Biden da Trump’ın yolundan gidiyor

ABD Başkanı Joe Biden, iktidara gelişinin 100. günü vesilesiyle dün Kongre’de bir konuşma yaptı. Biden konuşmasında ABD-Çin ilişkilerini sert bir dille yorumladı. Biden, Çin’i “adaletsiz ticaret politikası” uygulamakla suçlarken, ABD’nin Hint-Pasifik bölgesinde güçlü askeri varlığını sürdüreceğini ve “insan hakları ve özgürlüğü koruma sorumluğunu” yerine getirmekte ısrarcı olacağını ilân etti.

Geçen yüz gün içinde uluslararası toplum, “direnme” kelimesinin ABD dış politikasında hakim olduğuna bir kez daha şahitlik etti. Biden yönetiminin de önceki yönetimin yolundan giderek Çin’i kısıtlama stratejisini koruduğu herkesin malumu. Dahası, Mike Pompeo gibi siyasetçilerin kışkırttıkları ideolojik direnmeyi daha da şiddetlendiren  Biden yönetimi, Çin’e yaklaşma yöntemlerini de ayarlayıp bir yandan “çok taraflılık” sloganı atarken diğer yandan da müteffikleriyle Çin karşıtı blok oluşturmaya kalkışıyor.

Ekonomi açısından Biden yönetimi, Çin’e karşı ticaret savaşını hafifleteceğine dair hiçbir işaret vermemekle beraber Çinli teknoloji şirketlerine yönelik yeni yaptırımları devreye sokuyor. Siyasi açıdan ise Xinjiang, Hong Kong ve Taiwan ile ilgili hassas konularda Çin’in kırmızı çizgilerine sürekli dokunuyor. Askeri düzeyde de “Çin tehdidi” meselesini abartarak “dört taraflı mekanizmayı” güçlendiriyor, aynı zamanda müttefikleriyle Güney Çin Denizi’nde devriyeye çıkıyor.

Fakat bugün çalkantı içindeki bu dünyaya çatışma değil işbirliği halindeki Çin ve ABD gerekiyor.

Ve Çin’in kalkınma hedefleri hiçbir zaman ABD’yi geçmek olmadı. Çin’in emeli her zaman daha gelişmiş bir ülke olup hiç kimseye meydan okumadan veya kimsenin yerini alma niyeti olmadan halka daha iyi bir yaşam sağlamaktır. ABD’nin en büyük önceliği uzlaşmazlıkların tırmanmasını durdurmak ve Çin ile işbirliği ve sağlıklı rekabet yoluna geri dönmektir. ABD eski Dışişleri Bakanı Kissinger’in dediği gibi, ABD Çin gibi büyük bir ülke ile bir arada yaşamayı öğrenmelidir.

Yorumlar

yorum