Türk Lirası yüz güldürmedi

dolar-euro.jpg

Malum seyahat telaşı, bir süredir klavyenin tuşlarına dokunamadım.

Ancak artık tam anlamıyla yerleştik diyebilecek duruma geldiğim ve zaman da daha rahat olduğu için biraz yazmak bana da iyi gelecek.

Gerçi son iki hafta biraz telaşlı geçtiği için pek ne oluyor takip edemedim. Böyle olunca ise en güzel kaynak TÜİK oluyor. Son açıkladıkları istatistiklere bir göz attığınızda birçok malzeme çıkıyor yazacak.

Ben de o bakış açısı ile TÜİK’in internet sayfası (www.tuik.gov.tr) açtım. Sayfa açılır açılmaz aşağıdaki manşet ile karşılaştım.

“Finansal Yatırım Araçlarının Ağustos Getirileri”

Yani TÜİK üretici ve tüketici enflasyonundan arındırarak yatırım araçlarının ağustos ayı getirilerini yayınlamış. Ağustos ayının özellikle Türk Lirası açısından ne kadar kötü bir ay olduğunu da düşününce insan ister istemez rakamlara bir bakıyor.

Hemen TÜİK’in yayınladığı sayfadan alıntı yaparak yazayım.

“En yüksek aylık reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde %14,46, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise %19,27 oranlarıyla Amerikan Doları’nda gerçekleşti. Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde Amerikan Doları; TÜFE ile indirgendiğinde ise %40,36 oranında yatırımcısına en fazla reel getiriyi sağladı.”

Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımızın neredeyse %99’unun yatırım yapabilecek gücü olmadığını biliyoruz. O zaman bu açıklamayı tersten okumak da anlamlı olabilir.

Bu açıklamada TÜİK diyor ki, enflasyonu çıkardım ve ona rağmen ABD Doları bir yılda %40,36 daha fazla değerlendi. Diyor ki TÜİK, Türk Lirası son bir yıl içinde enflasyonu da koysaydık %53,74 değer kaybetmiş olacaktı.

TÜİK diyor ki, Amerikan Doları sahibi olan vatandaşlar ya da Amerikalıların satın alma gücü bir yılda %40 arttı. Aylık bazda sadece ağustosta bu rakam %19,27.

Peki diyelim ki şanslı azınlıktansınız.

Bir miktar paranız var. 10.000 TL olsun. Daha fazlası varsa, çok şanslı azınlıktasınız demektir. 🙂

Eğer paranızı TL olarak tutsaydınız, üç ihtimal vardı. Mevduata yatırmak, Devlet İç Borçlanma Senetleri ve BIST İstanbul’da hisse senedi almak.

Eğer bu birikimi geçen yıl ağustos ayında mevduata yatırmış olsaydınız, artan enflasyon ile paranızın satın alma gücü neredeyse hiç değişmemiş olacaktı reel olarak. Bir yıl boşuna yatırım yapmıştınız.

Ya da borsa da hisse senedi almış olsaydınız reel olarak satın alma gücünüz 10.636 TL (bu şu demek geçen yıl 10.000 TL ile alabileceğiniz mallardan %6,36 daha fazla alabilecektiniz) olacaktı.

DİBS satın alsaydınız ise satın alma gücünüzü reel olarak %9,77 kaybedecektiniz.

Ama siz TL’den vazgeçmiş olsaydınız, Dolar, Euro ya da altın almış olsaydınız getiri %15’in altında olmayacaktı. Yani 10.000 TL’lik satın alma gücünüzü reel olarak 11.500 TL’ye çıkarabilmiş olacaktınız.

Burada işte mesele kitleniyor.

TL niye bu kadar değer kaybediyor sorusunun birçok yanıtı var. Ama asıl yanıt TL’den kaçış ile TL dışındaki araçlara talebin yüksek olması.

Getiri bu şekilde devam ettikçe, TL varlıklar zarar etmeye devam ettikçe, maalesef bu talebin geri döndürülmesi biraz zor görünüyor.

Dolar ne kadar düşerse, bir sonraki artış da ona göre oluyor.

Maalesef durumumuz bu…

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum