Salgının en hızlı yayıldığı ülke, insanlığın sağlığına dev tehdit oluşturuyor

rBABDGEXrEqADl3MAAAAAAAAAAA564.800x450.771x434.jpg

ABD nüfusu dünya toplamının sadece yüzde 4’ünü oluşturuyor. COVID-19 vaka sayısı bakımından ise dünya toplamının yüzde 18’ini teşkil ediyor. Bu rakamlar, ABD’de salgınla mücadele başarısızlığının küresel salgınla mücadele sürecini olumsuz etkilediğini kanıtlıyor. Daha da kötüsü, salgın kontrolü dışına çıkmışken ABD hükümeti vatandaşlarının sınır kapılarından çıkışı konusunda gerçekçi ve etkili tedbirler almıyor ve salgının dünyanın dört köşesine yayılmasını önemsemiyor. Bu durum insanlığın sağlığına dev tehdit oluşturuyor.

Çin’in önde gelen üç düşünce kuruluşu tarafından kısa süre önce yayımlanan ortak bir araştırma raporunda, ABD hükümetinin vatandaşlarının sınır kapılarından çıkışı hakkında etkili tedbirler almadığı gerçeğine yer verildi. Dünya genelinde vaka sayısının 200 milyonu aştığı bir dönemde “salgının en çok yayıldığı ülke” olan ABD, kesinlikle sorumluluk üstlenmeli.

Washington, aslında ekonomiyi canlandırmak ve seçimlerde oy toplamak için daha geçen yılın ağustos ayında salgının en çok yayıldığı bir dönemde, ABD vatandaşlarına yönelik küresel seyahat yasağını  kaldıracaklarını açıklamıştı. ABD Devlet Seyahat Ofisi tarafından verilen bilgilere göre, Nisan 2020-Mart 2021’de 23 milyon 195 binden fazla ABD vatandaşı, kara ve hava yollarından ülke dışına seyahat etti. Kasım 2020-Ocak 2021’de ABD’de salgının zirveye çıktığı bir dönemde günlük vaka sayısı 186 bini aştı. Aynı dönemde, yabancı ülkelere giden ABD’li vatandaş sayısı da 87 bini bulup zirveye çıktı.

Zirveye ulaşan bu iki rakam, salgının dünya genelinde hızla yayılmasının çok büyük bir sebebine işaret ediyor. Basında yer alan haberlere göre İsrail’de tespit edilen COVID-19 vakalarının yüzde 70’i, Güney Kore’de (Kore Cumhuriyeti) tespit edilen ve yurt dışından gelen vakaların yüzde 30’u, Avustralya’daki vakaların da yüzde 70’inde görülen virüs tipi ABD’deki virüs tipi ile aynı.

Daha da şoke edici olan şu ki, ABD gerekli koruma tedbirleri almadan kaçak göçmenleri ülkelerine geri gönderdi. Guatemala, Jamaika, Meksika ve Haiti gibi ülkeler, Washington tarafından gönderilen göçmenler arasında çok sayıda koronavirüs vakası tespit ettiklerini bildirdi.

Başta Washington Latin Amerika Araştırma Enstitüsü olmak üzere 60 kuruluş tarafından ortaklaşa yayımlanan açıklamada, Washington’un kaçak göçmenleri sınır dışı etmesinin “acımasızca” olduğu ve tüm dünyayı riske attığı belirtildi.

Malesef ABD’nin insanlığa karşı eylemleri devam ediyor. ABD-Meksika sınırından gelen göçmen sayısının artmasıyla beraber, temmuz ayında ABD’de uygulanacak göçmenleri sınır dışı etmeyi durdurmaya dair plan da askıya alındı. Washington’un bu girimi taraflarca sorumsuz bir hareket olarak değerlendirildi.

Ayrıca, ABD’nin dünyada yüzden fazla ülkedeki askeri üssüne gönderilen askerlerin, yerel salgın tedbirlerine uymayarak virüsün yayılma riskini arttığına dair haberler de artıyor. Mayıs ayında Güney Kore’deki Amerikan askeri üssündeki bazı askerlerin tatil boyunca maske takmaması yerel vatandaşlar tarafından protesto edilmişti.

Bir dizi gerçek, ABD’nin salgının dünyada yayılması konusunda kati bir sorumluluk taşıdığını ve aynı zamanda virüsün kaynağıyla ilgili araştırmalarda mutlaka incelenmesi gereken yer olduğunu gösteriyor. Ancak ABD’li politikacılar, siyasi yöntemlerle suçu başkalarına yükleyerek dünyaya siyasi virüs salıp salgına karşı mücadelede uluslararası işbirliğini baltalamak için ellerinden geleni yaptılar. Bu, ABD’nin “dünyaya kendi çıkarları için hükmetme” zihniyeti ve bencilliğini, bilimsel ruhu hor gördüğünü, uluslararası ahlakı ve insan hayatını hiçe saydığını gösteriyor.

İnsanlık, ortak kadere sahiptir. Bir ülke salgını bitirmediği sürece, ABD de dahil olmak üzere güvenli sayılamaz. Amerikalı politikacılar, kendi çıkarları için yaptıkları tüm siyasi manipülasyonları derhal durdurmalı, salgınla bilimsel yöntemlerle mücadele yoluna dönmeli, vicdanını dinleyip uluslararası sorumluluklarını yerine getirmelidir.

Yorumlar

yorum