Kuşak ve Yol Girişimi, dünya hakimiyeti için küresel ticaret ağı değil

The-Belt-Road-Initiative-Is-Not-A-Plan-For-World-Domination-Through-Global-Trading-Networks.png

Joseph Veramu / Fiji Sun

Pasifik hükümetleri Çin ile sözleşme imzalamaya zorlanmıyor. Otoyolların, hükümet binalarının, havaalanlarının, limanların ve spor stadyumlarının Pasifik topluluklarının yaşam kalitesini nasıl iyileştirdiğine dair birçok örnek var…

Fujisun.com adlı haber sitesinde Joseph Veramu imzasıyla yayımlanan bir analizde Çin’in öncülüğünde başlatılan Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) projesine, Avustralya ve Yeni Zelanda tarafından getirilen eleştiriler masaya yatırıldı. Veramu analizinde, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın Pasifik adası ülkelerini kendi etki alanları olarak gördüğü için Çin’in BRI aracılığıyla bölgede yürüttüğü çalışmaları bir müdahale olarak yorumladığına dikkat çekiyor. Veramu, “Çin bölgesel ekonomileri, alt yapıyı ve geçim kaynaklarını iyileştirmeye çalışması soğuk savaş düşüncesi için bir neden olmamalı. Avustralya ve Yeni Zelanda, Çin’in alt yapı projeleri aracılığıyla verdiği mali yardıma şüpheyle bakıyor. Avustralya, Çin’i stratejik bir rakip olarak gördüğünü açıkladı” diyor. Analiz şöyle devam ediyor:

Çin, 2006’dan beri Pasifik’teki yatırımlarını ve yardımlarını artırdı ve bu da Batılı ülkeleri endişelendiriyor. Çin’in stratejik bir dayanak noktası elde etme çabalarından endişe ediyorlar. Oysa Çin, bu endişelerin yersiz olduğunu ve ret ettiğini defalarca açıkladı. Batılı güçlerin Pasifik’teki yardım programlarını, diplomasisini ve modası geçmiş politikalarını yeniden düşünmeleri gerektiğine dair bir görüş var. Daha da önemlisi, Pasifik’teki yaşamı iyileştirmek için Çin ile birlikte çalışmalılar. (SCMP, 2018)

Bölgenin yeni oyuncusu olan Çin’e saldırmak kolay bir yol çünkü Avustralya, Pasifik bölgesindeki en mükemmel oyuncu olma niteliğinin çok uzağında. Avustralya bunun yerine, Çin yardımının Pasifik’teki rolünü teşvik etmek için daha fazla çalışmalı ve bunun Avustralya’nın yardımının önemli bir tamamlayıcısı olduğunu kabul etmeli. Çin’in bölgeye yönelik devam eden ilgisi, Avustralyalıların kendilerine daha yakından bakmaları ve bölgede nasıl daha fazlasını yapabileceklerini sormaları, daha müreffeh bir Pasifik için tüm aktörlerle birlikte nasıl çalışabileceklerine yoğunlaşmaları için bir katalizör olmalı.

Çin, BRI’nin arkasında jeopolitik bir gündem olmadığını açıkça belirtti. İlgili taraflar, Çin’in Pasifik ada ülkeleriyle ilişkilerine nesnel ve olumlu bir şekilde bakmalı ve ada uluslarının kalkınmasına fayda sağlamak, geçim kaynaklarını, bölgesel barışı ve istikrarı iyileştirmek için daha fazlasını yaparken, eski Soğuk Savaş düşüncesi ve sıfır toplamlı oyun kavramlarını terk etmeli.

Son yıllarda ulaşılan rakamlar BRI’nin Pasifik ülkelerinde sürdürülebilir ekonomik kalkınma sağlama ve yoksulluğu azaltmaya yardımcı olduğunu gösterdi. Çünkü bu başarı, borç sürdürülebilirliğini iyileştirmeye, sosyal ve çevresel riskleri azaltmaya yönelik politik reformlardan kaynaklanıyor. Ayrıca Çin, BRI’yi küresel ısınma sorunlarıyla mücadeleye etkin bir şekilde entegre etti.

Dünya Bankası tarafından yapılan bir analizde BRI’nin küresel ticareti yüzde 6,2’ye ve katılımcı ekonomiler için yüzde 9,7’ye kadar artırabileceği saptaması yapıldı. Ayrıca düşük gelirli koridor ekonomileri için, doğrudan yabancı yatırımları yüzde 7,6’ya kadar yükseltebileceği de açıklandı. BRI’nin sağladığı sürdürülebilirliğe karşın bazı Batılı ülkeler, projeyi doğal bir ölüme neden olabilecek bir borç tuzağı olarak nitelendiriyor.

BRI’nin güçlenmesi ve Pasifik’i ve küresel sürdürülebilirliği teşvik etmede ön saflarda yer alması, Avustralya’ya Batılı müttefiklerinin desteğiyle BRI’yi çürütmek için ilham verdi. Avustralya’nın “Pasifik atılımı”, Çin’in artan etkisiyle ilgili endişelerden kaynaklanıyor. 2018’in sonlarında Avustralya, Pasifik Adaları’na 3 milyar Avustralya doları ucuz kredi ve hibe yardımı yapacağını açıkladı ancak bu açıklama yeni değil. Bölge için oluşturulan yardım bütçesinden verileceği daha önce de programa alınmıştı.

Pasifik Adası liderleri, Avustralya’yı eleştiriyor

Öte yandan Avustralya, Pasifik liderlerinin karbon emisyonlarını azaltma konusunda konusundaki çağrılarına yanıt vermiyor. Pasifik adaları liderleri, Avustralya’yı daha önce söz verdiği şekilde karbon emisyonları 2030 yılına kadar yüzde 26 ila 28 arasında düşürme sözünü tutmaya çağırıyor. Buna karşın Avustralya, Haziran 2019’da devasa Adani kömür madeninin Queensland’de faaliyet göstermesine izin vererek bölgedeki ülke liderlerini şoke etmişti.

Bu gelişme üzerine Tuvalu Başbakanı Enele Sopoaga, “Masaya ne kadar para koyarsanız koyun, bu size doğru şeyi yapmamak, yani emisyonlarınızı azaltmamak için mazeret hakkı vermez” demişti. Tuvalu artık Avustralya’dan gelen yardımları kabul etmiyor.

Fiji Başbakanı Voreqe Bainimarama da “Sen kömür emisyonlarını atmosfere salmaya devam ederken, bu da benim insanımı öldürürken Avustralya ve Yeni Zelanda ile konuşmaya devam edemeyiz” açıklamasını yapmıştı.

BRI’yi vizyoner yeni liderler şekillendiriyor

En küçük 18 Pasifik devletinden dokuzu, fosil yakıtlardan vazgeçilmesi, kömüre son verilmesi ve en büyük kirleticilerin adaların adaptasyonu için ödeme yapması çağrısında bulunan bir bildiri yayınladı. Bu talebe rağmen, Avustralya Pasifik Bakanı Alex Hawke, Avustralya’nın kömüre verdiği desteği veya iklim değişikliği konusundaki tutumunu geri çekmeyeceğini söyledi. Sonuç olarak, Avustralya ile Pasifik ülkeleri arasındaki ilişkiler iyice gerginleşti.

Pasifik ülkelerinin Çin ile daha güçlü bağlar geliştirmesi anlamında kuşkusuz büyük bir değişim oldu. Çin, bu süreçte uyumlu jeopolitik ilişkilerini sürdürerek bölgede istikrarı koruma konusunda önemli bir rol üstlendi. Zaten BRI kapsamındaki ülkeler, büyüklükleri ve zenginlikleriyle orantılı olarak söz hakkına sahip değil, herkes eşit ortak olarak muamele görüyor. Çünkü BRI, vizyoner olan, yalnızca ulusal hedefler için değil; aynı zamanda küresel barış, çevresel sürdürülebilirlik ve refah için çalışan yeni nesil Pasifik liderlerini şekillendiriyor. BRI, Pasifik ada ülkelerinin komşularıyla iyi geçinmeleri için yeni bir model ve ada ülkelerinin diplomasisi için yeni bir düşünme biçimi sunuyor ayrıca Pasifik felsefesi ile de örtüşüyor. Çünkü temellerinde çağdaş diplomatik faaliyetlerde daha akıllıca olan paylaşım ve hoşgörü var.

Yorumlar

yorum