“Çin kaynaklı askeri tehditler” iddiasını kışkırtma girişimleri hayalden öteye geçemeyecek

rBABDGGOMTSAKxH1AAAAAAAAAAA438.606x660.jpg

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı (Pentagon), 4 Kasım’da 2021 Yılı Çin’in Askeri Gücünü ve Güvenliği Geliştirme Raporu’nu yayımladı. Gerçekleri hiçe sayarak, ön yargılarla dolu olan rapor, Çin’in savunma politikalarını ve askeri stratejilerini kötü niyetle gündeme getirmeye kalkıştı ve “Çin kaynaklı askeri tehditler” iddiasını uydurdu. Çin’in nükleer alanındaki yapılanmasını asılsız şekilde suçlayan rapor, Taiwan sorunu hakkında Çin’in iç işlerine karıştı. ABD Savunma Bakanlığı 10 Kasım’da resmi Twitter hesabından paylaştığı yazıda, Güney Çin Denizi’nde faaliyet gösteren ABD Donanması’na ait bir uçak gemisinin fotoğrafına yer verildi. Nitekim yapılan ilk sayıma göre, 2021 yılında ABD ordusuna ait gemilerle uçakların Çin’e yönelik gerçekleştirdikleri keşif sayısı 2 bine yaklaştı. Bu arada ABD donanmasına ait uçak gemileri Güney Çin Denizi’ne on kez girmişti. ABD bir yandan askeri tehdit bahanesiyle diğer ülkeleri suçlamaya kalkıştı, diğer yandan da diğer ülkelerin yakınlarında askeri güç göstermekle meşgul ediyor. ABD, bir kez daha “hırsız var, diyen hırsız” deyimini etkin şekilde canlandırdı.

ABD 10 Kasım’da Twitter üzerinden paylaştığı yazıda, yer alan kuş bakışlı fotoğraf, Carl Vinson tipi nükleer güçle çalıştırılan uçak gemisine ait. Fotoğrafa bakıldığında, uçak gemisi güvertesinde 20’den fazla F/A-18, 6 adet F-35C, birkaç E-2D erken uyarı uçağı, V-22 Osprey uçağı ve bir miktar da helikopteri net şekilde görebiliyoruz. Çok sayıda internet kullanıcısı, ABD’nin açıkça askeri gücünü gösterme girişimlerinin sadece bir alay konusu olduğuna inanıyor. Bir internet kullanıcısı, “Bir insansız uçak veya bir adet füze, bu kadar çok askeri uçağa ders verebilir. Bu uçak gemisi çok büyük, ancak bir şey unutmamalıyız, bir iğne bir balonu patlatabilir.” değerlendirmede bulundu. Bir başka internet kullanıcısı, “Ben uçak gemisinde ne kadar uçak taşındığını merak etmiyorum. Bu gemide bulunan bir uçağın maliyetiyle birçok çocuk televizyon programı hazırlayabiliriz aslında.” diye konuştu. Bir başka internet kullanıcısı ise “ABD, geçen 75 yıl içinde başlattığı savaşları özetlemeli ve bunların ‘zevkini’ yaşatmalı.” diye konuştu.

Tıpkı adı geçen internet kullanıcısının söylediği gibi, “Savaş başlatmak, ABD’nin yaşam tarzı haline geldi bile.” Dünya halkı gün geçtikçe ABD’nin küresel barışın en büyük sabotajcısı olduğunu net şekilde daha iyi kavrayabiliyor. Yapılan sayıma göre, İkinci Dünya Savaşı bitiminden 2001 yılına kadar geçen süre içinde dünya genelinde 248 askeri çatışma meydana geldi. Bunların 201’i kısmı ABD tarafından başlatıldı. 21. yüzyılın başlarından bu yana geçen süre içinde ABD, Afganistan ile Irak savaşlarını başlattı ve Suriye’deki iç savaşlarına karıştı ve 27 milyondan masum sivilin mülteciye dönüşmesine yol açtı. Son yıllarda ABD, nükleer, uzay, siber alanlarında askeri gücünü geliştirmeyi yoğunlaştırdı, hipersonik füzelerinin Ar-Ge’sini hızlandırdı ve Anti-Balistik Füze Antlaşması (ABM) ile Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan (INF) çekildi, “AUKUS” adı altında İngiltere ve Avustralya ile üçlü güvenlik iş birliği ortaklığını kurdu ve nükleer enerjiyle çalıştırılan denizaltıyı geliştirmeye kalkıştı, böylece nükleer silahlarının yayılmasının önlenmesine ilişkin küresel sisteme büyük tehdit oluşturdu. Bilindiği üzere, ABD, dünyanın en çok nükleer silahlarına sahip ve yine şu an nükleer silahlarının seviyesini yükseltmeye çalışıyor. Öte yandan, ABD geçen birçok yıl içinde Biyolojik Silahların Yasaklanması Antlaşması’na (BWC) denetim protokolünün görüşmelerine tek taraflı olarak engellemeye çalıştı. ABD yurt dışında 200’den fazla biyolojik laboratuvar kurdu ve depolanan kimyasal silahlar etkisiz hale getirilmedi. Özellikle vurgu yapılması gereken bir konu ise ABD donanmasına ait bir nükleer enerjiyle çalıştırılan denizaltının kısa süre önce geçirdiği kaza hakkında ABD tarafı şimdiye kadar bilgli paylaşmadı.

Geçen 20 yıl içinde ABD tek taraflı olarak her yıl Çin’in Askeri Gücünü ve Güvenliği Geliştirme Raporu’nu yayımladı ve sözde “Çin kaynaklı askeri tehdit” iddiasını kışkırtmaya çalıştı. ABD’nin bu girişimleri, baştan sona hegemonyacılıktır. Bunun asıl amacı, Çin’in kalkınmasını engellemektir. Ancak “askeri tehdit” şapkası, asla ve asla Çin’in başına takılamayacaktır. Çin geçen uzun süre içinde öz savunma politikasını izliyor. Çin’in askeri gücünü geliştirmesi, sadece ulusal egemenliği, güvenliği ile gelişme çıkarlarını korumakla kullanılıyor ve herhangi bir ülkeyi hedeflemediği gibi, herhangi bir ülkeye tehdit oluşturmayacaktır. Çin ordusu son yıllarda insanlığın ortak kader topluluğu düşüncesi doğrultusunda, barış koruma, deniz taşımacılığı güvenliğini koruma ve Covid-19 salgınıyla mücadele konularında kamu güvenlik ürünleri sağlamakta. Çin, Birleşmiş Milletler’in (BM) barış koruma masraflarını en çok üstlenen ikinci ülke konumunda ve BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri arasında en çok barış koruma gücünü gönderen ülke. Çin ordusu 25 BM barış koruma misyonuna katıldı ve 40 binden fazla Çin askeri personel barış korumaya katıldı. Tüm bunlar, Çin’in sorumlu büyük bir ülke olduğunu kanıtladı. Çin ordusunun dünyaya tehditler yerine fırsatlar ve güvenlik getirdi. Çin diğer ülkeler için meydan okuma değil, fırsatlardır.

Günümüzde dünya, barış, gelişme, işbirliği ve çifte kazanca dayalı yeni döneme girdi. Diğer ülkelerin askeri tehdit olduğu fikrini yaymak, Soğuk Savaş düşüncesinin sonucu ve bu fikir, çağın ana eğilimine aykırı ve tarihin atık çöpüne atılmalı. Savaşı seven ülke başarısızlık yaşayacaktır. ABD’nin Çin’in iç işlerine karışmak ve hegemonyacılık korumak için yaptığı tüm girişimler, hayalden öteye gitmeyecektir.

Yorumlar

yorum