Türkiye’nin Asıl Gündemi: Suriyeli Mülteciler

suriye.jpg

Asıl Mesele

Ekomonitör’e yazdığım ilk yazıda, son dönemde yaşadığımız ortamın bizi daha çok gündelik sorunlarla boğuşmak zorunda bıraktığını ve ülkemizin “gerçek” meseleleri ile uğraşmaktan çok kısır bir vizyona hapsolduğumuzu ifade etmiştim. Aradan geçen altı ayı aşkın süredir, bu tespitimin çok değişmediğini ifade etmeliyim.

Başta ekonomi olmak üzere birçok alanda gelişmekte olan ülkelerdeki küresel bir dalgalanma da bir anlamda bizim bu sorunların ötesine geçebilmemizi engelliyor.

Bütün bu karmaşa ve kısa vadeli sorunlar arasında kaybolduğumuzda asıl meseleleri gözden kaçırdığımız da bir gerçek. Dönem dönem yapılan araştırmaların sonuçları yayınlandığında bir nebze dikkatimizi çekiyor “asıl meseleler” ve bu konular çok kısa sürede tüketilip, hızla yeni tartışmalara dalıyoruz.

Ben de bu yazıda bugün üzerini kapatsak ve görmezden gelmeye çalışsak da orta ve uzun vadede Türkiye’nin karşı karşıya olduğunu düşündüğüm en önemli meseleye dikkat çekmek istedim.

**

Türkiye’deki Suriyeliler                                                                         

Türkiye’nin böylesine vahşi bir iç savaştan kurtulmaya çalışan Suriyelilere kucak açması büyük bir fedakarlıktı. Ancak rakamların tahmin edilen sayının çok üzerine çıkması yapılan hazırlıkların da yetersiz kalmasına neden oldu. Bugün sayıları yaklaşık 3,1 milyona ulaşan Türkiye’deki Suriyelilerin nüfusumuzun %5’ine yaklaştığı da dikkate alındığında oldukça zor bir yükü omuzumuzda taşıyoruz.

Öte yandan başlangıçta geçici olarak kalacağı tahmin edilen Suriyelilerin, ülkelerindeki istikrar ortamının sağlanması için uzunca bir süre daha beklememiz gerektiği dikkate alındığında, bu geçici durumun kalıcı hale geldiğini de artık daha fazla göz ardı etmememiz gerekiyor.

Bugün Suriyelilerin Türkiye’deki yaşam koşullarına, toplumsal ve ekonomik hayata uyumu önümüzdeki 20 yıl bizim için en önemli sorunların başında gelecek. Ve biz maalesef bu uyumu sağlama konusunda hem kurumsal kapasite hem de toplumsal altyapı bağlamında çok sınırlı adımlar atmış durumdayız.

**

Elbette ki böyle bir meseleyi tek bir yazıya sığdırmak gibi bir niyetim yok. O nedenle önümüzdeki günlerde daha uzun uzun bu konuda yazmaya çalışacağım.

Konunun ekonomik, sosyal, siyasal ve uluslararası ilişkiler bağlamında birçok boyut ile birlikte ele alınması gerekiyor. Bilhassa Türkiye’deki Suriyeliler ile ilgili yapılacak uyum çalışmalarına Türkiye toplumunun da hazırlanması bu konuda atılacak adımların başarısı açısından da hayati öneme sahip ve en fazla dikkat çekilmesi gereken noktaların başında da bu mevzu geliyor.

Halihazırda işsizlikten eğitime, kadın haklarından girişimciliğe kadar kendi gelişmişlik sorunlarımız ile uğraştığımız, birçok farklı zorlukla boğuştuğumuz bir dönemde, artık dikkate almamız gereken bir temel değişken olarak hesabımızda Türkiye’deki Suriyeliler de var, olmak zorunda.

Bunları elimden geldiğince daha derinlemesine yazmaya gayret edeceğim. Bu yazıda ise sadece genel bir giriş yapabilmek adına Ekonomistler Platformu tarafından yürütülen “Suriyeli Mültecilerin Ekonomik Uyumu” programı kapsamında yayınlanan infografikteki verilere şöyle bir göz atmak istiyorum.

İnfografikte dikkatimi çeken verilen başında Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin %31’inin 5-17 yaş arasında olması geldi.

Yani okul çağında. 1,28 milyonluk bu nüfusun 490.000’i okullara kayıtlı. 380.000’lik kısmın ise okul dışı kalmış olduğu tahmin ediliyor. İyi değerlendirildiğinde fırsat, ancak mevcut şartlarla ciddi bir sosyal problemin önümüzdeki yıllarda artması anlamına gelebilecek rakamlar bunlar.

Bir yandan Türkiye’deki gençlerden oluşan yetenek havuzuna 1,3 milyon kişilik geniş bir kitlenin daha eklenmesi önemli. Sadece Suriye’den gelen değil tüm gençlerimize iyi bir eğitim sunulması ile ciddi burada ülkemiz içi önemli bir uzun vadeli fırsat görünüyor. Ancak halihazırdaki eğitim sisteminin sonuçları ile birlikte ele aldığımızda ciddi de bir sorun yumağı karşımızda duruyor.

İnfografikte mesela buradan ortaya çıkarılabilecek bir fırsata da atıfta bulunulmuş. Örneğin Türkiye’de 2014 yılından bu yana her yol Suriyeli girişimcilerin sahipliği/ortaklığı ile kurulan şirket sayısı artıyor. TOBB rakamlarına göre 2012 yılından bu yana bu şekilde toplam 5000 yeni şirket kurulmuş. Bu şirketlerin ayakta kalması, Türkiye’deki rekabet ortamını bozmayacak şekilde desteklerden yararlanması, salt finansal değil Türkiye’de iş yapmak ile ilgili deneyim ve bilgilerinin arttırılmasına yönelik adımların arttırılması bu bağlamda bu fırsatın sürdürülebilirliğini de sağlayacak önemli uygulamalar olabilecektir. Nitekim bu konuda yaptığımız bir çalışmada Suriyeli girişimciler için en önemli sorun hala Türkçe öğrenmek olarak karşımıza çıktı.

Bu tip çalışmaları halihazırda yapmaya devam eden kurumlarımız var, o verileri de burada elimizden geldiğinde yorumlayarak önümüzdeki yazılarda paylaşmaya çalışacağım.

Ancak yine de şu hususu belirtmeden geçemeyeceğim. Bu yazı ve daha sonraki yazıların ana fikri, bir fayda-maliyet analizini aşan bu meseleyi gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirmek, karşılaşabileceğimiz olası sorunları dikkate alabilmek ve çözüm önerilerini gündeme getirmek.

Asıl mesele de bu sanırım!

 

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum