Anket doldur para kazan!
Aksoy Araştırma

Mikro Ekomonitör

ekonomi-kalkinma.jpg

Ekonomi ve kalkınma politikaları gün geçtikçe daha karmaşık ve incelikli hale geliyor. Tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar fazla şirket ve ülke, ekonomik üstünlük için küresel rekabetin bir parçası haline geldi. Artık her ülke daha kaliteli iş gücü yaratmaya, üretimindeki teknoloji yoğunluğunu arttırmaya, yabancı yatırımcılar için çekici hale gelmeye, ekonomilerini daha üretken hale getirmeye kısacası rekabetçilik kapasitelerini arttırarak pastadan daha büyük bir pay almaya çalışıyor.

Kuşkusuz bu durum Türkiye için de geçerli. Bundan 20 sene önce Türkiye’nin ihtiyacı olan rekabet kurumu gibi temel bir ihtiyaç iken şimdi Türkiye yıllık toplam faktör verimlilik büyümesinin 1.1 puan olması için gerekli olan sofistike ekonomi ve kalkınma politikalarını uygulamaya çalışıyor.

Kalkınma politikaları daha karmaşık hale gelirken bir yandan da Dünya’da çok büyük çaplı siyasi ve teknolojik değişimler oluyor. 90’larda hakim olan Batı’nın öngördüğü liberal demokrasi ve kurumlarının yarattığı düzenin muzaffer havası yerini demokratik yollarla seçilmiş liderlerin kurumları ve sistemleri tehdit ettiği bir korku havasına bırakıyor. Öte yandan, her alanda ilerleyen teknoloji, üretimin ve paylaşımın bütün dinamiklerini değiştirecek sonuçlar üreten yeni mega trendler oluşturuyor.

Bütün bu değişimler olurken tabii ki gelir adaletsizliğinde küresel seviyede görülen artış, insanların temel hizmetlere olan erişiminin gün geçtikçe bir hak olmaktan uzaklaşması, yükselen popülist yönetimlerin ön plana çıkarttığı ülkelerin ekonomik olarak aşırı korumacı ve dışa kapalı bir düzene geçişi gibi gelişmeler, sosyal adalet üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor.

Bu karmaşa içerisinde olan başka bir şey ise, ekonomi ve kalkınma alanında yapılan tartışmaların kamuoyunun ortak konusu olmaktan giderek uzaklaşması. Türkiye’de bugün sanayi 4.0, inovasyon politikası, küresel değer zincirlerine entegrasyon gibi konular neredeyse tamamen kamunun ve akademinin ilgi alanında kalmakta. Oysa ki bu büyük konular ve gelişmeler, orta ve uzun vadede Türkiye ekonomisini yakından ilgilendirmekle beraber bizlerin gündelik hayatına dair önemli sonuçlar içermektedir.

Tabii ki bu konuların geniş kamuoyu tarafından tartışılmıyor oluşu çok da şaşırtıcı bir sonuç değil. Şu anda ekonomi gündemimiz kaçınılmaz olarak döviz kuruna ve faizlere odaklanmış vaziyette. Çok normal zira ödenmesi gereken borçların vadesi var ve size doğru hızla yaklaşan ödeme günü dururken, diğer konular kimsenin umurunda değil. Şu anda ekonomi gündemi bir makro ekonomi ablukası altında.

Ama bu durum mikro ekonomi ve diğer konulardan vazgeçeceğimiz anlamına gelmez. Dünya’da ve Türkiye’de olan değişimleri tartışmak ve uygulama stratejilerini belirlemek zorundayız. Etrafımızda olan biteni anlamlandırmak için ben de Dünya’da olan son trendleri, yeni kalkınma politikalarını ve bunların gündelik hayatımıza etkilerini Ekomonitör aracılığıyla anlatmaya çalışacağım.

Yazıyı paylaşın:

Can Selçuki Hakkında

Can Selçuki Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü tamamladıktan sonra Bocconi Üniversitesinden Ekonomi ve Sosyal Bilimler alanında yüksek lisans eğitimi almıştır. Şu anda pazar araştırma ve büyük veri analizi yapan İstanbul Ekonomi Araştırma şirketinde Genel Müdürlük görevini sürdürmekte ve aynı zamanda Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi (EDAM) yönetim kurulu üyeliği yürütmektedir. Daha önce, Dünya Bankası Ankara ofisinde 4 yıl olarak ekonomist görevini sürdürmüştür. Bu görevi sırasında Türkiye ve Azerbaycan'da kamu ve özel sektör ile rekabetçiliğin arttırılması alanında çalışmalarda bulunmuştur. Bu kapsamda bölgesel kalkınma, rekabet ve inovasyon politikalarına odaklanıştır. Dünya Bankasına katılmadan önce 3 sene boyunca Büksel merkezli Avrupa Politikaları Çalışmaları Merkezinde (CEPS) ekonomist olarak çalışmıştır. Türkiye’de ticaretin rekabetçiliği, bölgesel rekabet ve inovasyon politikaları üzerine makale ve raporları bulunmaktadır.

Top
big data blogu