“Hong Kong, dış güçlerin iç işlerine müdahalesini tolere edemez”

20190724112108852_56457.jpg

Bazı İngiliz ve ABD’li yetkililer Hong Kong’da son günlerde meydana gelen şiddet olayları hakkında yanlış açıklamalar yaptılar. Onlara göre, Hong Kong Özel İdari Bölgesi Hükümeti, halkın konuşma ve protesto özgürlüğüne saygı göstermesi, bölgenin özerklik hakkının korunması gerekiyor. Ancak söz konusu açıklamalar, Çin karşıtı radikal göstericilerin Hong Kong’da şiddete başvurmasını teşvik etti, “bir ülke, iki sistem” ilkesinin kırmızı çizgisine dokundu. Çin hükümeti iç işlerine müdahale yolunu açan bu açıklamalara kararlılıkla karşı çıkmaktadır.

Hong Kong, hukukun üstün olduğu bir toplumdur. Halkın konuşma ve protesto özgürlüğü Hong Kong Temel Yasası tarafından korunmaktadır. Fakat tüm Hong Kong vatandaşlarının bu özgürlüklerini kullanırken başkalarının haklarına saygı göstermesi, bölgedeki kamu düzeni ve asayişe zarar vermemesi, hukukun üstünlüğü ilkesini delerek şiddete başvurmaması gerekir.

Son günlerde, bazı radikal göstericiler Hong Kong Yasama Konseyi binasına saldırmış, Çin merkezi hükümetinin Hong Kong’daki İrtibat Ofisi’ni kuşatmış ve hatta binadaki ulusal amblemi tahrip etmiştir.

Barışçı olmanın ötesine geçen söz konusu eylemler, Hong Kong’un hukuk sistemi, “bir ülke, iki sistem” ilkesi ve merkezi hükümetin otoritesine meydan okumadır. Hiçbir ülke bu tür girişimlere müsamaha göstermez. Gayet tabii Hong Kong polisi de bölgedeki istikrar ve yasal düzeni korumak için ilgili yasalar gereğince şiddet eylemlerini engellemeye çalışıyor.

Batılı ülkelerin, özellikle İngiltere’nin Hong Kongluların konuşma ve protesto özgürlüğü konusunda açıklama yapmaya hakkı yoktur. Hong Kong İngiltere’nin yönetimi altında iken halk özgür müydü? O dönemlerde Hong Kong’un yöneticileri İngiltere tarafından atanırdı. İngiliz akademisyen Martin Jacques’e göre, sömürge döneminde Hong Konglular hiçbir demokratik hakka sahip değillerdi.

Hong Kong’un anavatana kavuşmasından bu yana geçen 22 senede merkezi hükümet Anayasa ve Hong Kong Temel Yasası’na göre, “bir ülke, iki sistem” ve “Hong Kong’un Hong Konglularca yönetilmesi” ilkelerini hayata geçirdi. Hong Kong halkı, eskiden sahip olmadığı demokratik düzene ve özgürlüklere erişti. Bunun yanı sıra, bölgenin gayri safi milli hasılası 1997 yılında 175 milyar doları bulurken, 2018 yılında 364 milyar dolara yükseldi. “Bir ülke, iki sistem” ilkesi temelinde Hong Kong’da kalıcı istikrar ve refah gerçekleştirildi.

“Bir ülke”, “iki sistemin” temel şartıdır. Kökler derin olduğu sürece yapraklar gür çıkar, gövde sağlam olduğu sürece dalları taşıyabilir. Hong Kong’un Çin’in ana kesiminden ayrılması durumunda bugünkü başarıları kaydetmesi mümkün değildir. Hong Kong Özel İdari Bölgesi merkezi hükümete bağlıdır ve hiçbir koşulda “yüksek özerklik” bahanesiyle merkezi hükümetin otoritesine zarar verilmesi tolere edilemez.

Bazı basın organlarının son günlerde yayınladığı haberlere bakılacak olursa, Hong Kong’da şiddete başvuran radikal göstericilerin arkasında dış güçlerin desteği ve manipülasyonunun bulunduğu görülür. Mesela, bazı İngiliz ve ABD’li siyasetçiler Çin karşıtı göstericilere alenen destek veren açıklamalar yaptılar. Bazı ülkelerin Hong Kong’daki başkonsoloslukları uluslararası yasaları ihlal ederek radikal göstericileri kışkırtmaya çalıştılar. Hong Kong polisinin kısa süre önce tutukladığı patlayıcı madde taşıyan birkaç zanlıdan birinin uluslararası terör örgütüyle bağlantısı tespit edildi. Bu gelişmeler ışığında son günlerde Hong Kong’da meydana gelen şiddet olaylarının yerel halkın konuşma ve protesto özgürlüğüyle hiç alakası olmadığını, gösterilerin dış güçlerin desteğiyle düzenlenen yasadışı eylemler olduğunu söylemek mümkün.

300 binden fazla Hong Konglu 20 Temmuz’da düzenledikleri “Hong Kong’u Korumak” temalı mitingde hukukun üstünlüğü, barış, istikrar ve dayanışmanın korunması çağrısında bulundular. Hong Kongluların çoğunluğu ise istikrar ve güvenliğin korunamaması durumunda kendi meşru hak ve özgürlüklerinin korunamayacağı görüşünü savundular.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum