“Trump’ın artan ırkçı tutumları kendine zarar veriyor”

news_e7726d447f9ba9e2ce45e9170f7c3923-750X422.png

Financial Times gazetesinde Edward Luce tarafından kaleme alınan yazıda Trump’ın son dönemlerde artan ırkçılık tutumları değerlendirildi. Donald Trump’ın artan ırkçı tutumlarının kendisine zarar verdiğini söyleyen Luce, “Trump’ın amacı, beyaz ırk üzerine dayalı bir seçim politikası izleyerek siyahi insanlara karşı bir duruş sergilemek ya da ABD iç savaşını yeniden canlandırmaktan çekinmeyen ırkçı beyaz seçmenler ile bir araya gelip kendi seçim sürecini güvence altına almak” dedi.

Yazının tamamı:

ABD vatandaşı göçmen Kongre üyelerine geldikleri ülkelerine geri dönmelerini söylemek, Trump standartlarında bir gündem çıkışı. 2016 yılında ulusal güvenlik tehdidi olarak başta Müslüman ve Meksikalı olmak üzere çoğu göçmeni hedef haline getirmişti. Şimdi ise beyaz olmayan vatandaşları Amerikalı olmamakla tasvir ediyor.

Trump’a göre, beyazlar otomatik olarak Amerikalı. Diğerleri yalnızca Amerikalı olmanın ne olduğu fikrini desteklediklerinde Amerikalı olma hakkına sahip olabilirler. Her halükârda, bu söylem ırkçılık kitabının bir parçası gibi.

Ancak, Trump’ın bu söylemelerinin ardında bir amaç söz konusu. Demokratları “Squad” adı verilen dört siyahi Kongre üyesi vekilin arkasında toplanmaya zorluyor. Çoğu Amerikalı sosyalist değildir. Güneydeki sınırların açık olmasını desteklemiyorlar. Muhtemelen hepsi 2030 yılına kadar fosil yakıtları ortadan kaldırmayı amaçlayan “Yeni Yeşil Bir Anlaşma”dan da şüphelenecek.

Bunlar Trump’ın Demokratları desteklemeye zorlamak istediği radikal fikir türleri. Dört kadına yönelik saldırıları ne kadar itici olursa olsun, Alexandra Ocasio-Cortez’in önderliğinde Demokratlara yeni bir lider yaratma arzusu ön plana çıkıyor. Bu girişim Trump için kinci bir döneme giden bir bilet.

Trump’ın bir diğer stratejisi, Demokratları Cumhuriyetçiler’in ırksal antitezi olmaya itecek duruşlar sergilemesi. Bir sonraki seçim “beyaz olmayanlar” ve “beyazlar” arasında yaşanacak. “Düşmanı asla hata yaparken yarıda kesmemelisiniz” deyimi bu kuramı destekliyor. Geçen birkaç haftada Demokratlar, Nancy Pelosi ve partinin genç radikalleri arasında büyüyen bir bölünmeyle karşı karşıya kaldı. Olay parti içi nesil savaşına dönüşmüş durumda.

Genç radikaller, Pelosi’yi beyaz üstünlüğün müttefiki olmakla suçladı. Bu saçma bir suçtu. Trump’ın ırkçı tweetleri yine de Pelosi’yi dört siyahi genç vekilin savunmasına gitmeye zorladı. Kelimenin tam anlamıyla Trump, Demokratları aşırılıkçı bir köşeye doğru itiyor.

Kaynak

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum