O kadar da kötü değilmiş

gsym-buyumesi-mart-2017.jpg

@ozlemderici

Son çeyrek büyüme verileri ekonomik aktivitenin düşünüldüğü kadar zayıf olmadığını ortaya koydu. Peki neden her seferinde teknik bir dille krizde olmadığımızı anlatmaya çalıştığımda büyüyen gözbebekleri ve ümüğümü sıkmaya hazır bir güruh ile karşılaşıyorum? Bunun nedeni TUIK’in geniş kapsamlı revizyonlarının bir parçası olan kısa dönemli iş istatistiklerinin henüz revizyona uğramamış olması ve dolayısıyla sanayi üretim endeksinin anlamlı bir öncü gösterge olmaktan çıkması. Bu durum beklentilerin yanlış oluşturulmasına neden oluyor. İkinci önemli neden ise büyümenin genele yayılıp her kesimin hissedeceği bir özellik arzetmemesi ve beyaz eşya ile konuta dayalı iki kesim kaynaklı gerçekleşmesi. Bu iki sektör dışındaki şirketler ekonomik yavaşlamayı en içlerinde hisseden kesimler olduğu için GSYH’nin büyümüş olabileceğine pek ikna olamıyorlar.

Verilere biraz yakından bakacak olursak son çeyrekte ekonomi %3.5 büyüme gösterdi ve yılın ilk 3 çeyreğine yapılan revizyonlarla birlikte toplam 2016 büyümesi %2.9 olarak gerçekleşti. Piyasa beklentileri büyümenin %2-2.5 civarında olması yönündeydi. Benim beklentim ise büyümenin %2’nin dahi altında kalabileceği idi. Ancak özel tüketimin tahminlerimin de ötesinde büyümüş olması toplam GSYH büyümesini yukarılara taşımış durumda.

Özel tüketim 2016 yılının son çeyreğinde %5.72 büyüme gösterdi ve toplam büyümeye 3.45 puan katkıda bulundu. Yatırımlardaki %2’lik büyüme de 0.61 puan getirdi. Böylece stoklar hariç iç talebin büyümeye katkısı 4.1 puan oldu. Üçüncü çeyrekte yaşanan daralmanın ardından iç talepte bir toparlanma bekliyorduk ancak canlanma diğer büyüme göstergelerinin işaret ettiğinden çok daha yüksek gerçekleşmiş durumda. Buradaki bir etken bir önceki çeyreği baz alarak oluşturulan zincirleme endeks metodolojisi. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde de bu yüzden volatilitenin arttığına şahit olabiliriz. İç talebin katkısı bu denli yüksekken dış talebin katkısı ise 0.24 eksi yönde oldu.

Yıllık bazda da iç talep yılı kurtarmış görünüyor ve %2.3’lük özel tüketim, %7.30’luk kamu tüketimi ile %3.0’lük kamu ve özel sektör yatırımına karşılık dış talep tarafında yıllık ihracat katma değeri %2.0 düşüş gösterirken ithalat katma değeri %3.9 artış gösterdi. Yatırım büyümesinin ardındaki kamu ve özel sektör ayrımını yeni serilerde göremesek de inşaat yatırımlarındaki %4.6’lık büyüme ipi göğüslemiş görünüyor.

Yılın geneline baktığımızda yavaşlığı bu kadar içimizde hissetmemizin bir nedeni %2.9’luk büyümenin, 2015 yılındaki %6.1’in ardından gelmesi. Bu yavaşlamanın maliyeti ise Aralık ayında %12.7’lik işsizlik oranı. Görüldüğü üzere %2-%3’lük büyüme oranları işsizlik oranındaki artışın önüne geçmeye yetmiyor.

İkinci neden ise son çeyrekte sanayi sektöründeki %5’lik büyüme ümit verici olmakla birlikte sanayi üretimi istatistiklerini de kapsayan kısa dönemli iş istatistiklerinde beklenen revizyonun yapılmamış olması. Bu durum sanayi üretim endeksi ile GSYH büyümesi altındaki sanayi katma değerinin birbirinden ayrışmasına ve beklentileri oluştururken yanılgıya düşülmesine neden oluyor. Hatırlatmak gerekirse sanayi üretim endeksinden çıkan son çeyrek sanayi büyümesi %2.0’ydi.

2016 yılının son çeyreğinde böyle güçlü bir büyüme görülmesi zincirleme endeks metodolojisi nedeniyle 2017’nin ilk çeyreği için negatif etki getirebilir. Ancak ilk çeyrekte tüketimi desteklemek üzere açıklanan ÖTV indirimi ve iş dünyasını desteklemek üzere açıklanan Kredi Garanti Fonu destekli kredi temini etkisini ilk çeyrekte gösterecektir. %20 civarına yükselen ve yılsonundan daha kuvvetli olan tüketici ve ticari kredi büyümesi de bu beklentiyi destekliyor. Yılın ilk çeyreğindeki tüm belirsizliklere rağmen sınırlı da olsa sermaye girişinin yaşanmış olması yılın tamamına dair büyüme beklentileri için iyi haber. Henüz referandum belirsizliği ortadan kalkmadığı ve politik gelişmeler kaynaklı volatilite riski nedeniyle bu yıl için %3 büyüme beklentimizi değiştirmiyoruz. Ancak 2016 büyümesinin beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi ve yeni yılda devam eden teşvikler nedeniyle büyüme üzerinde risklerin daha çok yukarı yönlü olduğunu eklemek gerekiyor.

Özlem Derici Şengül
ozlem.sengul@spinnegitim.com
@ozlemderici

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum