“Çin-ABD işbirliği halkların ortak arzusu”

20190704200014882_27470.jpg

Washington Post gazetesi dün ABD’li eski siyasetçi ve uzmanlar tarafından Başkan Donald Trump’a ve Kongre’ye gönderilen açık mektubu yayımladı.

Mektupta, ABD ile Çin arasındaki gergin ilişkilerin ABD’nin küresel çıkarlarına aykırı olduğu ifade edildi. Ekonomi ve ulusal güvenlik açılarından Çin’in ABD’nin düşmanı olmadığına dikkat çekilen mektupta, Washington’un Beijing’i karşısına alan politikalar benimsememesi gerektiği kaydedildi.

Mektubun içeriğine bakıldığında sağduyulu görüşlere yer verildiği dikkat çekiyor. Çin’in ekonomik açıdan ABD’nin düşmanı olmadığı, ABD’nin birçok girişiminin ikili ilişkileri “bir spiral gibi aşağı yöne götürdüğü”, ABD’nin Çin’e düşmanca davranması ve Çin’i küresel ekonomiden koparmaya çalışmasının, kendi uluslararası konumunu ve itibarını zedelemenin yanı sıra, tüm ülkelerin ekonomik çıkarlarına zara vereceği bu görüşler arasında sayılabilir.

Çin’in katılımının, günümüzde yüz yüze bulunduğumuz uluslararası sistem ve iklim değişikliği gibi küresel sorunların çözümü açısından son derece büyük önem taşıdığı ifade edilen mektupta, ABD’nin ulusal çıkarlarını korumasının en iyi yolunun da durmaksızın değişen dünyada etkili rekabet gücüne yeniden kavuşması, diğer ülkeler ve uluslararası örgütlerle işbirliği yapması olduğu belirtildi. Mektupta, ayrıca Çin’in dünyayla temasta bulunmasını baltalayacak ve engelleyecek girişimlerin ise tam tersi sonuçlar doğurmaya mahkûm olduğu vurgulandı.

Söz konusu mektup, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) Profesör M. Taylor Fravel, ABD’nin eski Beijing Büyükelçisi J. Stapleton Roy, Carnegie Uluslararası Barış Vakfı üst düzey araştırmacılarından Michael D. Swaine, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Doğu Asya ve Pasifik işlerinden sorumlu eski sekreter yardımcısı Susan A. Thornton ve Harvard Üniversitesi’nden Profesör Ezra Vogel tarafından ortaklaşa kaleme alındı.

Mektubun şöyle bir gerçeği kanıtladığını söylemek yanlış olmayacaktır: Çin ve ABD liderlerinin Osaka görüşmesinde eşgüdüm, işbirliği ve istikrara dayalı Çin-ABD ilişkilerinin ilerletilmesi, eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde ticaret müzakerelerinin yeniden başlatılması konularında fikir birliğine varması, hem iki ülke halkının hem de uluslararası toplumun ortak beklentilerine uygun.

Mektupta belirtildiği gibi, Çin, ABD’nin ekonomi alanında düşmanı değil. İkili ilişkilerin özünü de karşılıklı yarara dayalı ortak kazanç oluşturuyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 1979 yılında yaklaşık 2 milyar 500 milyon dolar iken, 2018 yılında 630 milyar dolara çıktı. İki ülkenin ekonomik büyüklüğü de dünya ekonomisinin toplamının yüzde 40’ına tekabül ediyor. Çin ve ABD’den herhangi birinin başarısı, karşı tarafın başarısından kaynaklanıyor. Washington’un ek gümrük vergileri uygulaması, ikili ilişkilerin temel niteliğini oluşturan karşılıklı yarar ilkesine aykırılık teşkil etmenin yanı sıra, hem ABD’ye hem de diğer taraflara zarar verecektir.

Diğer yandan, ABD Ticaret Bakanlığı tarafından dün yayımlanan verilere göre, ABD’nin ticaret açığı mayıs ayında da genişlemeyi sürdürerek yeni bir rekor kırdı. Veriler, ABD’nin Çin karşısında verdiği ticaret açığının yüzde 12,2 artışla 30,2 milyar dolar seviyesine çıktığını, ek tarifelerin ABD’nin ticari ve ekonomik endişelerine çözüm olmadığını ortaya koydu.

Buna ilaveten, Morgan Stanley tarafından yayımlanan iş durumu endeksi (BCI) mayıs ayında 45 puanken, haziranda 13 puana düşürüldü. ABD’de farklı sektörlerde iş ortamına olan güvenin hızla gerilediği, tarifelerin ekonomik beklentilere daha da zarar verdiği görüldü.

Bu da Çin ve ABD arasındaki işbirliğinin her iki tarafın yararına, çatışmanın ise her iki tarafın zararına olduğunu, işbirliğinin çatışmadan, diyaloğun da zıtlaşmadan daha iyi olduğunu bir kez daha kanıtladı.

İki devlet başkanı tarafından G20 Osaka Zirvesi’nde varılan uzlaşıya göre, iki ülkenin ticaret heyetleri spesifik meseleleri ele almaya devam edecek. Zorlukların üstesinden gelmek ve farklılıkları aşmak, hâlâ büyük çaba gerektiriyor.

ABD’nin Çin ürünlerine yönelik tek taraflı olarak getirdiği ek tarifeler, Çin-ABD arasındaki ekonomik ve ticari sürtüşmenin de başlangıç noktasını teşkil ediyor. Eğer iki taraf bir anlaşmaya varabilirse, bunu tüm tarifelerin iptalinin izlemesi gerekiyor.

İki tarafın da liderlerce varılan mutabakatı izlemeyi sürdürerek, ticaret müzakerelerini eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde yürütmesi, karşılıklı fayda ilkesine bağlı kalması ve aynı istikamette adım atması hâlinde, hem her iki halkı hem de tüm dünyayı tatmin edecek bir neticeye varılması için hâlâ umut bulunuyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum