Anket doldur para kazan!
Aksoy Araştırma

Türkiye’nin İnsani Gelişmişlik Düzeyinde Bölgesel Uçurumlar

birlesmismilletler-kalkinma.jpg

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından geliştirilen “Sürdürülebilir İnsani Kalkınma” teması altında İnsani Gelişme Raporları, 1990 yılından itibaren farklı tiplerde endeksler yoluyla ölçülerek hazırlanmaya başlamıştır. İnsani Gelişme Endeksi’ne (İGE) üç ölçüt kullanılarak ulaşılır. Bu ölçütler; doğumda yaşam beklentisinin ölçtüğü sağlıklı ve uzun bir yaşam, yetişkin okur-yazar oranının ölçtüğü bilgi ve kişi başına düşen GSYH’nın ölçtüğü kaliteli yaşam standardıdır. Üç kriterden de anlaşılacağı üzere insani kalkınma, ülkelerin zenginliğini arttırmaktan ziyade insan hayatının zenginliğini ve değerini arttırmanın peşindedir.

1990’lardan günümüze Türkiye’de kayda değer İGE gelişmeleri olduğu yadsınamaz. Türkiye insani kalkınma değerlendirilmeleri bağlamında 1980 yılında İGE 0,474 puan iken UNDP’nin raporuna göre şimdilerde 0,761 puandır. Bu oranlarla Türkiye, dünyada 72. sıraya yerleşmiş ve yüksek insani gelişmişlik grubunda yerini almıştır. (İGE’de 0 ile 1 arasında bir değer yer alır. 1 değerine yaklaştıkça en yüksek insani gelişmeyi, 0’a yaklaştıkça en düşük insani gelişmeyi temsil eder.) Ancak Türkiye’nin insani gelişmişlik düzeyinde bu başarıyı kaydetmiş olması, ülke içinde bölgeler arası gelişmişlikte bir uçurumun yaşandığı gerçeğinin üzerini örtemez. Diğer bir deyişle, Türkiye’de yaşanan insani gelişmişlikteki bu olumlu gidiş bölgelerin bütününe yansımamıştır. Bölgesel eşitsizlikler giderilmemiş ve giderilmesini sağlayan en önemli politika araçlarından yatırım teşvikleri, düşük İGE sahibi bölgelere aktarılacağına yüksek İGE sahibi bölgelere aktarılmaya devam etmiştir. Bunun sonucu olarak da bölgeler arası uçurum daha fazla açılmıştır.

Yatırım teşviklerinin çeşitli işlevleri vardır. Bunlar arasında kamu, -bölgeler arası eşitsizlikleri azaltmak için bölgelere, sektörlere ve firmalara kaynak transfer etmek istendiğinde- en önemli politika müdahale aracıdır. Kamu, yerli firmaların yeniden yapılandırılmasını ve çoğalmasını sağlayabilir; yeni teknolojik imkanlar sunabilir; istihdamı arttırabilir ve koruyabilir; az gelişmiş bölgelerde üretim özendirmeleri yapabilir ve burada yeni yatırımlara da ön ayak olabilir. Özellikle Türkiye gibi farklı etnik ve kültürel ilişkiler örgüsü olan ülkelerde eşitsizliklerin yok edilmesi için bölgesel teşvikler temel rol oynamaktadır. Buna göre grafik 1’de Türkiye’de toplam yatırım teşvik tutarı ile İGE değerinin ilişkisi gösterilmiştir.

Grafik 1’de görüldüğü üzere görünüm, genel itibariyle, toplam yatırım teşvik tutarı arttıkça İGE değerinin de artması yönündedir. Asıl önemli olan, 1990’lardan bugüne Türkiye’nin insani gelişmişlikte gösterdiği artış patikasının bölgelere de etki gösterip göstermediğidir. Bu nedenle sorunu bölgesel bazlı incelemek daha yerinde olacaktır.
Türkiye’de iller, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyleri göz önünde bulundurularak gruplandırılmıştır. 2015’de “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile yapılan teşviklerde, öncelikli olarak yeni yatırım teşvik bölgeleri 6 bölgeye ayrılmıştır. Bu bölgelerdeki grupların gelişmişlik seviyelerine göre de teşvikler farklı şekilde yoğunlaştırılmaktadır. Tablo 1’de bölge sınıflandırılması gösterilmiştir.

Türkiye’nin en gelişmiş illeri 1. bölgede yer alırken sonrakiler 2. bölge, bir sonrakiler 3. bölge şeklinde yer almaktadır. En geri kalmış illerin oluşturduğu grup ise 6. bölgededir.
Grafik 2’de yatırım teşvikleri açısından oluşturulmuş altı bölgenin 2011 yılında Kalkınma Bakanlığı tarafından hesaplanan istatistiksel bölge birimleri sınıflamasına göre Sosyoekonomik Gelişmişlik Endeksi (SEGE) değerleri ve verilen toplam yatırım teşvik tutarları sunulmuştur.

Öncelikli olarak Sosyoekonomik Gelişmişlik Endeksi (SEGE) Araştırması, ülkemizde illerin ve bölgelerin gelişmişlik seviyelerinin mukayeseli olarak ölçülmesini sağlar. Bu tespit ile illerin ve bölgelerin gelişmişlik sıralaması elde edilir. SEGE’ye ulaşılırken kullanılan kriterler İGE ile benzerlik göstermektedir. (SEGE 1’den büyük ise yüksek gelişmişliği, 1 ile -1 arasında ise orta gelişmişliği, son olarak -1’den küçük ise düşük gelişmişliği temsil eder.). Buna göre Grafik 2’de altı bölge açısından ayrı ayrı gelişmişlik endekslerini karşılaştırabilir ve yatırım teşvik tutarlarıyla da ilişki kurabiliriz.

Tekrar etmek gerekirse en gelişmiş bölgeyi ifade eden 1. Bölge en yüksek SEGE değerine sahip olup 6. Bölgeye doğru gelişmişlik azaldıkça SEGE değerleri de azalmaktadır. İkinci en gelişmiş bölge olan 2. Bölge ile 1. Bölge arasında gelişmişlik endeksleri bakımından uçurum vardır. Netice itibariyle birbiri ardına gelen bölgeler arasındaki eşitsizlik epeyce fazladır. En yüksek yatırım teşviki en gelişmiş olan 1. Bölgeye verilmektedir. Bölgelerin gelişmişlik düzeyi düştükçe de yatırım teşvikleri azalmaktadır. Kısacası yatırım teşviklerinin dağılımında da eşitsizlik bulunmaktadır. Oysa en başta değindiğimiz gibi, bölgeler arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi için devletin teşviklerini gelişmişlikte geri kalmış bölgelere daha fazla yapması gerekir ki girişimci ve yatırımcıları tetikleyebilsin. Özel sektör ulaşım, teknoloji gibi altyapı eksiklikleri olan geri kalmış yerlerde yatırım yapmak istemez. Onlara bu bölgelerde yatırım yapmalarını cazip kılabilmek için, gelişmiş bölgelere yapılan yatırım teşviki kadar kaynak transferi yapılmalıdır. Bu grafiğe baktığımızda ise, kamunun kaynak dağılımı mekanizmasına dair bir rasyonaliteye rastlanmamaktadır.

Bu bölgelere yatırım teşvik sisteminin az oluşu haricinde de istihdam eksikliği, eğitim ve sağlık problemi, büyük bir terör sorunu gibi bir dizi mesele sebebiyle özel kesim bu bölgelerden olabildiğince uzak durmak için direnmektedir. Özetle Türkiye, bölgeler arasındaki eşitsizlik sorunlarının ekonomik ve sosyal durumlarıyla mücadele halindedir.

Ertan AKSOY
Ekonomist
ertanaksoy@gmail.com

Yazıyı paylaşın:

Ertan Aksoy Hakkında

Ertan Aksoy 1984 Erzincan doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da, yüksek öğrenimini ise Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümünde tamamlamıştır. Öğrencilik yıllarında, 2006 yılında kurmuş olduğu Aksoy Pazar ve Kamuoyu Araştırma Şirketi Türkiye’nin birçok saygın kuruluşuna ulusal ve uluslararası düzeyde hizmet vermektedir. Girişimcilik faaliyetlerini 2011 yılında kurduğu e-ticaret şirketi ile büyüterek devam ettirmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında aktif olarak çalışmakta ve görevler üstlenmektedir. Ulusal ve uluslararası dergilerde, ekonomi, siyaset ve dış politika konularında makaleleri yayınlanmıştır. Halen iki dergide yazarlığı devam etmektedir.

Top
big data blogu