Romantik Ay Bayramı kutlanıyor

rBABCmFIMPqALqakAAAAAAAAAAA953.800x533.jpg

Çinliler bugün tatilde ve yarına denk gelen Ay Bayramı’nı kutluyorlar. Güz Ortası Festivali adıyla da bilinen bayram, özel olarak Ay için kutlamalar yapılan bir bayramdır.

Ay, Çin kültüründe kutsal bir kudrettir. Doğu veya Batı, dünyanın farklı kültürlerinde zengin imgeleri içeriyor. Bu imgeler arasında bazı ortaklıklar ve  farklılıklar bulunuyor. Ay’ın görünüşündeki değişiklikler, insan hayatındaki değişiklikleri yansıttığı savunuluyor. İnsanoğlu, parlak gecelerde Ay’a bakar ve Ay’daki lekeler üzerinde uzun uzun düşünür. Tarihten beri bu lekeler üzerinde hayal kuran insanlar, ayrıca Ay’ın görünen yüzeyi için şiirler yazıp, efsaneler üretmiştir.

Çinlilerin Ay’a besledikleri duyguları bir yabancının anlaması zor

Güneş, aydındır ve insanlara erkeksi bir izlenim bırakır. Işınları zayıf olan Ay ise dişisel özellikler gösterir. Çoğu dilde Ay kadınlaştırılmıştır. Çinlilere göre; eğer Ay’ın cinsiyeti olsaydı, mutlaka kadın olurdu. Yunan mitolojisinde Güneş Tanrısı Apollon ve Ay Tanrıçası Artemis, ikiz kardeşler. Çin’de ise Ay’ın Ay Tanrıçası veya Ay Budası gibi adları var. Ay, dişisel olduğu için sıkça kadınlarla özdeşleştirilir. Güzel bir kızı övmek için onun çiçek ve Ay gibi görünüşü olduğu veya çiçek ve Ay’ı utandıracak güzelliğe sahip olduğu söylenebilir.

Çin milletinin Bahar Bayramı’ndan sonra en büyük 2. geleneksel bayramı olan Ay Bayramı, insanın duygusunu ve doğal olguları en sıkı şekilde bağlayan bir bayramdır. Bu bayram, Çinlilerin birlik ve kalkınma ruhuna güç katar.

Dünyada çok sayıda insan Ay’ı gördüğünde kurt adam veya siyah bir kediyi akılına getirebilir. Ay, Batı’da korku ve uğursuzluğun simgesidir. Bunun dışında, Ay’ın yüzeyindeki lekeler pek romantik görülmüyor sanırım.

Ancak Türk destanlarında Ay ve Ay ile bağlantılı ata ya da ata-hayvan büyük rol oynar. Türklerin kolektif bilinçaltında şekillenen ay hayvanlarından biri kurttur. Kurt kutsal tanrısal bir yaratıktır, Tanrı’nın yeryüzündeki sembolüdür. Bazı masallar, Ay’da bir sırığın ucuna iki tane kova takmış bir kızın, yürüyüp durduğunu anlatır. Annesiz kız, Ay’a yalvarıp, kendisini göğe yükseltip, yanına almasını istemiş. Ay bir gece kızı almış ve yeni evine götürmüş. Her dolunayda bu kız Ay’da görünür olmuş.

Çinlilerin Ay’a beslediği duyguları, yabancıların anlaması zordur. “Ay, yüreğimi temsil ediyor” adlı şarkıyı da sadece Çinliler anlar ve söyler. Avrupa ve Ortadoğu ülkelerindeki kültürlerde bayram normalde dini şahsiyetlerden kaynaklanıyor. Çinlilerin bayram sistemi ise doğa ile ilişkiler temelinde geliştirilmiştir. Çinliler, gökteki dolunayı görünce doğal olarak ailesini, yakınlarını, memleketini düşünüyor, kendi çocukluğunu hatırlıyor.

Dolunayı izleme vakti

Ay Takvimi’ne göre 8. ayın 15. günü, Ay Bayramı olarak kutlanıyor. Bu bayramın uzun bir geçmişi var. Diğer geleneksel bayramlar gibi tarihin akışı içinde yavaş yavaş belirdi Ay Bayramı. Çin tarihinde imparatorlar, ilkbaharda Güneş’e, sonbaharda Ay’a tapardı. Tang (618-907) hanedanı döneminde Ay Bayramı’nı kutlamak, çok yaygın bir gelenek haline geldi.

Bayramın kaynağı günümüzde artık bilinmiyor, ancak halk arasında birkaç efsane dolaşıyor. Bunlardan biri şu şekilde…

Eskiden gökte 10 adet güneş varmış. Bunun sonucunda ormanlar ve ekinler kavrulmuş, nehirler kurumuş ve insanlar ölmüş… Halka yardım etmek isteyen kahraman Houyi, 9 adet Güneş’i okla vurup, düşürmüş ve kalan Güneş her gün zamanında gökyüzünde görünerek insanlara faydalı olmaya başlamış.

Halkın sevgisini kazanan Houyi, Chang’e adlı güzel bir kızla evlenmiş. Avcılık yapan Houyi’nin kahramanlık hikayesini duyan gençler, okçuluk öğrenmek için Houyi’nin yanına akın etmiş, aralarında Pengmeng adlı kötü niyetli birisi de varmış.

Gök Tanrıçası’ndan ölümsüzlük ilacı alan Houyi, eve gelince tek doz ilacı karısına vermiş. Bunu öğrenen Pengmeng cennete gitmenin yolunu aramış. 3 gün sonra Houyi avlanmaya gidince, Pengmeng hastalandığı numarasını yapıp, Chang’e’yi ilacı vermeye zorlamış. Çaresiz olan Chang’e ilacı ağzına atmış ve göğe yükselmiş. Houyi’yi çok seven Chang’e, yerküreye en yakın Ay’a yerleşmiş.

Karısını çok özleyen Houyi, karısının sevdiği bahçede bir masa hazırlayıp, üstüne en sevdiği tatlı ve meyveleri koyar, Ay’daki Chang’e’yi anarmış. Yerel halk, bu uygulamayı öğrenip, iyi kalpli Chang’e’dan mutluluk ve huzur dilermiş.

Ay’a tapmak için Ayçöreği gibi tatlı ve karpuz gibi meyveler hazırlanır, bunlar törende kullanılır ve daha sonra insanlar tarafından paylaşılır. Geleneksel ayçöreği, dolunay şeklindedir. Ailenin birliğini simgeleyen ayçöreği, ailedeki üye sayısına göre bölünür.

   Ay’la ilgili ifadeler

Yabancı yazarların makalelerindekine benzemeyen, Çin’in Ay’ı şiirseldir. Ay ışığı insanların duyguları ve beklentilerini yansıtır. Ay’ın çeşitli ve güzel adları var. Aynaya, tavşana, Wangmu Tanrıçası’nın sahip olduğu Yaochi üzerindeki Ay’a benzetiliyor. Ay, şairlerin şiir ruhunun önemli öğelerinden biridir.

Çin tarihindeki ünlü şair Li Bai’nin bugüne kadar aktarılan 900’den fazla şiirden 382’si Ay’ı tasvir ediyor.

Çocukluğunu hatırlatan şiirinde, “Küçükken Ay’ı tanımazdım, ona beyaz yeşim taşı tabaka derdim. Şimdi Tanrıça’nın aynasıdır diye şüpheleniyorum, bulutlar üzerinde uçuyor.” dizeleri yer alıyor.

Memleket hasretini ifade eden şiirinde 4 sade dize var; “Yatak önündeki parlak Ay ışıkları, sanki yerdeki çiğler gibi; Başımı kaldırıp Ay’a bakıyorum, tekrar yere eğerek memleketimi özlüyorum.

Song(960-1279) Hanedanı’ndan Wang Anshi’nin kaleme aldığı bir şiirde 2 ünlü dize var; “Bahar rüzgarı tekrar Güney Çin’deki kıyıları yeşillendiriyor, Dolunay ne zaman dönüş yolumu aydınlatacak?

Shu Shi’nin bir şiirinde şu 3 dize yer alıyor. “İnsan üzüntü veya neşe içine girer, birbirine yakın veya uzak olur. Ay sönük veya parlak, yuvarlak veya solma olur. Bu, tarihten beri devam eden bir kuraldır.” Bu 3 dize bugün bile sıkça kullanılıyor.

Doğa ve insanın uyum içinde olmasından yana olan Çinliler, Ay’a çok derin duygular besliyor. Kendini geliştirme, ailesine bakma, devlet yönetimine katılma ve dünyada huzur tesis etme, Çinlilerin bir ideolojisidir. Bu ideoloji gerçek olmayınca insanlar, hayatın mükemmelliği için şunu dilerdi; “Peri kızlarla birlikte gökte uçayım, parlak Ay’ı kucaklayarak ölürüm.

Ay’daki Çinli ve Türk adları

Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) uzun zamandır kültürel çeşitlilik bakımından Ay’daki kraterleri isimlendiriyor. Çinli ve Türk dahil bilim insanları ve Ay’la ilgili masallardaki karakterlerin isimlerini seçmişti.

Ay’ın kuzey yarımküresinde ve sağ tarafta, 1647 yılında Hevelius haritasında gösterilen Toros dağları bulunuyor. Toroslar’ın hemen güneybatısında ana krater, 1956 yılında bir anlaşma sonucu Danimarkalı astronom Römer’in yerine Atatürk adı aldı. Yine Toros dağları yakınında 2 engebeye Fatih Sultan Mehmet ve ilk Türk astronomlardan Ali Kuşçu adı verilmiştir. Ay’ın kuzeybatı kenarında, meşhur Türk prens ve astronomu Ulu Bey’e ait bir krater mevcuttur.

Ay’ın karanlık tarafında Wan Hu adlı bir krater var. Wan Hu, Ming Hanedanı’nda bir devlet memuruydu. Wan, çok sayıda roketi bir sandalyeye, ardından kendisini sandalyeye bağlamış. Amacı, uzaya uçmakmış. Ancak denemesinde paramparça olan Wan Hu, roketle uzaya gitmeye çalışan ilk insan olarak kabul ediliyor. Wan Hu’nun anısına Ay’ın karanlık tarafındaki bir kratere onun ismi koyuldu.

Ay keşif projesi yürüten Çin, 2010 yılında Ay fotoğrafını çektikten sonra isimlendirme başvurusunda bulundu. Bi Sheng, Cai Lun ve Zhang Yuzhe, Ay’a “ayak bastı”. Ay’la ilgili masalda Chang-e’nin kaldığı Guanghan Sarayı da Ay aracının keşif yaptığı alanın ismi oldu. Bugün, Ay’da 35 Çince yer ismi bulunuyor.

Çin, 2004 yılında Ay Keşif Projesi’ni başlattı. Chang-’e Projesi adıyla da bilinen projenin insansız Ay keşfi, Ay’a insanlı iniş ve Ay İstasyonu’nun kurulması dahil 3 aşaması bulunuyor. 17 Aralık 2020’de, Çin’in fırlattığı Chang’e-5 uzay aracı, Ay’dan toplanan numunelerle dünyaya döndü.

Chang’e-5 uzay aracının Ay’a indiği yerin yakınındaki 8 noktadan biri, Tianchuan Üssü olarak adlandırıldı. Gök Gemisi anlamındaki Tianchuan, aslında 28 takım yıldızından biri ve samanyolundaki gemiyi simgeliyor. Diğer 7 isim arasında Huashan ve Hengshan dağları, Çin tarihindeki coğrafyacı Pei Xiu, Song hanedanından astronom ve matematikçi Shen Kuo, Üç Devlet döneminden matematikçi Liu Wei, Ming (1368-1644) hanedanının bilim adamlarından Song Yingxing ve Xu Guangqi yer alıyor. Böylece Ay’da Çince yer isimlerinin sayısı 35’e çıktı.

Yorumlar

yorum