“Bilgisayar korsanlığı” sıfatı en çok ABD’ye yakışıyor

rBABCWD5NxGAfjVpAAAAAAAAAAA830.1000x563.770x434.jpg

ABD, kısa süre önce bazı müteffikleriyle birlikte ortak bir bildiri yayımlayarak, Çin’i “siber saldırı” düzenlemekle suçlayıp karalamaya çalıştı. ABD ayrıca “siber ortamdaki gizli bilgileri çaldıkları” gerekçesiyle dört Çinli personele de dava açtı. Ancak ABD’nin dava için ortaya koyduğu deliller güvenilir değil, dolayısıyla Çin’ e karşı suçlamaları da mesnetsiz. Dava, yeni bir siyasi oyundan ibaret. ABD, Çin ile ilgili yalanlar uydurma şeklindeki eski yöntemine bugünlerde sıkça başvuruyor. Fakat bu yaptığı daha çok hırsızın “Hırsız var!” diye bağırmasına benziyor.

ABD, Çin’e “siber saldırı” suçlamasını defalarca yöneltti. Bu kez de müteffikleriyle birleşerek Çin’i suçlamaya çalışıyor. ABD’nin amacı, Çin ile ikili ilişkilerin gelişme yolunda engellerin bulunduğu bir dönemde, siber güvenlik bahanesiyle Çin’i karalayıp baskı altına alarak Çin’in gelişmesini engellemektir.

Dünyanın en büyük bilgisayar korsanının hangi ülke olduğuna gelince, siber sabıka dosyasının kalınlığına bakarak bu ülkenin ABD olduğunu söyleyebiliriz. Geçen uzun yıllar içinde ABD, siber güvenlik alanında kendi teknik avantajlarından faydalanarak, dünya çapında büyük çaplı telekulak girişimlerinde bulundu, diğer ülkelerin gizli ve hassas bilgileri ile vatandaşlarının kişisel bilgilerini yasa dışı şekilde elde etmeye çalıştı. Gerek PRISM olayı, gerekse kısa süre önce Danimarka’da meydana gelen “telekulak skandalı” olsun tüm bunlar uluslararası toplumun, dünyanın siber güvenliğini sabote eden en büyük tarafın ABD olduğunu kavramasını sağladı.

Yorumlar

yorum