DSÖ, kamuoyunun sesine kulak vermeli, ABD’de incelemeler başlatmalı

rBABCmEJDRmAAwGLAAAAAAAAAAA651.672x397.jpg

Wang Juemian, CRI Haber Merkezi

Çin Medya Grubu’na bağlı CGTN Düşünce Kuruluşu, 30 Temmuz-1 Ağustos günleri arasında BM’nin 6 resmî diliyle dünya genelindeki internet kullanıcılarına yönelik bir anket düzenledi. Anketin sonucuna göre, katılımcıların yüzde 83,1’i ABD’de COVID-19’un kaynağına dair araştırmalar yürütülmesini destekliyor.

CGTN’in anketinin sonuçları, dünya genelindeki internet kullanıcılarının ABD’de yürütülen COVID-19 salgınıyla mücadele çalışmalarında birçok şüphe uyandırıcı nokta bulunduğunun farkında olduğunu gösterdi.

ABD’de ilk COVID-19 vakasının saptandığı zamanın sürekli öne çekilmesinden, Fort Detrick Laboratuvarı’nın kapatılmasının ardından ülkede görülen gizemli solunum hastalıklarına ve Kuzey Carolina Üniversitesi’nde yer alan laboratuvarda koronavirüsle ilgili birçok kez güvenlik kazası meydana gelmesine kadar, ABD’de salgının ortaya çıkışı ve gelişimi ile ilgili şüphe uyandırıcı noktalar giderek daha çok gün ışığına çıkmaya başladı.

Bu noktada, ABD özellikle tüm dünyanın merak ettiği şu soruyu yanıtlamalı: ABD, Wuhan’da bir salgının patlak vereceğini bir ay öncesinden nasıl biliyordu?

The Times of Israel gibi basın kuruluşları tarafından verilen haberlerde, Kasım 2019’da ABD’nin askeri makamlarının İsrail ve Ürdün’le istihbarat paylaşarak, koronavirüsün neden olacağı bir salgının yakın bir gelecekte başlayacağı tahmininde bulunduğuna dikkat çekildi. Hatta, söz konusu istihbaratta Çin’in Wuhan kentine de değinildiği kaydedildi. Bu konuyla ilgili olarak, Rus basınında, 2019 yılının ekim ayının ortasında Wuhan’da düzenlenen Dünya Askerî Oyunları’na katılan ABD askerlerinden oluşan kafilenin virüsü kente getirdiği değerlendirmesi yapıldı.

DSÖ’den uzmanlar ile Çinli uzmanlardan oluşan ortak araştırma ekibi tarafından mart ayı sonunda yayınlanan raporda, virüsün Çin’deki bir laboratuvardan sızmış olma ihtimalinin son derece düşük olduğuna işaret edilmesine rağmen, ABD’li politikacılar, salgınla mücadele sürecindeki şüpheli adımları gizlemek için DSÖ’ye baskı yaparak Çin’de yeni bir araştırma başlatılması ve Çin’de “suçluluk karinesi” doğrultusunda yeni araştırmalar yürütülmesi için çalışıyor. ABD’nin virüsün kaynağına dair çalışmaları siyasileştiren bu teşebbüsleri uluslararası toplumda da sert tepki uyandırdı.

Şu ana kadar yaklaşık 70 ülke, DSÖ’ye mesaj göndererek, ilk araştırmaların sonuçlarını kabul ettiklerini ve virüsün kaynağına dair araştırmaların siyasileştirilmesine karşı çıktıklarını açıkladı.

CGTN Düşüncü Kuruluşu tarafından düzenlenen anketin sonuçları tüm dünyanın bu mutabakatını net olarak gösteriyor.

Diğer yandan, anketteki “ABD’nin COVID-19’un kaynağının araştırılması çalışmalarında istihbarat teşkilatlarını kullanmasının nedeni ülkenin siyasi emelleri mi?” sorusuna, anketi YouTube’da Fransızca olarak yanıtlayan internet kullanıcılarının yüzde 84’ü ve Rusya’nın en büyük sosyal medya sitesi VKontakte’de Rusça olarak yanıtlayan internet kullanıcılarının yüzde 92’si “evet” yanıtını verdi.

Anketteki en çok dikkat çeken sorulardan biri olan “Salgının ortaya çıkmasından bu yana ABD’deki Asya kökenlilere yönelik ayrımcılık ve şiddetin ciddileştiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna da katılımcıların yüzde 88’i “evet” yanıtını verdi.

Ankete katılan internet kullanıcıları, ABD yönetimine güvenmediklerini ve yönetimden memnun olmadıklarını da ifade etti. Anketin sonuçları, tüm dünyanın Washington’dan ABD’nin COVID-19’un ortaya çıkmasıyla ne gibi bir ilişkisi olduğunu açıklamasını istiyor.

Sürekli dışa açıklıktan ve şeffaflıktan bahseden ABD, uluslararası araştırmalara kapısını açmalı. Dünya üzerinde kamu sağlığı güvenliği alanındaki en profesyonel kuruluş olarak DSÖ, tüm dünyadan internet kullanıcılarının taleplerini dikkate almalı, üzerinde en çok şüphe bulutu dolaşan ABD’de virüsün kaynağına dair araştırmalar başlatmalı.

Yorumlar

yorum