Çin, hegemonyacı değil, barışçı bir gelişme yolu seçti

rBABCWDgVBaAGiALAAAAAAAAAAA119.768x432.jpg

“Çin Komünist Partisi insanlığın geleceğiyle yakından ilgileniyor, dünyanın tüm ileri güçleriyle el ele vererek ilerliyor. Çin hep dünya barışının inşacısı, küresel gelişmenin katkı sağlayıcısı ve uluslararası düzenin koruyucusu olmuştur.” ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri Xi Jinping ÇKP’nin kuruluşunun 100’üncü yıldönümünü kutlama konferansında işte bu ifadeleri kullandı.

Barış, Çin milletinin 5 bin yıldır devam ettirdiği manevi bir mirastır ve ÇKP’nin kanına işlemiştir. Batılı ülkelerden birçok şahsiyet, Çin’in eski çalkantılı dönemlerinde ÇKP’nin niçin sayısız ilerici şahsiyetten destek aldığını soruyor. Bu soruya Çin’in tarihi değişimine şahitlik eden Kanadalı Sabel Crook şu yanıtı veriyor: Çünkü ÇKP barış getirdi.

Kurulduğu 1921 yılından itibaren ÇKP ulu bir gaye peşinde mücadele veren bir siyasi partidir. ÇKP sadece Çin halkına mutluluk getirmek istemiyor, aynı zamanda insanlığın barışına ve ilerici davasına katkı sağlamayı hedefliyor.

ÇKP’nin iktidara gelmesinden itibaren Çin halkına liderlik ederek Çin’i geliştirmeye çalıştığını, Batı dünyasının “güçlü bir ülke hegemonyacı olmalıdır” şeklindeki eski yolunu izlemediğini, bunun yerine kazan-kazana dayalı yeni bir yola girdiğini tüm dünya görüyor. ÇKP’nin bu gayretleri, insanlığın ilerlemesine büyük bir katkıdır.

Ancak işaret edilmesi gereken bir nokta daha var: Çin’in iktidar partisinin barışı savunması, meşru haklarından ve çıkarlarından vazgeçeceği anlamına gelmiyor. Bilakis ÇKP, herhangi bir dış gücün Çin halkına zorbalık veya baskı yapmasına ve Çinlileri köleleştirmesine asla izin vermeyecektir. “Buna cüret eden her kim olursa, kafaları 1,4 milyar Çinli tarafından çelikten yapılmış Çin Seddi’ne kanlı bir şekilde çarpılır!” ÇKP’nin bu açık ifadesi, onun şiddetten korkmadığını yansıtmanın yanı sıra dünya adaletini korumak için gönderdiği güçlü bir mesajdır.

Yorumlar

yorum