“ABD’deki azınlık grupların arzuladığı adalet hâlâ çok uzakta”

rBABC2CA3X6AZrY2AAAAAAAAAAA162.2048x1365.770x514.jpg

ABD’nin Minneapolis kentinde 25 Mayıs 2020’de başlayan George Floyd davası üç hafta sonra karara bağlandı, siyahi Amerikalı George Floyd’un ölümüne neden olan eski polis memuru Derek Chauvin 3 suçlamanın tamamından suçlu bulundu.

Akabinde ABD Başkanı Joe Biden’dan bir açıklama geldi. Biden, kararın ABD’deki sistematik ırkçılığa karşı “büyük bir ilerleme” niteliği taşıdığını ifade etti. Diğer taraftan davanın sadece Derek Chauvin’i kendi işlediği suçtan sorumlu tuttuğu, Floyd’a adalet sağlanamadığı düşünülüyor.

Amerikan siyasetçi Bernie Sanders, ülkesindeki beyaz olmayan insanlara karşı sistematik ırk ayrımcılığı ve polis şiddeti gibi insan hakları ihlallerinin kökü kazındığı takdirde adaletin yerini bulacağını vurguladı.

Yüzyıllardır devam eden baskıcı sistemden dolayı ırk ayrımcılığı artık ABD’nin iliğine işlemiş durumda ve tek bir dava ile yok edilemez. New York Times gazetesinde yer alan habere göre, George Floyd davası sürecinde Amerikan polisler günde 3’den fazla kişiyi öldürdü ve bunun yarısından fazlası Afrikalı veya Latin kökenli. Daha da üzücü olan, Derek Chauvin’in mahkeme tarafından suçlu bulunmasından birkaç saat sonra Ohio’da Afrika kökenli 15 yaşındaki bir kızın polis tarafından silahla öldürülmesi.

Joe Biden, “Sistematik ırkçılık, ülkemizin ruhundaki kara bir lekedir.” ifadesini kullanmıştı. Evet, bu leke sadece bir dava ile temizlenemez. Amerikalı azınlık grupların özlemini çektiği adalet halen çok uzaklarda.

Yorumlar

yorum