Gerçekler, sözde “insan hakları savunucusu” ABD’nin yalanlarını ortaya koyuyor

ABD kısa süre önce mesnetsiz ve yanlış bilgilere dayanarak sözde 2020 İnsan Hakları Raporu’nu hazırladı ve raporda diğer ülkelerdeki insan hakları durumunu çılgınca karalamaya ve eleştirmeye çalıştı.

Ancak gerçekler, ABD’nin insan hakları sorunlarının Pasifik Okyanusu gibi derin ve geniş olduğunu kanıtlıyor.

ABD hükümetinin son 4 yıldaki insan hakları kayıtları çirkin ve şoke edici. Birbirinden kirli kayıtlar, uzun süredir “insan hakları savunucusu” olmakla övünen ABD’nin yalanlarını gün yüzüne çıkardı.

Zengin-fakir uçurumu genişliyor

Bugün, ABD toplumunda zengin ile fakir arasındaki uçurum hızla genişliyor. Toplumun en alt kesimi sefil bir hayat sürüyor. Geçen yıldan itibaren kontrolden çıkan COVID-19 salgını kitlesel işsizliğe yol açtı, on milyonlarca vatandaş sağlık sigortasını kaybetti ve her altı Amerikalıdan biri ve Amerikalı çocukların dörtte biri açlık tehdidiyle karşı karşıya. Kırılgan kesimler, hükümetin salgınla etkisiz mücadelesinin en büyük kurbanları haline geldi.

Uzmanlar, salgının ABD toplumunun en alt kesiminin hayatta kalma krizini daha da ağırlaştırdığına dikkat çekiyor. Eşitsiz varlık dağılımının neden olduğu orta sınıf krizi de uzun zamandır mevcut ve daha da kötüleşiyor. Bu da toplumsal ve siyasi çalkantıya yol açmakta.

Öte yandan son yıllarda ABD’de meydana gelen silahlı saldırıların sayısı yeni rekor seviyeye ulaştı. ABD’li vatandaşların asayiş durumuna yönelik güveni giderek azalıyor. ABD’deki iki siyasi parti, kendi çıkarları uğruna silah kontrolü konusunda anlaşmaya varmaktan kaçınıyor. Uzun zamandır devam eden silahların yaygınlaşması sorunu ülkedeki siyasi çatışmaların bir sonucu. Her yıl ABD’de on binlerce kişi silahlı saldırılarda hayatı kaybediyor.

Yorumlar

yorum