Modern Çin’in başarı hikayesi

f_rr33_875976918753.jpg

Sabah yazarı Hilal Kaplan, “Çin nasıl devleşti?” yazısında Çin’in kuruluşundan bugüne geçtiği dönemeçleri kaleme aldı.

Kaplan’ın yazısından öne çıkanlar:

Modern Çin’in kurucusu olan Mao Zedong, milliyetçiler ile komünistler arasında uzun yıllar devam eden bir iç savaştan sonra galip gelerek Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

1927’de başlayan iç savaş sırasında Mao, Marksist-Leninist çizginin odak noktası endüstriyel işçilerden ziyade köylüleri ön plana çıkarmıştır. Buna göre devrimin ana taşıyıcı hattı, merkezden çevreye, “kırlardan şehre” yürüyen köylüler olacaktır. Köylülerden müteşekkil Kızıl Ordusu’yla birlikte yürüttüğü‘gerilla savaşı’yla ün ve prestij kazanarak Komünist Parti liderliğine kadar yükselmiştir. 1949’da milliyetçi cephe Tayvan’a çekilince Çin’in yönetimi Mao’ya kalmıştır.

Ardından yüzbinlerce karşı-devrimcinin tasfiyesi, toprak sahiplerinin topraklarına el konulup kooperatiflere dağıtılması, Tibet’e el koyulması ve Kore’deki Amerikan güçleriyle savaş gelmiştir.

Rusya’nın Çin’e yardımları kestiği süreçte Mao,1958’de, “İleriye Doğru BüyükAtılım” dönemini başlattı. Bireysel üretimin yasaklandığı ve milyonlarca insanın katı bir disiplinle kolektif üretim sürecine geçmesi için 27 bin komün kuruldu. Ancak devletin koyduğu hedefe ulaşamadığı için cezalandırılacağından korkan komünler üretim değerlerini şişirerek verince, ekonomi çakıldı. Kıtlık sebebiyle on milyonlarca insan öldü.

Bu felaket, parti içindeki iktidar savaşını hızlandırdı ve Mao parti başkanlığını koruyarak Cumhurbaşkanlığını bıraktı. Yedi yıl sonra tekrar Cumhurbaşkanı olduğunda ise tarihin gördüğü en büyük tasfiye hareketlerinden biri olan “Kültür Devrimi” başladı.

Mao’nun ikinci döneminde ekonomi gelişti, altyapı çalışmaları ilerledi, uzaya uydu gönderildi ama esas dönüşüm ölümünün ardından başa gelen Deng Xiaoping’in liderliğinde oldu. Mao’yu efsaneleştirerek ama Çin’i onun vizyonundan koparıp kontrollü olarak kapitalizm ile tanıştıran reformist Deng, ülke ekonomisini kısa sürede kat kat büyüttü. Bu reform ve dışa açılma süreci, ülkeyi dünyanın öncü ekonomisi yapan sürecin yapı taşlarının döşendiği bir kırılma noktasıydı.

Bugünkü Cumhurbaşkanı Xi ise üçüncü atılım sürecinde adı anayasaya yazılan,ömrü boyunca devlet başkanı olması onaylanan istisnai bir lider. Xi’nin hedeflerini gerçekleştirmesi, Çin’in ABD’yi dünya liderliği sahnesinde yenmesi anlamına gelecek. Gerçekleşir mi, zaman gösterecek…

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum