Demokrasi Zirvesi’ni düzenlemek ABD’nin haddine mi?

rBABC2GAxjCAKdBMAAAAAAAAAAA628.600x359.jpg

ABD, kısa süre önce aralık ayı sonunda Küresel Demokrasi Zirvesi”ne ev sahipliği yapacaklarını açıkladı. Ancak kendi demokrasisinde ciddi sorunlar yaşayan ABD, yine de kendi kendine yarattığı “demokrasi muhafızlığı” unvanını korumak için elindeki tüm olanakları kullanmaya çalışıyor. Çin basınında kısa süre önce yayımlanan bir karikatürde, Sam Amca’nın ciddi bir yüz ifadesiyle demokrasi zirvesinin düzenleneceği salonda oturarak katılımcıları beklediği resmedildi. Ancak dört bir yanı harap durumda, sütunları yıkılmak üzere olan salonun  her an çökmek üzere olduğu görülüyor. Bu karikatür, ABD’nin öncülük ettiği “Küresel Demokrasi Zirvesi”nin asıl durumunu yansıtıyor. Zirvenin ABD tarzı demokrasinin batışına tanıklık edeceğini şimdiden tahmin etmek güç değil.

Kendisini uzun süredir “Demokrasi Feneri” diye tanıtan ABD bu fenerin çoktandır bozuk olduğunun farkında değil.

20. yüzyılın başlarında Thomas Woodrow Wilson döneminde, Demokrat Parti “demokrasiyi yaygınlaştırma” geleneğini benimsemişti. ABD, demokrasi kisvesi altında, sözde “demokratik ülkeleri” yanına alarak diğer ülkelere sözde “demokratik olmadıkları” iddiasıyla karşı çıkmaya çalıştı. Ancak ABD’nin bu çabalarının boşa gittiğine şüphe yok.

ABD, 20’nci yüzyılın sonlarında 100’den fazla ülkenin katılımıyla “Demokrasiler Birliği”ni kurdu, ancak bu oluşumun günümüzde hiçbir etkisi kalmadı. National Interest dergisinin CEO’su Dimitri K. Simes gibi, ABD’de dış politika alanında önde gelen birçok uzman, farklı vesilelerle Washington’un sözde “demokrasi yayma” politikasını eleştirerek, “Küresel Demokrasi Zirvesi”ne iyimser bakılmasının anlamlı olmayacağını savunuyor.

ABD’nin “demokrasi yayma” politikası, esasen kendi ölçütlerine göre “demokratik olmadığını iddia ettiği ülkeleri” engellemek ve baskı altına almak için bir araçtan ibaret. Bu siyasetin özünde ise ABD’nin demokrasi kisvesi altında dünya genelindeki hegemonya kurma arayışı bulunuyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, kısa süre önce zirveyle ilgili yaptığı değerlendirmede, “ABD, muhakkak kendisinin demokratik olarak tanımladığı ülkeleri zirveye davet edecektir. Bu girişimin özünde ise Soğuk Savaş zihniyetindeki gibi uluslararası toplumu dost-düşman olarak ayırma isteği yatıyor.” dedi.

Demokrasi Zirvesi’ni düzenlemek ABD’nin haddine mi?_fororder_RUIPINKKKLER

Küreselleşme ve çok taraflılık, günümüz dünyasının ana eğilimi olarak genel kabul görüyor. COVID-19 salgını, terörizm, iklim değişikliği, nükleer silahların yayılması ve küresel ekonomik toparlanmanın zayıflığı gibi birçok sınamanın üstesinden gelmek için tüm ülkelerinin ortak çabasına ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla bu süreç, Çin, Rusya ve Körfez ülkeleri gibi ABD ile farklı kalkınma yollarını ve siyasi sistemleri benimsemiş ülkelerle de sıkı sıkıya bağlantılı.

ABD, kendi siyasi çıkarları uğruna yürüttüğü sözde “demokrasi yayma” çabalarıyla tüm dünyanın karşı karşıya bulunduğu meydan okumaları nasıl aşabilir? Bilakis, uluslararası toplumda ABD’nin bu yolu izlemesinin ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları şiddetlendirmesine, hatta dünyayı yeni bir Soğuk Savaş dönemine sürüklemesine dair ciddi endişeler hâkim.

ABD,  “Küresel Demokrasi Zirvesi”ne ev sahipliği yapmak yerine, evvela ülke içinde demokrasinin işleyişiyle ilgili giderek ciddileşen sorunlara çözüm getirmeyi düşünmeli. Salgınla mücadeledeki başarısızlık, ırkçılık, siyasi kaos, toplumsal kutuplaşma ve zengin-fakir uçurumu gibi sorunlar ABD tarzı demokrasinin etkisini ve sözde cazibesini çoktandır azaltmış durumda. Yakın tarihte yapılan bir ankete katılanların yarısı da ABD’nin demokrasi modelinin geçmişteki parlaklığını yitirdiğini kaydetti.

Öte yandan, ABD ve müttefikleri arasındaki ihtilaflar da her geçen gün büyüyor. ABD ve Avrupa ülkeleri arasında aşı, ekonomik denetim ve Kuzey Akım-2 gibi meselelerde yaşanan ciddi anlaşmazlıklar bir türlü çözülemiyor. Taraflar arasındaki değer yargılarının farkı da işbirliği yapılmasını engelliyor.

Demokrasi, hegemonya kurmanın bir aracı değildir ve olmamalıdır. Dünyanın acilen yapması gereken demokrasi zirvesi düzenlemek yerine, BM Tüzüğü’ne ve uluslararası ilişkilerin temel kurallarına sadık kalarak küresel koordinasyon ve işbirliğini güçlendirmek, COVID-19 salgını ve iklim değişikliği gibi küresel sınamaları birlikte göğüslemektir. ABD’nin demokrasi kisvesi altında küresel ölçekte zıtlaşmaları ve düşmanlıkları kışkırtmaya devam etmesi kaos ve çalkantıya yol açacak, nihayetinde uluslararası toplum tarafından boykot edilecektir.

Yorumlar

yorum