Kendisini insan hakları havarisi gören ülke insan haklarını çiğniyor

rBABDGEbpSuAA47dAAAAAAAAAAA372.1080x693.770x495.jpg

“İnsan haklarının koruyucusu” olduğunu iddia eden ABD, sık sık insan hakları bayrağı altında diğer ülkelerin içişlerine müdahale eder, keyfi olarak zorbalık ve yaptırım uygular. Ancak COVID-19 salgını ABD’nin kendi kaosu, kargaşası ve krizini ortaya çıkararak Amerikan insan hakları maskesini paramparça etti.

Üç Çinli düşünce kuruluşu tarafından 9 Ağustos’ta ortaklaşa yayınlanan bir araştırma raporu, ABD’yi “pandemi döneminde dünyanın bir numaralı çalkantılı ülkesi” olarak nitelendirerek insan haklarını çiğnemesi ve krizlerle dolu olduğu gerçeğini ortaya koydu.

Toplumsal çalkantı, ABD’de kronik bir hastalıktır, COVID-19 salgını ise bir amplifikatör haline geldi. Geçen yıldan beri, ABD’de sık sık şiddet içeren suç olayları yaşandı. Günümüzde ABD’deki suç oranı gelişmiş ülkeler arasında ilk sırada yer almakta ve birçok gelişmekte olan ülkeden daha yüksektir.

Bugüne kadar, ABD’deki etnik azınlıkların çeşitli alanlardaki insan hakları hala ihlal edilmekte ve bu durum ABD’nin “ruh lekesini” ağırlaştırmaya devam etmektedir. Daha da endişe verici olan ise ABD’deki siyasi kaos.

ABD yönetiminin salgınla mücadeledeki başarısızlığı, ekonomik toparlanmadaki zayıflık ve artan toplumsal kargaşa dahil çeşitli faktörlerin üst üste gelmesi, ABD toplumunun alt tabakasındaki halkların yaşamının benzeri görülmemiş bir baskı ve darbeye uğramış olmasına neden oldu. Kaygı ve güçsüzlük arttıkça, çok sayıda Amerikalı psikolojik sorunlar yaşıyor.

Ancak kendi halklarının acılarına göz yuman Amerikalı politikacılar, hegemonik düşüncenin etkisiyle dünyaya kargaşa ihraç ederek dünya halklarına zarar veriyor.

İran, Venezuela ve Küba gibi ülkelere yönelik sık sık artan yaptırımlardan, Ukrayna’daki duruma müdahaleye, Hong Kong, Xinjiang ve Taiwan’la ilgili Çin’in iç işlerine müdahale etmeye kadar, ABD agresif bir şekilde tek taraflı yaptırımları ve müdahaleciliği gerçekleştirmektedir. Bu sadece dünya barışını tehlikeye atmakla ve diğer ülkelerdeki insan haklarını çiğnemekle kalmıyor, aynı zamanda salgınla mücadeledeki küresel işbirliğini ciddi şekilde baltalayarak insani krizi ağırlaştırıp “küresel kaosun kaynağı” haline geliyor.

Tüm bu gerçekler, sözde “insan haklarının koruyucusu” olan ABD’nin ta kendisinin insan haklarını en çok çiğneyen ülke olduğunu gösteriyor.

Kendisini demokratik sistemin bir “modeli” olarak öven ABD içinde aslında suçlar ve krizlerle doludur.

“Salgın dönemindeki bir nurmaralı çalkantılı ülke”nin diğer ülkelerin insan hakları hakkında değerlendirme yapmaya yetkisi olabilir mi?

İnsan hakkları iddiasını bir kenara bırakarak salgınla mücadele için gerçek bir çaba göstermek ve dünya ülkelerinin salgının üstesinden gelmesi için gereken uluslararası ahlakı ve sorumluluğu üstlenmek daha doğru ve fadyalı olacaktır.

Yorumlar

yorum