Karalamalar Xinjiang’ın refahını durdurmayacak

rBABCWDJyJuAGco3AAAAAAAAAAA286.511x411.jpg

7. Çin Ulusal Nüfus Sayımı’nda açıklanan verilere göre, Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin nüfusu 1 Kasım 2020 itibarıyla 25 milyon 852 bin 345’e ulaştı. Bölgenin nüfus artışı, 10 yıl önceki sayıma kıyasla yüzde 18,52 olarak kayıtlara geçerken, ülke ortalamasını da 13 puan geride bıraktı.

Xinjiang nüfusunun yüzde 42,24’ünü Hanlar, yüzde 57,76’sını ise etnik azınlıklar oluşturuyor. Uygur nüfusu da yüzde 16,2 artışla bölge nüfusunun yüzde 44,96’sına, etnik azınlıkların toplamının ise yüzde 77,85’ine tekabül ediyor.

2010 yılında tamamlanan 6. Ulusal Nüfus Sayımı’na göre, etnik azınlıkların nüfusu yüzde 14’ün üzerinde artış gösterirken, etnik azınlıkların nüfusunun büyüme hızını 4 puan geride bıraktı.

Hem taze hem de tamamen gerçek olan bu veriler, Batılı ülkelerin “soykırım” yalanlarına verilen en iyi cevap.

Önyargılı kişiler, ne kadar mantıksız olursa olsun, Batılı ülkelerin yalanlarına kolayca inanabilir. Yalanları üretmek kolaydır; ancak hassas ve bilimsel metot ve prosedürler izlenerek elde edilen nüfus verileriyle oynanamaz, bu verilerle insanlar kandırılamaz. Dolayısıyla veriler, Batılı ülkelerdeki bazı siyasetçilerin “şovları” karşısındaki en uygun yanıttır.

Şunu sormamız gerekiyor: ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler, Xinjiang’daki Müslümanları gerçekten önemsiyor mu? Peki, sözde eşitlik ve hoşgörü savunucusu ABD, niye yalnızca Xinjiang’daki Müslümanlara ilgi gösteriyor da Afganistan, Suriye ve Irak gibi ülkelerdeki Müslüman sivillere katliam uyguluyor?

Cevabı şu: Xinjiang’daki Müslümanların durumunu aslında hiç umursamayan Washington, bunu kendi siyasi şovu için bir koz olarak görüyor. ABD, sözde Xinjiang sorunuyla uluslararası kamuoyunda Çin’e karşı bir nefret yaratmaya çalışıyor.

Nüfus sayımı verilerinin gösterdiği bir diğer önemli husus da Xinjiang’ın ekonomik ve sosyal gelişmesinin çok sayıda vatandaşı bölgeye yatırım yapmaya teşvik etmesi. Batılı ülkelerin yalanlarına verilen en sert cevaplardan biri de bölgede sağlanan refah.

Xinjiang, son yıllarda ekonomik ve toplumsal gelişmeler açısından daha önce eşi görülmemiş bir başarı kaydetti. Örneğin, 2020 yılının kasım ayı itibarıyla bölgenin 32 ilçesinde yaşayan 3 milyon 89 bin kişi yoksulluktan kurtarıldı.

AB ülkelerinin de aralarında yer aldığı Batılı ülkeler, yalanlardan hareket ederek Çin’i karalamak için bir ittifak oluşturdu. Ancak, uluslararası kamuoyunda Xinjiang konusunda sürekli gerçek dışı iddialar ortaya atanlar aslında yalnızca birkaç kişiden ibaret. Komünizm Mağdurlarını Anma Vakfı üyesi Adrian Zenz ile Batılı ülkeler tarafından desteklenen Zumrat Dawut’un aralarında yer aldığı bu kişilerin “kurguladığı” rapor ve öyküler tutarsızlıklarıyla birçok insanın zihninde kuşkular doğuruyor.

Xinjiang’da yaşayan tüm etnik gruplar, kendi kültürlerini devam ettirmek ve dini özgürlüklerini korumak için ortaklaşa çaba harcıyorlar. Şu an, Xinjiang’daki refahın sürdüğünü görmeyi istemeyenler, yalanlarla Xinjiang’ı karalamak ve bölgeye zarar vermek istiyor. Ancak, Xinjiang her şeye rağmen refah yolunda kararlılıkla ilerliyor. Bu kişilerin çabalarının başarısızlığa mahkûm olduğunu zaman gösterecek.

Yorumlar

yorum