ABD, sistematik ırkçılık sorunu uygun şekilde çözülmeli

rBABDGCZ8_2ABBJnAAAAAAAAAAA794.2048x1536.770x578.jpg

ABD bugün ırkçılık olaylarına sık sık sahne olan bir ülke. Son günlerde Güney Carolina eyaletinde 39 yaşındaki siyahi bir kişinin, bir restoranın müdürü tarafından 17 yıl boyunca dövülüp, kırbaçlanarak köle gibi çalıştırılmasına ilişkin bir dava dünya gündemine oturdu. Söz konusu dava nedeniyle ABD’deki sistematik ırkçılık sorunu yeniden odak noktası oldu.

ABD 4. Bölge Temyiz Mahkemesi’nin, eski restoran yöneticisi Edwards’ın, yıllarca ücretsiz çalışmaya zorlamasının yanında sözlü ve fiziksel tacize maruz bıraktığı Smith’e ödeyeceği 273 bin dolar tazminatı az bulduğu ve tazminat bedelini 2 katına çıkardığı belirtiliyor. Bazı Amerikan vatandaşlar sosyal medyada yaptıkları yorumlarda, ABD’de bugün bile böyle olayların meydana geliyor olmasının, ülkenin adeta kölelik dönemine geri döndüğünü gösterdiğini ifade ediyor.

ABD Başkanı Joe Biden geçen haftaki Kongre toplantısında, “ABD, ırkçı bir ülke değil. Ancak, diğer açılardan vatandaşların günlük hayatını sarmalayan sistematik ırkçılık sorunları yok edilmelidir.” diye konuştu. Başkan Yardımcısı Kamala Harris ise “ABD, ırkçılık ülkesi değil. Fakat ülkemizin tarihindeki ırkçılık sorununun bugün de var olduğu gerçeğini de konuşmamız gerek.” ifadelerini kullandı.

ABD, ırkçı bir ülke mi? Sistematik ırkçılık sorunu gerçekten mevcut mu? Gerçek şu ki, ABD’li politikacılar, ülkenin uluslararası imajını ve kendi siyasi çıkarlarını korumak amacıyla ırkçılık sorununu saklamaya çalışıyorlar. New York Times gazetesinin köşe yazarı Charles M. Blow imzalı makalede, ABD’nin gerçekten ırkçı bir ülke olduğu, bu soruna uygun bir şekilde yaklaşılması durumunda ülkedeki sistematik ırkçılık sorununun tamamıyla çözülebileceği belirtildi.

Makalede, tarihe bakıldığında, ABD’nin ırkçılık ve beyaz üstünlüğünden yana olanlar tarafından kurulduğu ve kurulduğunda ülkedeki varlıkların çoğunluğunun siyahilerin üzerine kayıtlı olduğu, yerel halkın katledilmesi neticesinde ABD’nin topraklarının genişlediğinin görülebileceği kaydedildi. ABD’nin ilk 10 başkanından 8’inin köle sahibi olduğuna dikkat çekilen makaleye göre, Abraham Lincoln bir açıklamasında, “Beyazlar ve siyahiler arasında sınıf farkı olmak zorundadır. Ben de herkes gibi beyazların üstün ırk olduğunu düşünüyorum.” diye konuşmuştu.

Charles M. Blow makalesinde, “Bazı kişilere göre, ABD’nin demokrasisi geliştiği için tarihteki ırkçılık sorunu bugünlerde net görülmüyor. Lâkin bu kişiler yanlış düşünüyorlar. Aslında ABD’deki ırkçılık sorunu da evrim geçirdi, bugün söz konusu edilmiyor, ama ırkçılık sorunu zayıflamadı, gizlenmiş bir bıçak gibi daha sivrileşti.” değerlendirmesinde bulundu.

Blow’un üslubu, doğrudan ABD’deki ırkçılık sorununun hayati noktalarına temas ediyor. Bugün ABD’de ırkçılık sorunu o kadar açık ve net görünmüyor; fakat ülkenin adalet, eğitim ve sağlık sistemlerinin ırkçılıktan kaynaklanan ön yargılarla dolu olduğu son derece aşikar. Çok sayıda ABD’li vatandaş, mevzubahis ön yargıyı kabul etmiyor ve korumaya çalışıyor. 2020 yılının sonunda ABD’de düzenlenen başkanlık seçimlerinde, ABD’li vatandaşların yarısı yine beyaz üstünlüğünü savunan Donald Trump’a destek verdi. O halde bu ülkeyi nasıl tanımlamak gerekir? Beyaz üstünlüğünün, artık birçok ABD’li vatandaşın DNA’sına işlediğini söylemek yanlış olur mu?

Üstelik ABD’deki azınlıkların yanı sıra, ülkede yaşayan birçok yabancı ve ülkeyi ziyaret eden turistler de ırkçılıktan büyük zarar görüyor. 14 Nisan’da ABD’nin Honolulu eyaletindeki polisler Güney Afrika Cumhuriyeti’nden gelen Lindani Myeni isimli bir ragbiciyi yanlışlıkla öldürdü. ABD’deki polis şiddetini protesto eden Güney Afrika Cumhuriyeti, Washington’dan olay hakkında derhal soruşturma yapması ve öldürülen kişinin yakınlarına uygun bir cevap vermesi talebinde bulundu. ABD’li politikacıların somut çaba göstermemesi halinde ülkedeki sistematik ırkçılık sorunu şiddetlenmeye devam edecek. ABD yönetimi eskiden, dünyadaki en serbest ve demokratik ülke olduklarını iddia ederdi. Şu anda ise ABD, COVID-19 salgını ve ırkçılık sorununun ağırlaşması nedeniyle adeta birçok kişinin kaçmak istediği ülke haline geldi.

Yorumlar

yorum