Floyd’un ölümünün üzerinden 1 yıl geçti, ABD’de değişiklik yaşandı mı?

rBABDGCw7C-AaJfCAAAAAAAAAAA129.420x236.jpg

25 Mayıs günü, ABD’li George Floyd’un polis tarafından öldürülmesinin 1. yıldönümüydü. Geride kalan bir yılda, ABD dâhil birçok ülkede, Floyd’un öldürülmesiyle ilgili olarak polis şiddeti ve ırkçılık karşıtı protestolar düzenlendi.

Floyd’un öldürüldüğü Minneapolis kentinde 23 Mayıs’ta binlerce kişi toplandı. George Floyd’un kız kardeşi Bridgett Floyd, protesto ve anma yürüyüşünde yaptığı açıklamada, “Bu yıl benim için çok uzun sürdü, büyük acı çektim. Ağabeyim ve onun gibi insanlar için adalet yerini bulmalı!” diye konuştu.

Floyd’un ölümünün üzerinden bir yıl geçtikten sonra adalet yerini buldu mu? ABD’deki sistematik ırkçılık sorunu çözüldü mü?

ABD basınında yer alan haberlere göre, Floyd’u öldüren polis memuru Derek Chauvin mahkemede suçlu bulunmasına rağmen, Chauvin’in hapis cezası yine açıklanmadı. Floyd davasıyla ilişkili diğer polisler için de yargı süreci ertelendi.

Polis reformuna ilişkin George Floyd Polislik Yasasında Adalet başlıklı tasarı ABD Senatosu’nda kabul edilmedi. Bunun yanı sıra, polis şiddetini gösteren interaktif haritanın sağladığı verilere göre, 2020 yılında ABD’de bin 127 kişi polis tarafından öldürüldü. Polis tarafından öldürülen Afrika kökenli vatandaşların sayısı, “beyaz” vatandaşların sayısının üç katı.

AP-NORC anketinin sonuçlarına göre, ABD’li vatandaşların yüzde 60’ı ülkedeki ırkçılık sorununun çok ciddi olduğunu düşünüyor. Afrika kökenli vatandaşların yüzde 60’ı polis tarafından “aşağı konumda” görüldükleri kanısında. Ankete katılanların yüzde 50’si, Floyd davasında Chauvin’un suçlu bulunmasına rağmen, yine de adalet sistemine güvenmediklerini belirtti. Bu yüzden, ABD’deki sistematik ırkçılık sorununun yakın zamanda çözülmesi hâlâ mümkün görünmüyor. Irkçılık, kötü huylu bir tümör gibi ABD’nin vücudunu kemirmeye devam ediyor.

Peki, ABD’deki ırkçılık sorununu çözmek neden bu kadar zor? Tarihe bakıldığında, ABD’nin ırkçılıktan ve beyazların üstünlüğünden yana olanlar tarafından kurulduğu, kuruluştaki zenginliğini Afrika kökenlilerin üzerinden kazandığı ve yerlileri katlederek topraklarını genişlettiği biliniyor.

Bazı uzmanlara göre, ABD demokrasisinin zaman içinde kaydettiği gelişme nedeniyle ırkçılık sorunundan bugünlerde daha az bahsedilir oldu. Ancak aslında ABD’deki ırkçılık sorunu sadece evrim geçirdi. Bugün kendisinden pek bahsedilmese de ırkçılık sorunu zayıflamadı, bu gizli bıçak giderek keskinleşti.

Bugün de ABD’deki adalet, eğitim ve sağlık sistemlerinin ırkçılıktan kaynaklı önyargılarla dolu olduğu aşikâr. İstatistiklere göre, COVID-19 salgınında ülkedeki azınlıkların ölüm oranı beyazlara kıyasla daha yüksek olurken, aşılama oranı daha düşük seviyede kaldı

ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Anthony Fauci, yaptığı açıklamada, toplumsal anlaşmazlıkların salgının ciddileşmesine sebep olduğunu, beyazlar ile azınlıkların erişebildiği tıbbi kaynakların çok farklı olduğunu ve bazı kişilerin ırkçılık mağduru olduğunu ifade etti.

ABD Başkanı Joe Biden, kısa süre önce Kongre’deki konuşmasında, “ABD, ırkçı bir ülke değil. Ancak, farklı açılardan vatandaşların günlük hayatını saran sistematik ırkçılık sorunu yok edilmeli.” diye konuştu.

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris de “ABD, ırkçı bir ülke değil. Fakat ülkemizin tarihindeki ırkçılık sorununun bugün de var olduğu gerçeğini konuşmamız gerek.” ifadelerini kullandı.

ABD’li politikacılar, ülkenin uluslararası imajını ve siyasi çıkarlarını korumak amacıyla ırkçılık sorununu saklamayı sürdürürse “Floydların” kanı boşuna akmış olacak. Bağımsızlık Bildirgesi’nde yer alan “bütün insanların doğuştan eşit olduğu” düşüncesinin gerçekleşmesinin önünde hâlâ uzun bir yol bulunuyor.

ABD medyasında yer alan yorumlara göre, Chauvin’in mahkûm edilmesi Floyd için geciken bir adalet anlamına geliyor. Ancak bu tür zaferler nadiren görülüyor. Eskiden çok az görülürdü, gelecekte de çok zor görülecek.

Yorumlar

yorum