“ABD’nin “ilkleri” salgınla mücadelede uluslararası işbirliğini engelliyor”

20200205161239771_72894.jpg

Çin yeni korona virüsü salgınıyla mücadele etmek için zamanla yarışırken uluslararası toplum da sürekli Çin’e destek ve yardım sağlamayı sürdürüyor. Ancak dünya çapında tıp alanında en ileri ve en gelişmiş seviyedeki ülke olan ABD, şu ana kadar Çin’e herhangi bir somut yardımda bulunmadı. Aksine, başkonsolosluk çalışanlarını ülkeden tahliye eden, büyükelçilik çalışanlarının bir kısmını da tahliye etme talebinde bulunan ve Çin vatandaşlarının ABD sınırından geçişi ile ilgili kapsamlı sınırlama önlemleri alan ilk ülke oldu. ABD bu adımlarıyla panik yaratmaya çalıştı.

Saydığımız bu üç “ilk”, ABD’nin söz konusu salgına karşı verdiği aşırı tepkinin sonuçları. Bu tür eylemler Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerisine aykırı düşmenin yanı sıra, salgınla mücadele konusundaki uluslararası işbirliğini de engelliyor.

DSÖ kısa süre önce yeni korona virüsü salgını nedeniyle uluslararası acil durum ilan etti. Örgütün söz konusu ilanı, Çin’e yönelik bir güvensizlik ortaya koymayı değil, uluslararası toplumu salgınla mücadele için seferber etmeyi amaçlıyordu. Bununla beraber, DSÖ Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus, Çin’in salgınla mücadele için harcadığı çabaların bu alandaki çalışmalar konusunda diğer ülkelere iyi bir örnek sunduğunu belirtti. Ghebreyesus ayrıca, uluslararası seyahat ve ticaret sınırlamaları önlemleri alınmaması önerisinde bulundu.

Ancak ABD, salgının önlenmesi konusunda ileri tesislere sahip olmasına rağmen, bu duruma aşırı tepki gösterdi. Özellikle ABD, Çin’i dünyada savaş yaşanan ülkelerden biri olarak kabul etmenin yanı sıra, Çin’e yönelik seyahat alarmı seviyesini de en üst düzeye çıkarttı. DSÖ’nün ilgili önerisine aykırı hareket eden ve dünyada panik uyandıran ABD, salgınla mücadelede küresel işbirliği ve çaba konusunda da sorumsuz davrandı.

Tedros Adhanom Ghebreyesus önceki gün yaptığı konuşmada, bütün ülkelere, uluslararası seyahat ve ticarete gereksiz yere müdahale etmeme çağrısında bulundu. Ghebreyesus, “Bu sınırlamalar muhtemelen korku ve ön yargıları arttırabilir ve kamu sağlığına hiç fayda getirmeyecektir.” dedi.

Washington Post gazetesinde, bazı ülkelerin uyguladığı seyahat yasağının gerçeğe dayalı olmadığına ve bu girişimlerin Uluslararası Sağlık Tüzüğü’ne aykırı düştüğüne işaret edildi.

Aslında ABD’nin girişimleri, belli derecede ABD yönetiminin dış politikasını yansıtıyor. Birçok uluslararası anlaşmadan çekilmesinden Çin’de ortaya çıkan salgına aşırı tepki göstermesine kadar, ABD, “yeni izolasyonculuk” ve “Önce Amerika” politikaları doğrultusunda, kurallar temelinde oluşturulan uluslararası işbirliğinden gittikçe uzaklaşıyor. ABD’nin ilgili girişimleri, şu an salgınla mücadele için en ivedi şekilde yapılması gereken işbirliğine de engel oldu.

Virüs sınır tanımıyor. Şu an yeni korona virüsünden kaynaklanan salgının üstesinden gelmek için, bütün ülkeler dayanışma ve işbirliği ruhuyla birlikte çaba harcamalı. Bu da DSÖ’nün uluslararası acil durum ilan etmesinin asıl amacıydı. Ne var ki, ABD’nin girişimleri DSÖ’nün ilgili önerilerinin asıl amacına aykırı olmanın yanı sıra, ihtiyaç malzemelerinin nakliyesine de engel oluyor. ABD’li Buzzfeed sitesinde ülkenin uzmanlarının fikirlerine dayanılarak yayımlanan bir makalede, araştırmaların, seyahat yasağının salgının kontrolüne yardımcı olmak yerine, malzemelerin salgından etkilenen bölgelere ulaştırılmasını daha da zorlaştırarak, ekonomiye olumsuz etkiler yaratacağını kanıtladığı kaydedildi.

Bütün bunlara rağmen, Çin’in dostlarından Çin’e destekler de yükseliyor. Başta BM, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF) olmak üzere birçok uluslararası örgüt, Çin’in salgınla mücadele etmek için harcadığı çabaları takdirle değerlendirdi.

Başta Türkiye, Güney Kore, Japonya, İran, Rusya, İngiltere ve Fransa olmak üzere birçok ülke, Çin’e yardım malzemesi gönderdi. Bunun dışında, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki birçok simge binaya da Çin’e ve Wuhan’a destek mesajları yansıtıldı. Başta Kenya olmak üzere, çok sayıda ülke Çin’e yönelik radikal önlemler almayacağını belirtti. Uluslararası toplumdan Çin’in salgının yayılmasını önlemek için aldığı sorumlu tedbirlere destek ve DSÖ’nün ortaya koyduğu önerilere saygı yükseliyor. Bu adımlar şüphesiz, uluslararası salgınla mücadelede işbirliğinin yoğunlaştırılmasına yararlı olacak.

Salgınla mücadele cephesinde Çin yalnız değil. Dünyanın dört bir köşesinden gelen destek, yardım, güven ve işbirliği, Çin’in salgınla mücadelede zafer kazanması konusunda öz güvenini ve gücünü arttırıyor. Alman Federal Ekonomik Kalkınma ve Dış Ticaret Derneği Başkanı Michael Schumann bir konuşmasında, “Eğer merhametli ve yardımsever olursak, korku ve panik geri çekilir. Eğer salgın sorunu karşısında insanlığımızı kaybedersek, hastalığa karşı bir savaştan daha fazlasını kaybederiz.” dedi. ABD’li politikacılar da bu gibi rasyonel sesleri dikkate almalı. İnsanlık için kader ortaklığı ve küreselleşmenin geliştiği günümüzde başkalarına yardım etmek, kendine de yardım etmek anlamına geliyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum