Paket Ekonomisi

paket-ekonomisi.jpg

İş dünyası sıkıştı, vergi ve SGK prim affı paketi!

Piyasada nakit dönmüyor, kredi paketi!

Ekonomi ve ihracat sıkıntılı, teşvik paketi!

İşsizlik arttı, istihdam paketi!

**

Paketler ülkesine döndük. Her seferinde bir önceki paketi biraz genişletip, tekrar eden uygulamalar ve geçici çözümler ile pratik sonuçlar elde etmeye çalışan bir ekonomiye dönüştük.

Geçici dememin de bir nedeni var elbette. Tek tek bakalım.

**
SGK ve Vergi borcu yapılandırma paketleri. Son 5 yılda 4 kere af paketi çıkmış. 2011, 2012, 2014 ve 2016 yıllarında. Neredeyse iki yıl arayla çıkan paketlere bakıldığında mesele borcun yapılandırılması ve tahsilinden ziyade bir miktar borçlulara nefes aldırılması olmuş. Kalıcı bir sonuç mümkün mü?

Bu gidişle pek olası değil. Çünkü asıl mesele tahsil edilemeyen borcu yapılandırmak da değil, işletmelerin, öğrencilerin, vatandaşların, esnafların bu borçlarının tahsil edilemez hale gelmemesini sağlamakta.

**
Teşvik paketleri. 2000, 2004, 2006 ve 2012, 2014 ve şimdi 2016 yılında proje bazlı teşvik mekanizmaları. Her biri bir öncekine yapılan eleştirilerin düzeltilmesi ile ortaya çıkan teşvikler. Nitekim her birinin sonucunda bölgesel yığılmalar olmuş. Bir miktar yeni yatırımlar yapılmış ama görüyoruz ki ekseriyetle Gaziantep’te rekabet edemeyen firmanın Adıyaman’a, İstanbul’da rekabet edemeyenlerin Anadolu’ya gidişi gerçekleşmiş.

Kalıcı çözüm oldu mu? Görünen o ki pek değil. Yıllar önce Gaziantep’ten Adıyaman’a gidenin halihazırda Şanlıurfa’ya gitmeyi düşündüğü dikkate alınırsa pek öyle görünmüyor. Çünkü asıl mesele endüstrilerin coğrafi yerleşimini değiştirmekte değil, uluslararası ölçekte rekabetçi yatırımları desteklemekte.

**

Girişte de söyledim, paketler ülkesi olduk.

Maalesef bu kadar paket arasında biz iktisatçılar da kayboluyoruz. Zira paketlerin neredeyse büyük çoğunluğu ekonomi ya da ekonomiyi kısa vadede etkileme potansiyeli yüksek uygulamalar içeriyor. Özellikle son 6-7 ayda bu paketlere her gün bir yenisi ekleniyor. Bu yeni paketlerin geçici çözümler sunmak dışında bir ortak noktası da önümüzdeki dönemde kamunun bütçe dengesi üzerinde yaratacağı etki. Türkiye’nin 2002-2010 yılları arasında yarattığı ekonomik gelişme başarısının en temel dinamiği 90’lı yılların savruk bütçe uygulamalarından disiplinli bir bütçe yönetimine geçişi olduğunu unutmamak gerek.

Son olarak her sıkışan noktaya yeni bir paket geliştirmek yerine Türkiye ekonomisinin önümüzdeki yıllarda bir daha kolay kolay “yama paketlerine” ihtiyaç duymayacağı, rekabet gücünü arttıracak, çalışanına, gencine, işverenine daha iyi şartlar sunacak bir uzun vadeli reform programına yönelmesi daha iyi olabilirdi.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum