ABD virüsün kaynağını bahane ederek ülkeleri birbirine düşürüyor

rBABCmEeERmADDxaAAAAAAAAAAA437.900x620.770x531.jpg

Xu Yanqing, CRI Haber Merkezi

ABD’de COVID-19 virüsünün kaynağına ilişkin soruşturma çalışmalarını yakından takip eden bir kişi tarafından, ABD istihbarat birimlerinin yürüttüğü sözde soruşturmalarda hâlâ öze ilişkin gelişmeler kaydedilmediği bilgisi kısa süre önce basına sızdırıldı. Ancak, Washington yönetiminin asıl amacı soruşturma sonucunda bir bilgiye ulaşmak değil, soruşturmayı hayata geçirerek Çin’in diplomatik kaynaklarını tüketmek ve ABD’nin Çin’le yaptığı pazarlıkta payını arttırabilemek.

Eğer söz konusu haber doğruysa, ABD, COVID-19’un çıkış noktasını soruşturma bahanesiyle siyasi manipülasyon yaptığını itiraf etmiş olacak.

COVID-19 salgınının ortaya çıkmasından bu yana ABD’deki bazı kişiler durmadan salgını bahane ederek, nefret söylemleriyle dolu açıklamalarda bulundular. ABD eski Başkanı Donald Trump geçen Nisan’da yaptığı bir basın toplantısında, “virüsün Wuhan’daki laboratuvardan sızdığına ilişkin kanıtları” gördüğünü iddia etmişti. Ancak, ABD yönetiminden virüsün kaynağına ilişkin araştırma çalışmalarına katılan yetkililer, bu tür iddiaları destekleyen hiçbir delil bulunmadığını belirttiler.

Mevcut Washington yönetimi ise iktidara geldikten sonra selefinin “sorumluluklarını başkalarına atma” yolunu izleyerek, yeniden virüsün laboratuvardan sızdığı iddiasıyla manipülasyon yapıp, Çin’e tekrar çamur atmaya çalışıyor.

ABD, kendi amacına ulaşmak için müttefiklerini kışkırtıyor, DSÖ’ye baskı yapıyor, profesyonel tutum sergileyen bilim insanlarını bastırıyor, uluslararası kamuoyunu manipüle ediyor ve kendi istihbarat birimine 90 gün içinde virüsün kaynağına dair araştırmayı sonuçlandırma emri vererek, Çin’e “suçluluk karinesi” uyguluyor. ABD’nin girişimleri, ahlak sınırlarını aştığı gibi, bilimsel sağduyuya da aykırı düşüyor. Bu girişimler küresel salgınla mücadele işbirliğine de büyük zarar veriyor.

Bu arada, ABD yönetiminin bilim insanlarına yönelik baskı girişimleri, küresel boyutta öfkeye sebep oldu. Mesela, merkezi ABD’de bulunan EcoHealth Alliance’nin Direktörü Peter Daszak, virüsün kaynağına dair araştırmalar için DSÖ uzman ekibinin bir üyesi olarak geçtiğimiz aylarda Çin’i ziyaret etmişti. Daszak’ın ziyareti sonrasında Çin hakkında olumlu açıklamalar yapmasıyla ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün Daszak’ın araştırma sermayesini kesmesi bir oldu.

Öte yandan, DSÖ Genel Sekreterliği, ABD’nin baskısı sonucu kısa süre önce virüsün kaynağına dair ikinci faz araştırma planını ortaya koydu. Plan, bilim ve işbirliği ruhundan uzak olmakla birlikte, siyasi nitelik taşıyor. Kısa bir süre önce 70’ten fazla ülke, DSÖ Genel Sekreteri’ne hitaben yaptıkları açıklamalarda virüsün kaynağına dair birinci faz araştırmanın sonuçlarını desteklediklerini ve bu sorunun siyasallaştırılmasına karşı çıktıklarını ifade etti.

ABD, siyasi manipülasyon yaparak, küresel bilim çevrelerinin COVID-19 virüsünün kaynağına dair araştırmalarını pervasızca engelledi ve tüm dünya halklarının can ve sağlık güvenliğini riske attı. Ayrıca, bazı Amerikalı politikacılar da Çin’i hatta Asya ülkelerini COVID-19’un kaynağıyla ilişkilendirmeye çalıştı ki bu girişimler de ırkçılığı ve nefret suçlarını arttırdı. Verilere göre, ABD’deki 16 büyük kentte Asya kökenli ABD’lileri hedef alan nefret suçlarının oranı önceki yıla göre yüzde 149 arttı.

COVID-19 virüsünün kaynağının araştırılması meselesi bilimsel bir konudur ve bu nedenle bu konuda siyasi manipülasyondan uzak durulması gerekir.

Çin Medya Grubu’nun bünyesindeki CGTN Düşünce Kuruluşu, kısa süre bir önce COVID-19’un kaynağına ilişkin bir anket yayımladı. Anketin sonucuna göre, katılımcıların yüzde 80’i, COVID-19’un kaynağına dair araştırmaların siyasileştirildiği kanısında ve yüzde 83,1’i ABD’de de ilgili araştırmalar yürütülmesini destekliyor.

ABD, Çin’i karalayarak küresel salgınla mücadeledeki başarısızlığını ve sorumsuzluğunu gizleyemez. Bu nedenle, ABD derhal siyasi manipülasyonu durdurmalı.

Yorumlar

yorum