G20 Zirvesi’nin asıl amaçlarından şaşmamalı

20190625165730089_21869.jpg

Wang Shanshan-CRI Haber Merkezi

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping Perşembe günü Japonya’nın Osaka kentine gidererek, G20 Liderleri 14. Zirvesi’ne katılacak. Xi böylece, G20 Zirvesi’ne 7. kez iştirak edecek. Çin lideri, daha önceki zirvelerde küresel ekonomik yönetişimi iyileştirmek için Çin önerilerini ileri sürerek, Çin’in G20 işbirliğine verdiği önemi ve üstlendiği sorumluluğu gösterdi.

G20 Zirvesi zorlu bir dönemde doğdu. 2008 yılında ABD’de patlak veren finans krizi, daha sonra tüm dünyayı etkisi altın aldı. G20 liderleri, krizin dünya çapında ekonomik bir çöküntüye dönüşmesini önlemek için ilk kez o yıl Washington’da bir araya geldi. G20 ekonomileri, para teşviki, mali genişleme ile denetim ve reform gibi eşgüdümlü eylemlerde bulunarak, krizi etkili şekilde kontrol altına alırken, piyasa güveninin yok olmasını da engelledi.

G20 Zirvesi geçen 10 yılda “krizi göğüsleme mekenizması”ndan küresel ekonomi için “uzun vadeli yönetişim mekanizması”na dönüşerek, uluslararası ekonomi alanında önemli çok taraflı mekanizmalardan biri oldu. Ancak tek taraflılık, korumacılık ve küreselleşme karşıtı anlayışın giderek yükselmesi ve özellikle ABD’nin tek taraflı olarak başlattığı ticaret sürtüşmeleri, G20 üyelerini farklı derecelerde etkiledi. Bu da G20 Osaka Zirvesi’nin karşı karşıya kaldığı sınamaların daha da karmaşık hale gelmesi ve ciddileşmesine yol açtı.

OECD’nin verilerine göre, yılın ilk çeyreğinde G20’ye üye birçok ülkenin ihracatı daralırken, ekonomik büyümesi de güçsüzleşti. Güney Kore, Brezilya, Rusya, Endonezya, Japonya gibi ülkelerin ihracatları bir önceki çeyreğe göre büyük ölçüde geriledi. Güney Kore, yüzde 7,1’lik gerileme oranıyla en fazla gerileme yaşayan ülke oldu. Güney Kore Merkez Bankası tarafından yapılan açıklamaya göre, Mayıs ayı itibarıyla ülkenin ihracatı art arda 6 ay geriledi. Güney Kore basınında, bunun büyük ölçüde Çin ve ABD’ye yönelik ihracat bağımlığından kaynaklandığı şeklinde yorumlar yapıldı.

Bununla beraber, küresel büyüme beklentileri de aşağı çekildi. Uluslararası Para Fonu (IMF), ticaret sürtüşmelerinin etkisiyle, küresel ticari büyümenin, finans krizinin patlak verdiği dönemden bu yana en düşük seviyeye düşeceğini öngörüyor. Dünya Bankası tarafından Haziran’da yayınlanan “2019 Küresel Ekonomik Görünüm” raporunda, Ocak ayında yüzde 2,9 olarak belirlenen küresel ekonomik büyüme beklentisi yüzde 2,6’a çekildi. Morgan Stanley tarafından kısa süre önce yayınlanan raporda ise, küresel ekonominin 9 ay sonra gerilemeye başlayabileceği kaydedildi.

Bu ani kriz ve belirsizlik karşısında, G20 üyelerinin bu tehditleri göğüslemedeki kararlılığı ve cesareti bütün dünyaya göstermesi gerekiyor.

G20 ülkeleri, dünya nüfusunun yüzde 66’sına, küresel gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 85’ine, uluslararası ticaret hacminin yüzde 75’ine ve küresel yatırımın yüzde 85’ine sahip. G20 Zirvesi’nin 10 yıllık geçmişi, üye ülkelerin ortak tutum sergileyerek açıklık ve işbirliğinde ısrar etmesi durumunda, krizleri göğüsleyip, dünya ekonomisini doğru yola götürme yeteneğine tamamen sahip olduğunu kanıtladı.

G20 üye ülkelerinden biri olan Çin tarafından ileri sürülen bir dizi düşünce “finansal panik” duygusunu kontrol etme ve krizleri göğüsleme konusunda önemli rol oynadı. 2016 yılında düzenlenen G20 Hangzhou Zirvesi’nde Çin, açık dünya ekonomisi inşa etme ve sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi hızlandırma gibi önerilerde bulundu. Bu, Çin’in büyük bir ülke olarak sorumluluklar üstlendiğini gösterdi. Çin’in önerileri uluslararası toplumda da olumlu karşılandı. Son yıllarda attığı somut adımlarla kendi düşüncelerini hayata geçiren Çin, küresel ekonomideki en sağlam faktör ve dünya ekonomisinin büyümesindeki en büyük itici güç haline geldi.

Aslında, Çin tarafından ileri sürülen öneriler, sürekli kalkınmak ve ilerlemek isteyen ülkelerin gerçek fikirlerini yansıtıyor. Piyasa ekonomisinin gelişmesi ve teknolojinin ilerlemesi sonucunda ekonomik küreselleşme de engellenemeyecek. Ancak ticaret sürtüşmelerinin sürekli tırmanması durumunda, küresel ekonominin yeniden canlanmasına ait ümitler de azalacak. Bu nedenle IMF Başkanı Christine Lagarde, “Şu an en ivedi görev, mevcut ticaret gerginliğinin giderilmesidir.” dedi.

Küresel risk ve belirsizliklerin devamlı olarak arttığı bir zeminde, bütün dünya G20’nin bir “hareket ekibi” rolü oynamasını bekliyor. Bunun için bütün tarafların, ortak tutum sergileyerek, fikir ayrılıklarını uygun şekilde çözmesi, fikir birliğine varması ve işbirliğini güçlendirmesi gerekiyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum