Türkiye ile Çin, ilişkilerin 50. yılında geleceğe umutla bakıyor

rBABCmEKm9eAe0cDAAAAAAAAAAA99.900x577.jpeg

CRI Türkçe

Asırlar evvel kadim İpek Yolu ile kurulan bağ, 20’nci yüzyılda işgallere karşı direnerek küllerinden yeniden doğan iki yeni cumhuriyetin dostluk ve işbirliğine dönüştü. 4 Ağustos 1971’de Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasıyla taçlanan bu dostluk ve işbirliği 50 yılı geride bıraktı.

Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinden sonra siyasi köprüler inşa edilirken, 1972 yılındaki Sivil Havacılık Anlaşması ve 1974 yılındaki Ticaret Anlaşması gibi kritik belgelere imza atıldı.

1980’li yıllarda her iki ülkenin yaptığı ekonomik açılımlar ilişkilere de yansıdı; ekonomik ve ticari işbirliği, 1981 yılında imzalanan Ticaret Protokolü ve Ekonomik, Sınaî ve Teknik İşbirliği Anlaşması ile ivme kazandı. Bu süreçte ikili ziyaretler de arttı.

1990’lı yıllara gelindiğinde, ikili anlaşmaların kapsamları genişledi ve çeşitliliği arttı; sağlık, bilim, teknoloji, yatırım ve turizm alanları da iki ülkenin en sıkı işbirliği yürüttüğü alanlar arasına girdi.

İkili ticaret, 2000 yılında ilk kez 1 milyar dolar seviyesini aştı. 

Türkiye ile Çin arasındaki temaslar 2000’li yıllarda daha da hız kazandı. 2000’lerin başlarında yapılan ikili anlaşmalar ve imzalanan mutabakat zabıtları güvenlik, enerji ve tarımın da işbirliği alanları arasındaki yerini sağlamlaştırdı.

İkili ilişkiler için kritik bir dönüm noktası da 2010 yılında ilişkilerin stratejik işbirliği ilişkileri düzeyine çıkartılması oldu.

İki kadim medeniyet arası kültürel ilişkiler

Uzun bir geçmişe sahip iki ülke arasındaki kültürel ve beşeri temaslar da ikili ilişkilerin başlıca sacayakları arasına girdi.

Çin, 2008 yılında Türkiye’deki ilk Konfüçyüs Enstitüsü’nü açtı. Bugün Türkiye’de dört üniversitede Konfüçyüs Enstitüsü, bir üniversitede Konfüçyüs dersliği hizmet veriyor.

Konfüçyüs enstitüleri, Çin kültürünün ve dilinin ülkedeki tanıtımına büyük katkılar yaparken, Türkiye de bu yıl Beijing’de Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’ni açarak bu alandaki boşluğu dolduracak önemli bir adım attı.

2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı, 2013 de Çin’de Türkiye Kültür Yılı olarak kutlanmış, daha sonra 2018 yılı Çin’de Türkiye Turizm Yılı ilan edilmişti. Geniş kapsamlı etkinlikler, ilişkilerin gelişmesine büyük bir ivme kazandırdı ve Türkiye’ye giden Çinli turist sayısı 2019 yılında 426 bini aşarak rekor kırdı.

Türkiye’nin büyük turizm potansiyeli ve Çin’in genişleyen orta sınıfı düşünülünce gelecekte daha büyük sayıların telaffuz edilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Hedef, kalkınma stratejilerini kenetlemek

Türkiye ile Çin arasındaki ikili ticaret hacmi, 2020 yılı sonu itibarıyla 26 milyar dolar seviyesinde seyretti ve Çin Türkiye’nin en büyük ikinci ticaret ortağı oldu. Akademisyen Dr. Altay Atlı, geçtiğimiz günlerde katıldığı CRI Türk yayınında yaptığı açıklamada,  Kuşak ve Yol inisiyatifinin Çin’den Türkiye’ye doğrudan yatırım gitmesi için büyük önem taşıdığını kaydetti.

Bununla birlikte, ikili ticarette son dönemde kaydedilen önemli bir gelişme, Türkiye’den Çin’e ilk ihracat treninin Aralık 2020’de gönderilmesi oldu. Tren, iki kıta, iki deniz ve beş ülke geçip yaklaşık 9 bin kilometre katederek İstanbul’dan Xi’an’a 12 günde ulaştı.

Tren seferleri, iki ülkenin kalkınma stratejilerinin kenetlenmesinin en somut örneği ve ticaretin parlak geleceğinin de habercisi oldu.

Pandemi “uzak komşuları” bir kez daha yakınlaştırdı

Türkiye ile Çin’in tarihteki yakınlıklar ve bağlar nedeniyle “uzak komşular” olduğu söylenir. Tüm dünyanın 1,5 yıldan fazla süredir boğuştuğu COVID-19 pandemisi uzak komşuları yakınlaştırdı.

İkili ilişkiler açısından umut verici olan hususlardan biri, tüm dünyayı durma noktasına getiren pandemiye rağmen, iki ülkenin farklı düzeylerdeki temaslarını koruma yönündeki ortak çabaları oldu.

Dost dediğin kara günde belli olur. COVID-19 salgınının meydana gelmesinden bu yana geçen süre içinde, Çin ve Türkiye devlet liderleri ile dışişleri bakanları salgınla mücadele işbirliği için birçok kez telefonda görüştü, iki ülkenin halkları yardımlaşarak etkileyici bir dostluk destanı yazdı.

Diplomatik ilişkilerin 50’nci yıldönümü vesilesiyle CGTN için bir makale kaleme alan Türkiye’nin Beijing Büyükelçisi Abdülkadir Emin Önen de “COVID-19 pandemisinin yarattığı trajedi bizi daha da yakınlaştırmışken, Türkiye-Çin dostluğunun güçlü temeller üzerine inşa edildiğini rahatlıkla görebiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Önen, Wuhan’daki salgının başlarında Türkiye’nin Çin’e en çok ihtiyaç duyulan tıbbi malzemeleri gönderen ilk ülkelerden olduğunu hatırlatarak, 2020 ortalarında salgın Türkiye’de yayıldığında da Çin’in aynı şekilde karşılık verdiğini ve o tarihten beri Türkiye’de CoronaVac aşısının kullanıldığını hatırlattı.

İki ülke adil küresel yönetişimi ve çok taraflılığı birlikte korumalı

Çin ile Türkiye, ikili ticarette ve turizmde koyduğu hedeflere henüz ulaşmış değil; ancak Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem bugün gönderdikleri karşılıklı kutlama mesajlarında kullandıkları ifadeler, hem de daha evvelki buluşmalarında ortaya koydukları irade iki ülkenin gelecekte daha da yakınlaşacağının işareti. Bunun yanı sıra, iki ülkenin 21’inci yüzyılda devletler arası ilişkilerin ilerlediği istikamete benzer perspektiflerle yaklaşması da işbirliğinin derinleşmesinin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

İki kadim medeniyetin halklarının yeniden kaynaşması, iki gelişmekte olan ekonominin, diğer gelişmekte olan ülkelerin çıkarlarının korunması ve daha adil bir küresel yönetişim sistemi kurulması için el ele vermesi gerekiyor.

BM ve G20 gibi uluslararası çerçeveler altında yoğun işbirliği yürüten iki ülkenin birbirini birincil kaynaklardan izleyerek, dezenformasyon ve tahrifatın önüne geçmesi, önyargı duvarlarının kaldırılması ve çok taraflılığın savunulması için çalışması, sadece iki ülke halklarına değil tüm dünyaya yarar getirecek.

Yorumlar

yorum