluk çıkaran bu kişiler kimseden destek bulamazlar.

ABD’deki birçok endüstri derneği birer birer bildiri yayımlayarak Beyaz Saray’ın Çin menşeli mallara ek gümrük vergisi uygulama kararına karşı çıktıklarını ve bunun Amerikalı çiftçilerin, işçilerin ve tüketicilerin daha fazla zarara uğramasına neden olacağını belirttiler. ABD-Çin Ticaret Konseyi ise yeni ek gümrük vergisinin Amerikalı tedarikçilerin güvenirliğine zarar vermesinden kaygı duyduklarını ifade etti.

Beijing, gümrük tarifelerinin artırılmasının sorunu çözmeyeceğine ve anlaşmazlıkların sadece istişare yoluyla çözülebileceğine inanmaktadır. Çin, hiçbir baskı ve tehditten korkmadığı gibi her türlü tehdide de gereken karşılığı vermeye hazırdır. ABD, tarife arttırma önlemlerini uygulamakta ısrar ederse Çin, temel ulusal menfaatlerini kararlı bir şekilde korumak için gerekli önlemleri almak zorunda kalacaktır. Bazı Amerikalı politikacılar, sözünü tutmadığı müddetçe müzakereler ne kadar sürerse sürsün, olumlu bir sonuç alınamayacaktır.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum