Kanada’daki yerlilerin öfkesi orman yangınları gibi yayılıyor

rBABC2DkDZ-AXLdyAAAAAAAAAAA56.640x434.jpeg

CRI Türkçe

Kanada’da geçen hafta yaşanan aşırı sıcaklar nedeniyle 170’ten fazla ayrı orman yangını görüldü. Okul ve hastaneler dâhil birçok bina alevler içinde kaldı, yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Yangının yaşattığı kayıplar nedeniyle hepimiz üzüntü duyuyor, aşırı sıcakların bir an evvel sonlanmasını temenni ediyoruz.

Tabii, Kanada’da daha fazla görmek istemediğimiz bir öfke ateşi de var. Ülkede son günlerde art arda yerli çocuklara ait mezarların bulunması, yerlilerin kızgınlığının da alevler gibi yayılmasına yol açtı.

Kanada’nın British Columbia eyaletinde yaşayan Lower Kootenay Band isimli bir yerli topluluk tarafından 30 Haziran’da yapılan açıklamada, Cranbrook kentindeki eski bir Katolik okuluna ait arazide 182 çocuğun cesedinin kalıntıları bulundu. Bu, mayıs ayından beri ülkede tespit edilen yerli çocuklara ait üçüncü toplu mezar oldu. Gelişmeler, Kanada’daki yerliler arasında büyük öfkeye yol açtı.

Ülkede yaşayan yerliler, hükümetin ırkçılık sorununun çözülmesi için etkili önlemler almadığı gerekçesiyle birçok protesto gösterisi düzenledi. Eylemlerde, en az altı kilise ateşe verildi, sömürgecilik dönemlerinin sembolü olan Kraliçe Victoria ve Kraliçe 2. Elizabeth’in heykelleri de yıkıldı. Protestocular, Kraliçe Victoria’nın heykelinin alt kısmına “Bir zamanlar çocuktuk, onları evlerine getirin” yazdılar. Ancak, bu çocuklar evlerine dönemeyecekler…

Yerliler, çocukların katledilmesine kızmakta haklı. Yerlilerin çocuklarının tabi tutulduğu yatılı okul sistemi, Kanada tarihinin en kanlı ve çirkin uygulamalarından. Kanada’daki sömürgeciler, yerli çocukları asimile olmaları için anne ve babalarından uzaklaştırıp yatılı okullara yerleştirdi. Çocuklar, yatılı okullarda Katolik eğitimiyle yetiştirildi.

2015 yılında Kanada Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu (TRC) tarafından yayımlanan bir raporda, 1840’lı yıllardan 1990’lı yıllara kadar Kızılderili, Inuit ve Metis halklarından en az 150 bin çocuğun yatılı okullara yerleştirildiği, bunlardan en az 3 bin 200’ünün okullarda hayatını kaybettiği bildirildi. Bunlar okul mu, toplama kampı mı!

Geçen yıl ABD’de George Floyd olayı meydana geldi. Bu sene de Kanada’da birçok yerli çocuğun cesetlerinin kalıntıları bulundu. Tüm bunlar, Batılı ülkelerdeki ırkçılık sorununun bir tesadüf değil, sistematik ve kronik bir sorun olduğunu gösteriyor.

Kanada ve ABD liderleri, ülkelerindeki ırkçılık sorunu karşısında etkili önlemlere başvurmadı. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, ülkede millî uzlaşı sloganları atarken, “Katolik kiliselerinin ateşe verilmesi kabul edilemez, kesinlikle yanlıştır” diye konuştu.

İronik olan ise kendi insan hakları sorunlarına çözüm bulamayan, başkalarının eleştirilerine kulak tıkayan Kanadalı siyasetçilerin, insan hakları bahanesiyle diğer ülkelere suçlamalar yöneltmesi. Kanadalı siyasetçilerin, ülkedeki azınlıkların hak ve çıkarlarını hiç önemsemediği, sadece kendi siyasi çıkarlarını düşündükleri çok açık.

Kanada hükümeti, ülkedeki ırkçılık sorununu yok sayarak yerli çocukların katledilmesi olaylarını kapsamlı ve nesnel şekilde soruşturmaz, kurbanların yakınlarına tazminat ödemez ise öfke dalgası yerli halklar arasında yayılmaya, Kanada da uluslararası kamuoyunun hedefi olmaya devam edecek.

Yorumlar

yorum