ABD, koronavirüsün kaynağının araştırılması konusunda işbirliği yapmalı

rBABCmC2J4WAALFYAAAAAAAAAAA799.1080x686.770x490.jpg

74. Dünya Sağlık Asamblesi bugün sona erdi. ABD’li siyasetçiler, toplantı süresince yeni tip koronavirüsün kaynağı sorununu tekrar gündeme getirerek, Çin’den uluslararası soruşturmalar konusunda işbirliği yapmasını talep etti ve Çin’i bir kez daha karalamaya çalıştı.

COVID-19 salgınının ortaya çıkmasından bu yana geçen bir yılı aşkın sürede ABD yönetimi, salgınla mücadelede art arda başarısızlıklara imza atarken, virüsün kaynağıyla ilgili araştırmalar yapmak üzere Dünya Sağlık Örgütü’nü (DSÖ) de henüz ülkeye davet etmedi.

Washington, şimdi de DSÖ’yü çok önceden davet etmiş olan Çin’den uluslararası soruşturmalar yapılmasını kabul etmesini istiyor. Bunun arkasında nasıl bir mantık yatıyor?

DSÖ öncülüğünde yürütülen virüsün kaynağına dair araştırmaların Çin bölümü tamamlandı. 14 Ocak-10 Şubat tarihlerinde DSÖ tarafından bağımsız olarak seçilen 17 uzman ve Çinli uzmanlardan oluşan ekip, Wuhan kentinde, Wuhan Viroloji Enstitüsü dâhil olmak üzere farklı kuruluşları inceledi.

Açıklık ve şeffaflıkla yapılan incelemelerin ardından ortak araştırma ekibi tarafından mart ayı sonunda yayımlanan raporda, yeni tip koronavirüsün laboratuvardan sızıp insanlara bulaşma olasılığının “son derece düşük” olduğu kaydedildi.

Çin, söz konusu araştırmanın sonucuna saygı gösteriyor. ABD, mademki araştırma sonucunu sorgulamayı ve Çin’i karalamayı tercih ediyor, o hâlde öncelikle salgınla mücadele konusunda kendi üzerinde bulunan kuşkuları aydınlatmalı ve virüsün kaynağına ilişkin uluslararası araştırmaları kabul etmeli.

Daha tuhaf olanı da ABD’deki bazı kesimlerin, Çin’i karalamakla meşgulken, kendilerine yönelik soruşturma taleplerini görmezden gelmeleri… Bu kişiler, acaba neden korkuyor?

Aslında, ABD, COVID-19 pandemisinin ortaya çıkmasından bu yana uluslararası topluma birçok açıklama borçlu. Mesela, Fort Detrick Laboratuvarı üzerinde birçok şüphe mevcut. ABD basını tarafından “CIA’nin gizli kimya laboratuvarı ve psikolojik kontrol deney üssü” olarak adlandırılan Fort Detrick Laboratuvarı, Temmuz 2019’da aniden kapatıldı. Aradan çok geçmeden, Virginia eyaletindeki bir mahallede gizemli bir solunum hastalığına yakalananlar oldu. Bu kişilerde görülen belirtiler, COVID-19’un semptomlarına son derece benziyor. ABD, söz konusu laboratuvarı neden kapattı? Bunun COVID-19 salgınıyla ilgisi var mı? Laboratuvarda gizli ne var? Bu gibi soruların yanıt bulması için ABD, laboratuvarı uluslararası soruşturmalara açmalı.

ABD, tüm bunlara ilave olarak, dünya genelindeki 200’den fazla biyoloji laboratuvarına dair fonksiyon ve kullanım amacı gibi bilgiler ile güvenlik endekslerini gizli tutuyor. Ancak basında yer alan haberlerde, bazı laboratuvarların bulunduğu bölgelerde, büyük ölçüde tehlikeli bulaşıcı hastalıkların görüldüğü kaydediliyor.

Diğer yandan, ABD’deki ilk COVID-19 vakasının ne zaman görüldüğü de bir muamma. Bu konudaki bilgiler karışık. California eyaletinin Santa Clara ilçesindeki kamu sağlığı departmanının açıkladığı bir rapora göre, 6 Şubat 2020 tarihinde, yani Washington tarafından ilk ölüm vakasının resmen açıklanmasından üç hafta önce ülkede COVID-19 kaynaklı bir ölüm meydana geldi.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin eski direktörü Robert Redfield, geçen yılın mart ayında yaptığı açıklamada, Eylül 2019’daki grip sezonunda meydana gelen ölümlerin bir kısmının aslında COVID-19 kaynaklı olduğunu kaydetti. ABD yönetimi, ilgili vakalara dair ayrıntılı verileri ve bilgileri en kısa sürede açıklamalı.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “COVID-19 pandemisi 17 aydır sürüyor, dünya hâlâ tehlikede.” dedi.

ABD’deki bazı kişiler, başkalarını suçlamayı durdurarak, Çin’in yaptığı gibi DSÖ’den uzmanları davet edip, virüsün kaynağına dair araştırmalara izin vermeli ve küresel salgınla mücadeleye katkıda bulunmalı.

Yorumlar

yorum