Hem içeride hem dışarıda zorluklarla boğuşan ABD için uyanma vakti

rBABDGEwiUeAD3ppAAAAAAAAAAA669.2048x1364.770x513.jpg

ABD Başkanı Joe Biden, son dönemde hem ülke içindeki hem de ülke dışındaki zorluklardan muzdarip.

İçeride COVID-19 salgınındaki durum kötüleşmeye devam ediyor. Günlük vaka sayısı 100 bin seviyesini aştı, hayatını kaybedenlerin sayısı hızla yükseldi ve morgların kapasitesi doldu.

Dolar basılarak sürdürülen sahte refah büyük riskler barındırıyor.

Siyasi alanda, iki parti arasındaki çatışmalar yine şiddetlenirken, toplumdaki anlaşmazlıklar yoğunlaşmaya devam ediyor.

Joe Biden’ın iktidara gelmeden önce tekrarladığı “ABD, dayanışma içinde hareket etmeli” ifadesi, bir slogan olmanın ötesine geçemedi.

Diğer yandan, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi, ülkede 20 yıl sürdürdüğü terörle mücadele operasyonunun başarısız olduğunu gösterdi.

ABD, Afganistan savaşı için 2 trilyon dolardan fazla para harcadı, savaşta 2 binden fazla ABD askeri hayatını kaybetti. Ancak nihayetinde ABD bu savaştan hiçbir menfaat elde edemedi.

Aslında ABD’nin bu savaşı kaybetmesinin ardında karmaşık nedenler aramaya lüzum yok. ABD’nin en büyük kusurunun yalnızca kendi siyasi çıkarlarını düşünerek, Afgan halkının çıkarlarını hiçe saymak olduğu çok açık.

Joe Biden, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ABD ordusunun Afganistan’daki görevinin yalnızca terörle mücadeleyi kapsadığını vurguladı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield’in “ABD’nin C-17 kargo uçağının iniş takımına tutunan Afganlar ABD’nin dostu değil” şeklindeki açıklaması, sadece Afgan halkını değil, tüm dünyayı şoke etti. Ama bu sözler, sözde terörle mücadele operasyonlarında Afgan sivilleri de bombardıman altında bırakmaktan imtina etmeyen ABD ordusunun bundan üzüntü veya pişmanlık duymamasının nasıl mümkün olduğunun daha kolayca anlaşılmasını sağlıyor.

O hâlde, şu soruyu da sormak lazım: ABD ordusu, Afganistan’da gerçekten terörle mücadele için mi konuşlandırıldı.

Cevap, tabii ki hayır. Son 20 yılda Afganistan’daki terör örgütlerinin sayısında büyük artış oldu. El Kaide, Özbekistan İslam Hareketi, Doğu Türkistan İslami Hareketi (ETIM) ve Pakistan Talibanı gibi terör örgütleri ülkede faaliyet gösterdi.

ABD, 2020 yılında ETIM’i terör örgütleri listesinden çıkarma kararı aldı.

Çin’de çok sayıda terör saldırısı düzenleyen ETIM, uzun süredir BM Güvenlik Konseyi’nin terör örgütleri listesinde yer alıyor. ABD, bu adımıyla Çin’deki refah ve istikrar ile bölgedeki Kuşak ve Yol projelerine zarar vermeyi hedefliyor.

ABD’li politikacılar, Afganistan savaşından kurtulan ABD’nin, Pasifik’in batısında Çin’e karşı rekabete daha çok yatırım yapabileceğini düşünüyor. Ancak bu da söz konusu ABD’li politikacılar için bir bahane. ABD’nin Afganistan’dan geri çekilmesi, ABD’nin gücündeki gerilemeden kaynaklanıyor. ABD ordusunun Afganistan’da konuşlanmaya devam etmesi, ülkenin daha hızla düşüşe geçmesine yol açacaktı.

Cumhuriyetçi Parti ile Demokrat Parti, salgınla mücadele ve Afganistan sorunu dâhil çetin meselelerle karşı karşıya bulunan ülkelerine uygun çözümler sunamıyor. ABD toplumu içinde dayanışmayı gerçekleştirmekten aciz bu politikacıların beceriksizliği, aynı zamanda ABD’nin siyasi sisteminin geri kalmışlığını ve ülkede siyasi reform uygulanmadığını da gösteriyor.

ABD, dünya birinciliği konumunu korumak için COVID-19’un kökeninin araştırılması konusunda Çin’e mesnetsiz suçlamalarda bulundu.

Ancak, şu an hem içeride hem de dışarıda zorluklarla karşılaşan ABD, Çin ile yeni bir Soğuk Savaş başlatacak güce de beceriye de sahip değil.

Çin, dış ticaret hacmi ve ekonomik büyüklük açılarından ABD’ye yaklaşıyor, hatta bazı ölçümlere göre ABD’yi geride bıraktı. Çin ekonomisi hızla gelişiyor. ABD, müttefikleriyle beraber Çin’i kısa sürede diz çöktürmek istedi. Ancak bunun mümkün olmadığı anlaşılıyor.

Çin, şu an ekonomik gelişmelere odaklanmış durumda. Ancak ABD, Çin’in kalkınmasını engellemek istiyor. Çin, iki ülke arasındaki rekabette avantajlı bir konumda bulunuyor. Son günlerde, Çin’deki yerel kaynaklı COVID-19 vakaları sıfırlandı, ancak ABD’deki vaka sayısı hızla artıyor. ABD ordusu, Afganistan’dan geri çekildi, ancak Çin Afganistan’ın yeniden yapılanma sürecine katılarak “Kuşak ve Yol”un gelişmesine katkıda bulunacak.

Çin ve ABD arasındaki ilişkiler karmaşık bir niteliğe sahip. İlişkiler, rekabeti de işbirliğini de içinde barındırıyor.

Ancak, son iki ABD yönetimi, kendi siyasi çıkarlarını korumak için basit ve kaba yöntemlerle ilişkileri zedeledi, ikili ilişkileri sıfır toplamlı oyun olarak nitelendirdi. Uluslararası ilişkilerin temel normlarını hiçe sayan ABD’nin uluslararası arenada itibar kaybetmesi ve zarara uğraması kaçınılmaz. ABD’li politikacılar uykularından uyanarak Çin’le ilişkilerini yoluna koymaya çalışmalı. ABD, Çin’e karşı mesnetsiz suçlamalarına devam ederse bundan en büyük zararı yine kendisi görecek.

Yorumlar

yorum