ABD’nin yaptırım tehditleri kimseyi korkutmuyor

rBABDGDnwneAYNS9AAAAAAAAAAA154.500x333.jpg

Sheng Yuhong, Xu Yanqing-CRI Haber Merkezi

Beyaz Saray, Hong Kong’daki sözde insan hakları durumunu bahane ederek alınan ulusal acil durum kararının ve Hong Kong’a yönelik yaptırımların uzatılmasına karar verdi.

Bu, ABD’deki mevcut yönetimin, eski yönetimin yanlış politikalarını sürdürdüğünü, Hong Kong meselesine karışarak Çin’in iç işlerine müdahale etmeye çalıştığını bir kez daha gösterdi. Uluslararası hukuku ve uluslararası ilişkilerin temel normlarını ciddi şekilde ihlal eden bu girişim, ABD’nin uslanmaz bir hegemonyacı adımı niteliğinde. Çin, bu girişimi öfkeyle ve sert bir şekilde kınadı.

ABD yönetimi, söz konusu karara gerekçe olarak, Çin’in Hong Kong’daki ilgili önlemlerinin ABD’nin ulusal güvenliğine, dış politikasına ve ekonomik çıkarlarına tehdit oluşturmasını gösterdi. Bununla gerçeklerin tamamen çarpıtıldığını söylemek gerek; zira Hong Kong, Çin’e ait bir özel idari bölge ve Çin merkezi hükümetinin Hong Kong ile ilgili idari kararları da tamamen Çin’in iç işi. Bunun ABD’yle ne ilgisi var? Bu durum, ABD’nin güvenliğine nasıl tehdit oluşturabilir?

Çin’deki Amerikan Ticaret Odası tarafından yakın tarihte yayımlanan “Çin’deki Amerikan şirketleri” başlıklı beyaz kitapta, ABD’li şirketlerin üçte ikisinin Çin’deki yatırımlarını artırmayı planladıkları açıklandı. Washington’un çarpık mantığıyla bakarsak, ABD’li şirketler, kendi ülkelerinin tehdit edildiği topraklarda yatırım yapmayı mı istiyor?

Tehdit demişken, esasen ABD’nin uzun süredir Çin karşıtlığı yapan ve Hong Kong’da kaos yaratan güçlere verdiği destekleri, durmadan Çin’i karalama girişimlerinde bulunmasını hatırlatmak lazım. Asıl bu adımlar, tamamen Çin’in egemenliğine, güvenliğine ve kalkınma çıkarlarına ciddi tehdit teşkil ediyor.

ABD’nin Hong Kong’a yönelik yaptırımlarını sürdürme kararı, bu ülkedeki bazı kişilerin Hong Kong’da kaos yaratma ve Çin’e baskı yapma yönündeki kötü niyetlerini de bir kez daha su yüzüne çıkardı.

Ancak tüm bu çabalar başarısızlığa uğramaya mahkûm. Bugünkü Hong Kong’da, bu kişilerin kötülüklerini sürdürmelerine bir imkân tanınmıyor.

Çin merkezi hükümeti, son dönemde, Hong Kong’da Ulusal Güvenlik Yasası’nı uygulamaya sokarken, Hong Kong’daki seçim sistemini iyileştirmeye başladı. Ulusal güvenliği korumanın yanı sıra, Hong Kong’un yeniden toplumsal istikrara kavuşmasını sağlayan bu adımlar, Hong Kongluların haklarını güvence altına aldı.

Washington, bir yıl önce Hong Kong ile ilgili yaptırım kararı alırken, yabancı sermayenin Hong Kong’u terk edeceğine dair mesnetsiz tahminlerde bulunmuştu. Ancak, bir yıldır uygulanan Ulusal Güvenlik Yasası sayesinde Hong Kong, daha fazla yabancı sermaye çekmeye başladı. Verilere göre, geçen yıl Hong Kong’a 50 milyar ABD Doları tutarında yatırım yapıldı. Hong Kong borsası, ilk kalka arz (IPO) değeri açısından dünyada ikinci sırada bulunuyor. Yılın ilk çeyreğinde Hong Kong’un gayrisafi bölge hasılası geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7,9 arttı. Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan raporda da Hong Kong’un uluslararası finans merkezi olma statüsü yeniden teyit edildi.

Hong Kong’un gelişmesi ve Hong Kong sakinlerinin mücadelesi, anavatanın sağladığı güçlü destekten ayrı düşünülemez. ABD’nin yaptırımlarla Hong Kong’u korkutma girişimi daha önce olduğu gibi gelecekte de başarısız olacak. Çin’in Hong Kong konusundaki politikalarına dönük karalamalar ile Hong Kong’a yöneltilen tehditler, Hong Kong’un istikrarlı kalkınma eğilimini asla ve asla engelleyemeyecek.

Yorumlar

yorum