Moldova ve Turizmde Markalaşma: MILESTII MICI Örneği

milestii-6.jpg

Markalaşma literatürüne bakıldığında, bir destinasyon marka olmak istiyorsa;
1- Tarihi ve kültürel varlıklar
2- Doğal güzellikler ve
3- Coğrafi ürünler üzerinden bu amacını gerçekleştirebilir.
Bu yazıdaki örneğim; Dünyanın en küçük ülkelerinden biri olan Moldova’nın etrafı bağlarla çevrili Mileştii Mici köyüne aittir.

Mileştii Mici yukarıda belirttiğim markalaşma unsurlarından “coğrafi ürünler”i kullanan çok önemli bir örnektir.
Mileştii Mici çok büyük bir yeraltı şarap mahzenidir.
Mileştii Mici’de bulunmam 2015 yılında idi…
Moldova’ya bilimsel bir kongreye katılmak üzere değerli meslektaşım Doç. Dr. Cem Okan Tuncel ile gitmiştik. Pek çok ülkede olduğu gibi, Moldova’da da kongre turizmi ekonomi içinde önemli bir yer tutmaktadır.
Hemen hemen her kongre faaliyetinde olduğu gibi kongre bünyesinde o yörenin önemli turistik değerlerini içine alan çeşitli geziler düzenlenmekte idi.

Bu gezi faaliyetini öğrendiğimde aslında bir şarap mahzeni ziyareti hiç ilgimi çekmemişti. Yalnız kongreyi düzenleyen hocalarımızdan biri bunun bir şarap mahzeni gezisi olmaktan çok öte bir şey olduğunu ve bizler için gizemli bir deneyim olacağını söyledi.

Ve biz de katılmaya karar verdik. Moldova’nın başkenti Kişinev’den yola çıktık ve geniş bir alana geldik. 20’şer kişilik iki minibüsümüz vardı ve İngilizceyi çok düzgün konuşan rehberlerimiz de yanımızdaydı.

Bir minibüsün girebileceği bir tünel başlangıcı gibi bir yere geldik ve buradan yerin altına doğru kilometrelerce gideceğimiz söylendi. Aracımız rehberimizin tanıtımları beraberinde yerin altına doğru inmeye başladı. Belirli bir süreden sonra yolun sağında ve solunda (yol tek bir aracın geçiş yapabileceği büyüklükte idi) devasa şarap fıçıları görmeye başladık.

Aracımız ağır ağır ilerlerken nispeten daha geniş bir alana vardık ve burada araçlarımızdan indik. Bizi rehberlerimiz çeşitli ve kimisi kilitli şarapların şişe içinde dinlendirildiği, yıllandırıldığı yerlere götürdü. Burada Amerikalı meşhur bir ailenin özel mahzeninden tutuverin Çin’in üst düzey ailelerinden birine ait şarapların olduğu yerler gösterildi.

Daha sonra tekrar araçlarımıza bindik ve biraz daha yerin altına indik.
Kıvrıla kıvrıla yer altında gidiyorduk.
Sonra yine bir yerde araçlarımız durdu ve rehberlerimiz bizi tahtadan yapılmış bir duvar bloğunun önüne getirdiler. Rehberlerimiz bize gülerek haydi bakalım bu tahta duvarın açılmasını sağlayalım dediler. Hani o meşhur söz vardır ya, AÇIL SUSAM AÇIL!, haydi hep birlikte söyleyelim dediler. Orada bulunduğumuz grup da (geneli pek ciddiye almamış olsa da) bağırarak açıl susam açıl dedi ve o muhteşem an gelmişti. Tahta blok aynı masallarda olduğu gibi yavaş yavaş açıldı.

Açılır açılmaz yerel kıyafetleri ile tahta bloğun hemen arkasında bizi bekleyen müzisyenleri o güzel müzikleri ile karşımızda gördük ve kapıdan içeriye sıcak bir karşılama ile alınırken tarih kokan büyük bir oda içinde hazırlanmış çok büyük ve özenli bir yemek masası gördük. Elbette üstü o yöreye özgü yiyecek ve içeceklerle doluydu.

Tahmin edeceğiniz üzere müzikler eşliğinde çok güzel ve özel, hatırda kalıcı ve başkalarına aktarılabilir bir deneyim yaşadık. Ve bizleri uğurlarlarken de o yöreyi hatırlatacak ambalajları içinde hediyeler verdiler. Aradan iki yıl geçmesine rağmen Mileştii Miçi Bölgesi ve orada bir turist olarak yaşadıklarımız akılda kaldı. Küçücük bir ülkenin küçük bir bölgesinin sadece yerel bir ürünü üzerinden o destinasyon markası ile ilgili bu kadar fazla akılda kalıcı olması gerçekten takdire şayan bir örnek. Bir başka yazımda görüşmek üzere…

Doç. Dr. Çağatan TAŞKIN

cagatan@gmail.com

 

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum