Ne olacak bu işsizliğin hali?

issizler-ordusu-1-1.jpg

TUIK en son Kasım ayı işgücü istatistiklerini yayınladı ve buna göre işsizlik oranı %12.1’e yükseldi. Bu oran Mart 2010’dan bu yana görülen en yüksek değer. Geçen sene Kasım ayında işsizlik oranı %10.5 ile yine yüksek bir orandaydı ancak bu sene Kasım itibariyle bozulma uzun süredir görülmedik cinsten. Daha yakın dönem gelişmeleri izlemek için verilere mevsimsellikten arındırılmış olarak bakmak gerekiyor. Bu şekilde bakınca da durum hiç açıcı değil. Kasım ayında %11.7 olan işsizlik oranı %11.8’e yükselmiş. Daha dar kapsamlı göstergelerden tarım dışı işsizlik mevsimsellikten arındırılmış bazda %14.1 (önceki ay: %13.9), genç işsizlik oranı ise %21.6 (önceki ay: %20.6) gibi çok çok yüksek bir seviyede.

İşgücüne katılım oranının yükselmesini istiyoruz, ancak burada önemli bir husus var ki işgücü, istihdam ve işsiz sayısının toplamından oluşuyor. Yani her işgücüne katılım artışı istihdam artışı kaynaklı olmayabiliyor. Nitekim Kasım ayında işgücüne katılım oranı Ekim ayındaki %52.4 oranından Kasım ayında %52.5’e yükselmiş. Artışı kutlamadan önce işgücüne yeni katılımın istihdam edilip edilmediğine bakmak gerekiyor. Burayı kontrol ettiğimizde aylık istihdam artışının %0.3, işsiz sayısı artışının ise %1.5 olduğunu görüyoruz. Yani işgücüne yeni katılım olmuş ancak çoğunluğu işsiz kalmış, böylece toplam işgücü içindeki işsiz sayısını gösteren işsizlik oranı da yükselmiş.

Yine mevsimsellikten arındırılmış bazda istihdam artışına bakıldığında önceki aya nazaran istihdamda 70bin kişilik bir artış söz konusu; tarım dışı istihdam artışı ise 64bin kişi. Hiç de az değil diyebilirsiniz ancak mesele şu ki istihdam artışı toplam işsizliği düşürecek nitelikte değil. Sanayi sektörlerinde 34bin kişilik artış görmek olumlu ancak istihdam piyasasının sürükleyicisi konumundaki hizmet sektörlerindeki zayıflık inşaatta 9bin kişilik artış, diğer hizmetlerde  ise 21bin kişilik artış ile kendini göstermiş durumda. Sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için istihdam artışının süreklilik kazanması ve işsizliği düşüş trendine sokması gerekiyor. Öncü göstergelere baktığımızda ekonomik aktivitede ne yazık ki böyle bir ivmelenme görmiyoruz. Yılın ikinci ayı itibariyle kredilerde bir hızlanma olmasına rağmen tüm büyüme göstergelerine yayılmış bir iyileşme yok. Üstüne üstlük ekonomik canlanma anında işe alım hızları ekonomik yavaşlık anında işten çıkarma hızlarının çok altında. Yani ekonomik canlanmayı aynı anda tüm verilerde birden teşhis etsek dahi istihdam piyasasına yansıması gecikmeli olacak. Bu da demektir ki yılın ilk çeyreği itibariyle çift haneli işsizlik oranlarından uzaklaşmayı beklememek gerekiyor. Referandum sonrası politik belirsizliğin kalkması  ve iş dünyası güveninin tazelenmesi yılın ikinci yarısında daha canlı bir istihdam piyasası görmemize neden olabilir.

Özlem Derici Şengül

ozlem.sengul@spinnconsulting.com

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum