Pompeo’nun diplomaside sorun yaratan davranışları

780x411-pompeo-irana-karsi-kuresel-koalisyon-icin-harekete-gecti-1561359735765.jpeg

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, küresel arenada siyasi açıdan sorunlu bir aktör olmaya devam ediyor. Washington, Soğuk Savaş çerçevesinde ulusal strateji planını yeniden tasarladığı için kritik bir noktada yer alıyor. ABD’nin en yüksek rütbeli diplomatı olan Pompeo, görevinin sınırları dışında aksiyonlara imza atıyor.

Beyaz Saray’da koyu çizgileri tanınan Mike Pompeo, bazı davranışlarıyla “Dışişleri Bakanı” rolü konusundaki geleneksel anlayışı yeniden tanımlamıştır.

Pompeo, ABD Dışişleri Bakanlığı’nı uluslararası toplumu kışkırtmak için kullanılan stratejik bir merkez haline getirdi. Pompeo, kendine özgü farklılıklara sahip ülkeler arasındaki çatışmayı tetikleyerek dünya barışını tehdit etmekten başka bir şey yapmıyor.

Diğer ülkelere yaptığı ziyaretler sırasında, Çin, Rusya ve İran’a karşı tutumlar sergileyerek taraflı bir tutuma sevk edici girişimler sergiliyor. Çin’e karşı sarf ettiği rahatsız edici sözler, onlarca yıldan beri süren Çin-ABD diplomasi dilini mahvetti.

Ek olarak, Pompeo tartışmasız en aktif lobici tutumlarıyla, ABD müttefiklerine Huawei’yi engellemeleri için baskı yapan bir kabadayı izlenimine sahip. Ayrıca, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki politikalarını karalamaktan eksik kalmadı.

Hong Kong’daki son olaylarla ilgili açık sözlü görüşleri, geri dönüşü olmayan daha da ileri adımlar attığını gösterdi. Kendinden öncekiler gibi büyük bir güç oyununa bağlı kalmak yerine Pompeo, iki ayak üzerinde Çin karşıtı tek bayrak haline geldi.

Çin, Rusya ve İran arasındaki ABD ilişkileri, uluslararası ilişkilerin gelecekteki seyrini belirleyici özelliğe sahip. Her bir ilişkinin durumu, dünya çapında stabilite veya türbülansı belirten bir rüzgâr gülü görevi görüyor. Pompeo sadece Çin’i, Rusya’yı ve İran’ı rahatsız etmekle kalmayıp, söz konusu ülkelerin diğer ülkeler ile olan çıkar ve ilişkilerine de zarar verirken, 21. yüzyıl barışın ortamını yok etmeye çalışıyor.

Dünya güçleri arasındaki güç dengesi değişimi nedeniyle ABD’nin kendini tehdit altında hissettiği açıkça anlaşılabilir. Pompeo’nun hedefleri arasında ABD’ye olan güveni artırma veya diğer ülkeler tarafından dile getirilen endişeleri hafifletme gibi bir çaba bulunmuyor. Bunun yerine, ABD özgüvensizliğini görünür bir nefret biçimine dönüştürmek ve dünyadaki düşmanlığı daha da artırmak istiyor.

Bakan Pompeo, büyük yabancı güçlerle uğraşırken ABD’yi çatışmaların içine doğru itmeye devam etti. Trump’ın daha önceki kampanya vaatlerini yerine getirmesine yardım etmek yerine, vaatler için engeller oluşturdu. “Make it America Again” sloganın tek kişilik bir şov olduğunu unutmamak lazım.

Geçmişte askeri ve istihbarat deneyimleri olan Pompeo, ABD Temsilciler Meclisi’nde görev yaparken, çok sayıda dış çatışma başlattı. Böyle agresif davranışların kendini kanıtlamak için bir araç olacağını düşünüyor.

ABD ve Soğuk Savaş’a yeniden başlama stratejisinden yola çıkarak Pompeo, sınırın dışına çok uzaklaştı ve resmen yolunu kaybetti. ABD hükümeti Çin’i “stratejik rakip” olarak nitelendirdi. Bu arada, Pompeo Çin’e karşı düşmanlık benimsedi.

Bu çapta bir Dışişleri Bakanına sahip olmak, ABD ve dünya politikası için bir trajedidir. Uluslararası çatışmaları hafifletme fırsatlarını görmezden gelirken diplomasinin yapıcı rolünü defalarca ezdi. Dünya, Pompeo’nun insanlığa verdiği zarara seyirci kalmamalıdır. Diplomasinin profesyonel onuruna leke bulaştırıyor. Küresel diplomatik toplum, bazı değerleri göz ardı edip Pompeo’ya karşı topyekün harekete geçmelidir.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum