Çin, biyoçeşitliliğin korunmasına kendi çabalarını ve irfanını sunuyor

rBABC2FmvgmAPhzDAAAAAAAAAAA902.973x623.770x494.jpg

Birleşmiş Milletler (BM) Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 15. Taraflar Konferansı (COP15) 11-15 Ekim günleri arasında Çin’in Yunnan eyaletinin merkezi Kunming’de düzenleniyor.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, COP15’e video konferans yoluyla katılarak bir konuşma yaptı. Çin’in ekolojik medeniyet konsepti kapsamındaki çabalarına değinen Cumhurbaşkanı Xi Jinping, “Çin, ekolojik medeniyet inşasında büyük başarı kaydetti. Kısa süre önce, Yunnan eyaletindeki fillerin göç yolculuğu sırasında, Çin’in yabani hayvanların korunması için harcadığı çabalara şahit olduk. Ekolojik medeniyetin geliştirilmesi ve güzel bir Çin için inovasyon, koordinasyon, yeşil, açıklık ve paylaşım ilkeleri çerçevesindeki yeni kalkınma modelini uygulamaya devam edeceğiz.” dedi.

2020 yılının mart ayında, Yunnan eyaletinin Xishuangbanna bölgesinde yaşayan yabani Asya fili sürüsü, kuzeye göç etmeye başladı. Bir yıldan fazla sürede yüzlerce kilometre yol kateden filler sonunda güvenli bir şekilde yurtlarına döndü. Yerel hükümet, fil sürüsünün güvenliğini korumak için kara yollarını kapattı ve fillere gıda desteğinde bulundu. Fil sürüsünün yolculuğu insansız hava araçlarıyla izlendi. Filler, yerel hükümetin ve halkın günlük çalışmalarının işleyişine engeller getirse de sürüye hiçbir müdahalede bulunulmadı, filler dünyanın gündemine “sürpriz yıldızlar” olarak oturdu.

Asya fillerinin korunmasına yerel hükümet ve halk büyük destek sağladı. Bu, Çin’in biyolojik çeşitliliği koruma çalışmalarına verdiği önemi gösteren net bir örnek.

Çin Devlet Konseyi Basın Ofisi tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlanan biyolojik çeşitliliğin korunmasına ilişkin ilk beyaz kitapta, ülkenin bu alandaki çalışmaları ve başarıları tanıtıldı. Çin’de ulusal doğa parklarının kurulması ve ekolojik kırmızı çizgilerin belirlenmesi gibi konulara odaklanıldığına işaret edilen belgede, ülkenin biyolojik güvenliği koruma çalışmalarını yoğunlaştırdığı ve ekolojik ortamı iyileştirdiği bildirildi.

Çin’de biyolojik çeşitliliğin korunması, devletin başlıca kalkınma stratejilerinden biri olarak belirlenirken, orta ve uzun vadeli kalkınma planına da dâhil edildi.

Bunun yanı sıra, ülkede Yabani Hayvanları Koruma Yasası ve Doğa Koruma Alanı Yönetmeliği dâhil olmak üzere biyolojik çeşitliliğin korunmasıyla ilgili olarak çok sayıda yasal düzenleme de hayata geçirildi.

“Doğaya Saygı”, Çin kültüründe ve tarihinde önemli bir yere sahip bir anlayıştır. Tüm Çinliler tarafından benimsenen bu anlayış ışığında, Çin’deki çevre koruma çalışmalarına daha büyük önem verildiği gibi, ülkenin ekolojik ortamı en iyi şekilde korunuyor.

Çin hükümeti, günümüzde de biyolojik çeşitliliğin korunması için büyük çaba gösteriyor. BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne ilk imza atan ülkelerden biri olan Çin, dev nüfusunun getirdiği ekonomik baskıların  büyüklüğüne rağmen çevre koruma çalışmalarına daima önem veriyor.

Çin, biyolojik çeşitlilik bakımından dünyada ilk sıralarda bulunuyor. Çin’de yaşayan 2 bin 900’den fazla tür kara omurgalısı, dünya toplamının yüzde 10’unu oluşturmaktadır. Ayrıca, Çin’de 36 binin üzerinde bitki türü yetiştirilmekte, her gün yaklaşık 270 yeni tür tespit edilmektedir.

BM’nin raporuna göre, 2050 yılına kadar yaklaşık 1 milyon canlı türünün nesli tükenecek. Yabani hayvanların yaşam alanlarına verilen zarar nedeniyle dünya üzerindeki ülkelerin beşte birindeki ekolojik sistem çökme tehlikesiyle karşı karşıya. Dolayısıyla biyolojik çeşitliliğin korunması, tüm dünya için ortak bir amaç ve çalışma olmak zorunda. Çin’in biyolojik çeşitliliğin korunması konusunda ortaya koyduğu çaba ve bilgelik de insanlığın refahının korunması ve uluslararası ilişkilerin dengelenmesi için büyük önem taşıyor.

Çinliler, insanlığın gelişmesi için tabiata zarar verilmemesi gerektiğine inanıyor. Çinlilere göre, insan ile doğa arasındaki ahengin korunması, hem insanlığın hem de doğanın uzun vadeli ve sağlıklı gelişmesinin teminatıdır. Aynı doğrultuda, dünyanın gelişebilmesi için biyolojik çeşitliliğin korunması gerekmektedir. Dünyadaki tüm canlı türlerinin yaşamı birbiriyle ilişki içindedir; herhangi bir türün yok olmasının dünyaya etkilerinin olması kaçınılmazdır. Bu yaklaşım, uluslararası ilişkilerin gelişmesi açısından da ayrı bir önem taşıyor.

Günümüzde bazı Batılı ülkelerin, başka ülkelerin meşru kalkınma haklarını baltalamak amacıyla başvurduğu girişimler başarıya ulaşamayacak. Medeniyetlerin çok boyutluluğuna saygı gösterilmesi ve çeşitli kültürlerin dünyada bir arada uyum içinde yaşaması durumunda “güzel bir global köy” kurulması mümkün olacak.

Yorumlar

yorum