ABD, Çin ile ilişkileri normalleştirmek için gerçekçi adımlar atmalı

rBABDGFe1cSAbM_eAAAAAAAAAAA520.768x432.jpg

Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Siyasi Bürosu Üyesi ve ÇKP Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Yang Jiechi’nin dün ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile İsviçre’nin Zurich kentinde bir araya geldiği bildirildi. Görüşmede, Çin-ABD ikili ilişkileri ve önemli küresel ve bölgesel konularda kapsamlı, samimi ve derinlemesine görüş alışverişinde bulunuldu. Görüşmenin yapıcı olması ve karşılıklı anlayışı geliştirmesi açısından elverişli olduğu belirtildi.

Görüşmede iki taraf, iki ülkenin devlet başkanları arasında 10 Eylül’de gerçekleştirilen telefon görüşmesinin ruhuna uygun harekete geçmeyi, stratejik koordinasyonu güçlendirmeyi, anlaşmazlıkları kontrol altına almayı, çatışmalarla zıtlaşmayı önlemeyi, çifte kazanca dayalı işbirliğine ulaşmayı, Çin-ABD ikili ilişkilerini sağlıklı ve istikrarlı gelişen doğru bir istikamete yeniden konumlandırmayı onayladı.

Son yıllarda Çin-ABD ikili ilişkilerinde kritik istikrarsızlığın yaşandığını söyleyebiliriz. Bunun arkasındaki başlıca neden, ABD’nin Çin’e karşı yanlış stratejik algısı ve ikili ilişkileri ciddi şekilde yanlış değerlendirmesi. Bu nedenle iki ülkenin stratejik koordinasyonu güçlendirmeleri, özellikle ABD’nin yanlış algılamalarını düzeltmesi, ikili ilişkilerin doğru raya oturtulması için hayati önem taşıyor.

Öncelikle ABD tarafı, iki ülke arasındaki ilişkilerin çifte kazanca dayalı özünü iyice kavramalı. Çin ve ABD arasındaki ticaret hacmi 1979 yılında 2 milyar 500 milyon ABD Doları’ndayken, 2020 yılında bu rakam yaklaşık 629 milyar 500 milyon dolara yükseldi. Eğer bu ticarette sadece Çin kazançlı taraf olsaydı, ikili ticaret bugünkü boyuta ulaşır mıydı?    Diğer yandan, ABD Çin’in iç ve dış politikalarıyla stratejik niyetlerini doğru şekilde algılamalı. ABD’de bazı siyasetçiler Çin’i en büyük stratejik rakip, hatta düşman olarak görüyor ve yurtiçindeki sorunların sorumluluğunu Çin’e dayatmaya kalkışıyor. Ancak ABD’nin en büyük meydan okuması bütünüyle kendisinden kaynaklanıyor. Bu nedenle ABD, diğer ülkelerin içişlerine karışmak yerine kendi işlerini etkin şekilde halletmeli.

Tabii ABD son günlerde Çin ile ilişkiler konusunda bazı olumlu açıklamalarda bulundu. Örneğin, Çin’in kalkınmasını kısıtlama niyetinde olmadığını, yeni bir soğuk savaş başlatmayacağını ve Tek Çin politikasında ısrarcı olacağı gibi taahhütlerde bulundu. Ancak ABD, gerçekçi adımlar atmalı. ABD bir yandan Çin’i kısıtlama niyetinde bulunmadığını beyan ederken, diğer yandan da Çin’e baskı yapmak için tüm olanaklarını kullanmaya çalışıyor. ABD, Çin’in egemenliği, güvenliği ve gelişme çıkarlarına saygı göstermeli, Çin’in Taiwan adası, Hong Kong Özel İdari Bölgesi ve Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi, deniz işleri ve insan hakları gibi konulardan faydalanarak Çin’in içişlerine karışmamalı. Bunlar Çin ile ilişkileri normalleştirmek için Çin’in kırmızı çizgisidir.

Anchorage’den Zurich’e kadar, Çin ve ABD’nin üst düzey liderleri yılbaşından bu yana ard arda iki kez yüz yüze görüşme yaptı ve dünyanın umduğu diyalog ve işbirliği sinyalini verdi. Çin ve ABD, olağan diyalog ve koordinasyonu koruyarak, iki ülkenin devlet başkanları arasında varılan görüş birliklerini etkin şekilde yerine getirmeli, özellikle ABD bu konuda gerçekçi adımlar atmalı.

Yorumlar

yorum